• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Trabzon 9 °C

Bunlar Amerika’nın oyunları…

Şükrü Üçüncü

  Cem Yılmaz’ın çok tartışılan Kara Komik Filmlerinden birincisini izledim… Kendisinin tüm filmlerini daha önce sinemada izlemiş biri olarak ilk kez bir filmini sinemada izleyemedim… Bu da bu yıl ki çalışma tempomdan dolayı…
Geçtiğimiz günlerde Netflix’e yüklenmiş… Hepinize tavsiye ederim…
Film bitti ve bu yazıyı yazmak aklıma geldi…
İlk aklıma gelen..?
Neden bu kadar eleştirildi bu filmler… Ya izleyen hiçbir şey anlamadı? Ya da Cem Yılmaz’ın tüm filmlerinde her sahne bir espri vardı da ondan… Diğer ihtimal kıskançlık…
                                                             ********* 
Birinci film…
Ayzek’in hikayesinde çok iyi bir konu işlendi… Güçsüz insan bir anda güce sahip olursa ne olur… Bence bu konuyu çok iyi anlattı… Günümüz Türkiye’sinin aslında direk olarak bir röntgenini yansıttı film…
Şu ülkemizin her köşesinde birilerine yalakalık olsun diye ispiyonculuk yapan insanlar yok mu kardeşim..? Küçük küçük menfaatleri için büyük dostluklarını satan… Paraya, güce biat eden şahsiyetler ile dolu değil mi ülkemiz…
Yok mu diyeceksiniz…

İzlemeyenler için hikayede Ayzek şehirlerarası arabalı vapurda çalışmaktadır, kullandığı bir madde nedeni ile hayal görür ve bu hayalde de en iyi dostlarını patrona el altından satar… Kendi çıkarları doğrultusunda bir takım suçlar uydurur ve arkadaşlarını işsiz bırakır, sonuç olarak artık geminin her şeyi olmuştur… Kaptanı da dahil…
Hadi filmden çıkalım ve günümüz Türkiye’sine gelelim… Daha dün Ergenekon, Balyoz gibi uyduruk davalarda gizli tanık adı altında gücü eline geçirmek isteyen insanlar ellerinden gelen her türlü sahteciliği yaparak bir kısım kişilere iftira atmadılar mı..?
Bir şirkette yönetici olmak için kırk dalavere yapan bir arkadaşınız olmadı mı..? Hiç mi tanımadınız böyle adam… Sırf bir simit daha fazla yemek için patronaj kısmına her türlü yalakalığı yapan arkadaşlarını satan ispiyoncu hayatınızda olmadı mı?
Benim oldu… Sizin de olmuştur…
Birinci filmin bu denli tepki almasının tek bir sebebi var… İzleyenlerin çoğu kendisini gördü filmde kardeşim…
Ayzek oldular… Oturdukları makamlara gelmek için kırk tane fırıldaklık yaptılar geldikleri şekli iyi biliyorlar… Bunu garson Ayzek’le tekrar yaşayınca veryansın yaptılar… Yüzleştiler içlerinde ki Ayzek’le…
Kara Komiklikte şurada…
Ayzek aslında sevginin önemini öğrenmesi gördüğü hayal ile olması… Düşünsene 14 yıl çalıştığın gemideki adamların değerini kaybettiğinde anlıyorsun… Ayzek, Çarkçıya (Zafer Alagöz’e) dua etsin o maddeyi içmese sevgiyi öğrenemeyecekti… (Şimdi maddeleri övüyor diyecekler… Her türlü maddeye karşıyız…)
                                                       ************

İkinci film…
  Zaten onun hayal ürünü olduğunu Ayzek’in maddeyi aldıktan sonra gece karanlığında gökyüzünden ucan cisim olarak görmesinden anlıyoruz… (Konuya geleceğim)
Bir kere espriler muhteşem… Küçük bir vakide bu denli espri yüklenmesi bence büyük bir başarı… Hikayede kaçamak yapmaya giden dört kişinin başından geçen sıradışı fantastik bir öyküye yer vermiş…
Adamlar bir otele giderler masaj falan yaptıracaklar oradan da bir kaçamağa girecekler… O ara Zafer Alagöz’ü uzaylılar kaçırır…
NASA, ABD olay yerine gelir… Ben bu kadar ustaca ABD ile kafa yapan bir Türk filmi daha izlemedim… Bir sahne var dört oyuncu çoban elbisesi giyer ve havada asılı kalan Uzay Gemisinin altında NASA’nın yetkilisi ile görüşürler…
Abi bu sahneye çok güldüm… Aklıma şu hikaye geldi… Bir hikaye vardır; Ankara Esenboğa Havalimanı yapılacaktır uzmanlar araziye gelir ve inceleme yapar o sırada bir çoban gelir hayırdır diye sorar uzmanlar da havaalanı yapacağız derler… Çoban, “Burada rüzgar çok olur… Demir kuşu zorlar…” der… Uzmanlar çobanla kafa yapar… Sonrası malum Havalimanının olduğu yerde her yıl rüzgar yüzünden rötarlar gerçekleşmektedir…
Yani Cem Yılmaz’ın bu hikayesini buna benzettim… Çoban elbisesi kepenek olarak düşündüğüm o elbiseleri giyenler NASA’nın yetkilisi ile duman ile iletişim kurarlar… Dumanda da iyi bir çakma var aslında… Demek istemiş ki, “Ulan Amerikalılar siz bu kadar güçlüyken Kızılderilileri yok ettiniz ama bak uzaylılar onlardan öğrendikleri dumanla sizinle mesajlaşıyor…”
                                                  ***********
  Üst tarafta belirttim nereden anladım hayal ürünü olduğunu… Ayzek birinci filmde maddeyi kullandıktan sonra kaptan olur ve köprü üstüne çıkar… (Gemici terimi) Orada havaya bakarken yan tarafta bir cismin kaydığını görürüz ikinci bölümde bu gezegenin Kaçamak yapanlarını kaçırdığını görürüz…
Olay budur…
Unutmadan hikayenin ana akım mesajı yine maddiyat uğruna sevgiyi öldürmesini anlatmaktadır…
                                                         ************

   Demem odur ki, hikaye çok iyi diğer sahneleri anlatmayacağım Netfilix’de izleyin kardeşim… Bence bu Cem Yılmaz’a saldırmalarının tamamen altında kıskançlık var… Zafer Alagöz ve Can Yılmaz’ı da özellikle iyi izleyin derim… Yıllardır tiyatro sahnelerindeyim şu kıskançlığımız hiç gitmedi…
Adam Türkiye’de güzel işlere imza atıyor bırakan abi bir şey atmayı…
Bunlar hep Amerika’nın oyunları…

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.