• BIST 98.705
  • Altın 220,304
  • Dolar 5,3414
  • Euro 6,0616
  • Trabzon 8 °C

BURAK YILMAZ

Ali Osman Aktaş
  İlk olarak, hiçbir şekilde verim alamadığı dönemin müthiş golcüsü Gökhan Ünal’ın, Fenerbahçe’ye satışında fark etmişti Türkiye onu. 
Trabzonspor, büyük umutlarla aldığı ama bir türlü istenilen seviyeye getiremediği ve durdukça da değeri hızla düşen Gökhan Ünal’ın satışından hem şaşılacak derecede yüksek miktarda bir para olan 3 milyon 250 bin avro kazanıyor hem de bu paranın yanında  seneler boyunca para kazanabileceğini asla ummadığı,  kimsenin dahi düşünemeyeceği bir futbolcuyu, Eskişehir’de kiralık olarak oynayan Fenerbahçe’nin sözleşmeli golcüsü Burak Yılmaz’ı bedavaya kadrosuna katıyordu.
Önceleri kimse anlayamadı. 
Trabzonspor’a böyle bir futbolcu gerekli miydi? Fenerbahçe’nin kadrosunda dahi tutmadığı ve Eskişehir’de bile kiralık oynarken kadrosuna girmekte zorlandığı Burak Yılmaz’ı Trabzonspor’a kim getirmişti. Herkes bu soruyu birbirine soruyor ama Burak Yılmaz’ı Trabzonspor’a kim neden getirdi çözemiyorlardı bir türlü.
Hatta Trabzonspor asbaşkanı Hayrettin Hacısalihoğlu’na kızanlar bile oldu. Daha önceleri Beşiktaş forması giymiş ama bir türlü kendini gösterememiş, oradan hatır gönül bin bir rica minnetle Fenerbahçe’ye gelmiş fakat orada da bir varlık gösteremeyerek sene başında Eskişehir’e kiralık olarak gönderilmiş bir futbolcu Trabzonspor’a ne verebilirdi ki?
Bir bomba mıydı yoksa Trabzonspor’un başına konmuş bir talih kuşu muydu? 
Kimse çözemiyordu o an.
futbol1903-2016111175934-632x314-burak-kafa-karistirdi-1478819890310.jpegBir futbolcu gelmişti Fenerbahçe’den ama bakalım Trabzonspor’da oynayabilecek miydi?
Daha önceleri Fenerbahçe’ye transfer edilen Abdullah Ercan ve Ogün Temizkanoğlu ile Aurelio (Mehmet) gibi isimlere bakıp da rövanş olarak Burak Yılmaz’ın Fenerbahçe’den üstelik de bedelsiz olarak alınması taraftarlarca futbolculuk kumaşı çoktan kesilip biçilip de askıya asılmıştı bile.
Bu adam Trabzonspor’a faydalı olamaz.
Sessiz sedasız ara transferde geldiği Trabzonspor’da hocası Şenol Güneş tarafından ısrarla forma veriliyor, fakat o da Şenol Güneş’i mahcup etmek istercesine her forma alışında da saç baş yolduruyordu. Tribünler kızıyor, öfkeleniyor ama Şenol Güneş de ısrarından vazgeçmiyordu. 
Çünkü onu oynattığı taktiğin en iyi bire bir pivot golcüsü olarak görüyordu.
Şenol Güneş ısrar ediyor, onu oynatıyor, o da inat ediyor, gol atmıyordu.
Takımda Teofilo Gutierrez varken hatta Yattara bile varken Burak Yılmaz’ın ısrarla forma alması devamlı ofsayta düşüp çoğu kez altı pastta, üç adımda, on sekiz içerisinde topu, autlara atması kaleciye nişanlaması tribünlerde zaten mide spazmı geçiren taraftarları iyice daraltıyor kalp krizi geçirtebilecek durumlara kadar sokabiliyordu.
Her puan kaybedilen maç sonrası Şenol Güneş de Burak Yılmaz’la birlikte tribünlerden nasibini alıyor ama Şenol Güneş de sanki onu aile kütüğüne yazdırmış evladı yapmış gibi ısrarla oynatmaktan da vazgeçmiyordu Burak Yılmaz’ı.
O sezon sonunda 11 maçta sadece 3 gol atabilen Burak Yılmaz’ın, o muhteşem Trabzonspor’un bir sene sonraki kadrosuna girmekte bile zorlanır diyenler olmuştu. 
Ama o Burak Yılmaz, Trabzonspor’un 2011 sezonu şampiyonluğunda ne kadar ofsayte düşse de ne kadar gereksiz şekilde topu kale çizgilerinden içerisine değil de dışarılara atsa da Şota Arvaledze’den yıllar sonra 33 golle Türkiye Süper Ligi’nin gol kralı oluyordu.
Şenol Hoca bile belki bunu beklemiyordu.  O sadece elindeki pivot golcüsünün bir gün patlayacağına inanıyor tribünlerin o kadar nahoş ve incitici tezahüratlarına rağmen Burak Yılmaz’dan vazgeçmeyerek ne derece isabetli bir karar verdiğini Türk Spor Camiasına duyuruyordu.
Şenol Güneş sabırla, inatla verdiği formanın hakkını onun gol kralı olmasıyla kazanıyordu.
İşte her şey de ondan sonra başladı.
Önce Fenerbahçe Kulübü yöneticileri birbirlerine girdi. Sonra taraftarlar yöneticileri ki Fenerbahçe yönetim kurulunu ticareti bilmemekle, futbolcuyu tanımamakla hatta futboldan anlayamamakla suçlamaya başlamıştı. 
 
