• BIST 98.028
  • Altın 258,299
  • Dolar 5,7049
  • Euro 6,3986
  • Trabzon 20 °C

Büyükşehir köylerde Atık Su bedeli alamaz!

Yer KULAK

  Türkiye’de en uzun süre valilik özel kalem müdürlüğü yapmış isimlerden biri, Trabzon Valiliği eski özel kalem müdürü Hasan Kamber’dir. Kamber,10’a yakın valiye özel kalem müdürlüğü yapmış bir isimdir. 
  Kamber, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından, ‘Kanalizasyon hizmeti olmayan yerde atık su bedelinden bahsedilmez’ başlığı ile Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bir kararını paylaştı. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2018/7147 sayılı kararında, ‘Kanalizasyon hattı olmayan, Belediyelerin kanalizasyon hizmeti vermediği mahallerde, köylerde abonelere tarifeler yönetmenliğindeki düzenleme uyarınca kanalizasyon hizmeti verilmiş gibi atık su bedeli tahakkuk ettirilmesi hukuki dayanaktan yoksundur’ ifadeleri yer alıyor. 
buyuksehir-(2)-001.jpg  Yargıtay 3. Hukuk Dairesi diyor ki; ‘Belediyeler ancak ve ancak kanalizasyon hattı ve kanalizasyon hizmeti olmayan yerlerden atık su ücreti alınamaz’…
Hasan Kamber, paylaşımına bir de Trabzon ili genelinde arıtmayla sonuçlanan kanalizasyon hattı bulunmayan, ilçelere bağlı mahallelerin  (köylerin) adlarını yazdı.
Hasan Kamber, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin abonelerden yasa dışı olarak tahsil etmiş olduğu atık su bedellerine karşı vatandaşın dava açma hakkı bulunduğunu belirtti.
  İYİ Parti Belediye meclis üyesi Davut Çakıroğlu da önceki gün bu olayı meclis gündemine getirmişti. 
***

  Geçen yıl bir ara Trabzon’un büyükşehir olmadan önce köy statüsünde olan, Büyükşehirle birlikte mahalle olan yerleşim birimlerinde yaşayanların ve mülk sahiplerinin büyükşehir yasasının uygulanması ile birlikte mağdur olacaklarını belirtmiştik. Ve birkaç örnek de vermiştik. Köylerde tuvaletler, fosseptik çukurlarına bağlıdır. Kanalizasyon sistemi yoktur. Yine köylerde, kuyu ve dere suyu ile bağ bahçe sulanır. Köylü bağını bahçesini sulamak zorundadır. Büyükşehir yasaya göre buralardan atık su bedeli alacak. Bu durumda köylü bağını bahçesini tarlasını sulayamayacak, bu yasa mutlaka değiştirilmeli mealinde görüş belirtmiştik. 
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bu kararı sonrasında Büyükşehir Belediyesi, eskiden köy statüsünde olan mahallelerden atık su bedeli ve bağ bahçe sulanmasında kullanılan dere ve kuyu sularından para alıp almayacağı merak ediliyor. 

*****

 

  O; Türkiye’de komünistleri devlete gammazlamayı meslek edinmiş biridir!
Suriye’nin Bekaa Vadisinde PKK’nin teröristbaşı Abdullah Öcalan’la birlikte görülmüşlüğü vardır. 
Hatta Apo’nun buna ateşli bir şekilde kırmızı gül uzatmışlığı bile vardır. Ne demekse artık!
Türkiye İşçi Partisinin adını mundar etmiştir. Sarı kırmızı bayraklarla kâh Maoist, kâh Stalinist görüntüler vermiştir. Türkiye’nin kurtuluşunun milliyetçi sol sosisli Kürt teröristlerin silahlı devrimiyle olacağını düşünecek kadar da ahmaktır.
Eh, Hindistan’da maymuna bile tapanlar olduğuna göre.
90’lı yıllarda MKE'nin Kırıkkale’deki silah depolarından PKK’ya silah sevkiyatı yaptırtmış ve sonra da depoları havaya uçurtmuştur. 
Hiçbir zaman % 1’lik oy oranına ulaşamamıştır. 
Türkiye’ye tek faydası her seçim sonucunda bize ondalıklı sayıları hatırlatmasıdır.
AKP iktidarı devrinde Silivri’yi boylamış ve gazetecilere ‘’Kanunsuzlar!’’ diye ötmüştür. Sonra itirafçı olup hürriyetine kavuşmuştur.
Türk komünistlerin cehennemdeki zebanisidir bu!
Tek işe yaramışlığı, 15 Temmuz tantanasında Kemalist molozlara ofsayt çizgisini bozmamalarını söylemesidir.
Cumhurbaşkanı adayı bile olmuştur bu ülkede. 
19 Mayısın 100’üncü yılında reisül ümera ile Samsun rıhtımına çıkmıştır. 
Bunun partisinin adı da Vatan’dır!
(Metin KONDEL)

*************

Mesele dinde değil mesele dini kullanma şeklinde!
Tanrı ile ilişkinizde yol gösterici olarak kullanıyorsanız bu kimseyi ilgilendirmez.
Beni kandırmak, iktidarınıza dayanak yapmak, hırsızlığınıza kılıf yapmak, şehevi arzularınızı kışkırtmak, cebinizi doldurmak..vs için kullanıyorsanız o zaman dur demek zorundayım.
Hele birde Tanrı yetkisini kullanarak kendinize yakın kişileri şehit ilan ederseniz dur demekle kalmam sizinle aynı dinde olmadığımı ilan ederim.
İşte modernite devrimi yani 1923’te başlayan süreç benim dinimi bana bırakan süreçtir. 1946’da başlayan partilerin dini kullanma ile iktidara taşınması süreci İslam’ı uyulan bir inançtan, kullanılan dine adım adım taşımış ve böylece saflığını yok etmiştir.
Mursi ölmüştür; şehit midir değil midir karar Tanrı katınındır. Bizi hiç ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren aldığı kararlarla İslam’ı dünyaya yobaz bir din olarak ilan etmiş olmasıdır. Demokrasi açısından bakıldığında %25 oyla seçilen ve ordu darbesi ile iktidardan uzaklaştırılan bir siyasetçidir ve darbe yanlıştır. Öte yandan asker el koymasa Mısır Mursi’nin elinden seçimle kurtarılabilir miydi?  Asla! Çünkü demokrasiyi iktidara götüren tramvay olarak kullanan Dinciler İslam’ı iktidar yaptıklarına inanırlar ve iktidarı bırakmak haram olur.
Din siyasetin motifi değildir; ne Ekrem İmamoğlu ne diğerleri için.
Ezcümle “Bu bize büyük bir ders olsun”.
Karadenizliye idam sehpasında son sözünü söyle dendiğinde demiş ya “Bu bağa boyuk ters oldi”.
(Mahmut Haydar USTAOĞLU)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.