Aziz Yıldırım, üç buçuk milyon avro verdiği Gökhan Ünal’dan faydalanamadığı gibi Trabzonspor gibi bir rakibine de bir gol kralını bedavadan vermişti. Herkes sus pus içerisinde Trabzonspor’da göz kamaştıran golcüyü, birbirlerine kızarak izliyordu.
Beşiktaş taraftarları ise daha önce kendilerinde olan Burak Yılmaz’ın neden elden çıkarıldığını yönetime soruyor yönetim ise uzak görüşlü olamamanın verdiği pişmanlıkla da Burak Yılmaz’ın gollerini hayıflanarak seyrediyordu.
 
Bedavaya gelen Burak Yılmaz, değişik psiko sosyal şartlar içerisinde sözleşmesini yenilemeden 5 milyon avroya serbest kalır maddesini de kullanarak Galatasaray’a kaçtığında, Trabzonspor aslında çok da güzel bir para kazanıyordu.
Taraftar kızdı, bağırdı, çağırdı, her tür söylemi söyledi ama dönemin Avrupa’sının her takımında oynar diye gösterilen Selçuk İnan bile Galatasaray’a giderken Trabzonspor o kadar bonservis bedeli ödeyip de aldığı bu futbolcusundan tek kuruş dahi kazanamazken bedavaya Fenerbahçe’den getirdiği Burak Yılmaz’dan tam tamına 5 milyon avroyu kasasına indiriyordu.
Elden kaçmıştı Burak Yılmaz ama Trabzonspor’a vefa borcunu avrolarla ödemeye devam ediyordu. Edecekti de.
Fenerbahçe’ye nazire yaparcasına. 
 
Çok geçmeden de üç buçuk yıl sonra ne düşündü ne yapmak istedi pek anlaşılamadı ama Galatasaray’dan 8 milyon avroya Çin’in Beijing Guoan takımına transfer olduğunda hop Trabzonspor kasasına tamı tamına 2 milyon avro daha girdi.
Allah Allah ne güzel iş. Galatasaray’ın bir futbolcusu başka bir ülke takımına transfer olurken Trabzonspor’a durduk yerde para kazandırıyordu. 
Karalahananın yanında mısır ekmeği gibiydi Burak Yılmaz, Trabzonspor için.  Trabzonspor’la hiç ilgisi olmadığı zamanlarda dahi transfer bedeli olarak kulübe devamlı para yağdırıyordu.
Yetmedi. İki yıl sonra Trabzonspor’a gelmek istiyorum dediğinde yönetim tarafından 3 milyon 200 bin avroya geri alınıyor belki de şartlar ya da sistem gereği ona sadece kulübün anahtarlarının verilmediği kalıyordu ama o yine de gollerini atmaya kaldığı yerden devam ediyordu.
 
Metal yorgunluğu diye bir kelime kazandırılmıştı Yeni Türkiye (!) gündemine. Burak Yılmaz da bu sendromu yaşamaya başlamıştı Trabzonspor’da. Büyük ihtimalle de Burak Yılmaz’ın Trabzonspor’da var oluşunun zaruri gereksizliği onun aslında yıllar öncesinden bu kulüpte tamamladığı misyonunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.
Yönetim de daha fazla üstelemeden ondan son bir kez daha para kazanarak Beşiktaş Kulübü’ne sattığında gayet güzel bir transfer ücretini kasasına koyuyordu. 900 bin avro. Burak Yılmaz’a yıllık bonuslar hariç 34 milyon Türk Lirası ödemekten de kurtulan yönetim ne kadar isabetli bir transfer yaptığını bir müddet sonra daha iyi anlayacaktır.  
Yıllar öncesinde, Trabzonspor Kulübü’nden içeriye ilk adımını atıp da sahada acemi bir futbolcu görüntüsü veren Burak Yılmaz, her ne kadar o zamanlar ve şimdiki zamanlarında da tribünler ve de yönetim tarafından çoğu kez Ganita’dan aşağı atılmak istendise de o bir türlü Trabzonspor’a para kazandırmak sevdasından vazgeçmiyordu.
5 milyon avro, 2 milyon avro ve en sonunda da 900 bin avro; Burak Yılmaz’ın Trabzonspor’a kazandırdığı gerçek ve canlı paralardı. 
Düşünmek lazım, kim hangi futbolcu Trabzonspor’a bu kadar paralar kazandırdı?
Bir transfer öyküsünün katlanarak yoluna devam eden temel figürü gibiydi Burak Yılmaz Trabzonspor için. İhtimaller dâhilinde bedavaya kapıdan içeriye davet edilen bir futbolcunun Trabzonspor’dan ayrılsa bile başka kulüplerdeyken yaptığı transferlerinden dahi para kazandığı bir markaydı.
 
Eğer futbol piyasası, transfer borsasından en iyi neticeleri alabilmekse, Burak Yılmaz da bu tabelada Trabzonspor için her zaman en iyi marka olmuştu.
Şimdi gel de böyle bir futbolcuya kız…
Ey cuzel Allahum hapu PURAK pi transfer daha yapar mu…..
 
  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.