• BIST 98.829
  • Altın 220,747
  • Dolar 5,3504
  • Euro 6,0702
  • Trabzon 8 °C

CAMİ DUVARI REKLAM PANOSU MU?

Osman Necip SEVİNÇ

  Tarihi Hacı Kasım Camisinin Yavuz Selim bulvarına bakan cephe duvarında, Diyanet İşleri Başkanlığının Umre programının tanıtımı var! Duvara tabela asılmış!
Sonuçta Umre seyahati, gidenler için bir ibadet eylemidir. Ama götürenler içinse ticari bir faaliyettir. Bu açıdan umreye götüren Diyanet kurumu da olsa; bedava götürmez. Ücretlidir ve kar amaçlıdır.
Üstelik Umre için pek çok özel şirket te seyahat düzenlemekte olup, belki de mensuplarından bazıları aynı caminin cemaatidirler de! Onlarda elbette reklam yapabilirler. Yapıyorlardır da… Ama cami duvarını kullanmaları söz konusu olamaz… Parasını verip diğer reklam enstrümanlarını kullanırlar.
Diyanet yetkilileri daha dikkatli olmalı. Hak, hukuk, adaletin gözetilmesi bir yana, cami duvarının reklam panosu veya ilan tahtası olarak kullanılması kabul edilemez. Şahsen benim iman tahtam bu görüntüden sızladı… Ayrıca “Allah’ın mescitlerini temiz tutun…” emrine de uygun düşmüyor.
Bunlar ayrıntı olarak kabul edilemez. Zira ayrıntı değildir. Ancak ayrıntı olduğunu bir an için kabul etsek bile söz konusu kurumların “Esas” karşısında ki durumlarını anlatır.

cami-duvari.jpgBeklediğimiz biraz dikkat, ihtimam. Kurumların da bizden beklentisi biraz hoşgörüdür. Ancak bu hoşgörü bir tarihi caminin görüntü kirliliği söz konusu olunca, geçmez. Aynen diğer devlet kurumlarımızdan da aynı dikkat ve intizam ile ihtimamı bekliyoruz. Örneğin Uzun Sokaktaki 1 nolu sağlık ocağı ve aile hekimliğinin bulunduğu yerdeki eski doğum evi tarihi binasının çevre duvarına asılan tıbbi bez afişlerin kirli görüntüleri hiçbir üst düzey idarecinin dikkatini çekmez. Bari belediye ve turizm müdürlüğü çalışanları görse ve müdahale etse… Neyse ki Trabzon’umuz da Dr. Hakan Usta Bey gibi bir değerli sağlık başkanı görev yapıyor. İnşaAllah bu sesimi duyacaktır.
Sanırım meramımı anladınız. Her şeyi belediyeden beklemek yerine tüm kamu kurum ve kuruluş idarecilerinin kendi çevrelerine kirlilik değil güzellik katacak eylemlerin içinde olmaları gerekir.
Bu arada Umre ve Hac seyahati yapacak bütün din kardeşlerimize de hayır ve selamet dileklerimi sunuyorum.

ADALET
Yine tefekküre daldım. Bu Dünya’mız kaos içerisinde. Gittikçe daha da kargaşa, karışıklık ortamı Dünya’yı sarıyor… Medeni dediğimiz Avrupa çöküntü sürecine girdi. Irkçı, fanatik milli duygular önlenemez bir yükselme trendin de… Bu eğilimin yanında dinden, güzel ahlaktan uzaklaşmak da moda oldu. Bunlar gençlik hezeyanları, paranoya ve saçmalıklar diye geçiştirilecek boyutu çoktan geçti.
Kısa geçeceğim… Peki, Dünya’da düzen nasıl sağlanabilir?
Bence adaletli olunarak sağlanabilir. Peki, adalet nasıl sağlanır? Evet! Adalet, güçlü olanın değil, haklı olanın yanında olunarak sağlanır. Anlaştık mı?
Örneğin, İslam hukukuna göre de geçerli hukuk düzenine göre de kişi hangi makamı, hangi sıfatı işgal ederse etsin, gerçek mülk sahibinin rızası olmadan onun malına el koyamaz. Peki, uygulamada kamu yararı veya başka özel nedenlerle bazen kişi hakları ihlal edilmiyor mu? Veya vatandaşın atasından kalan arazisine imar kanunu çerçevesinde bir kara kalem ile “yeşil saha yaptım bu arazini” demek ne kadar adaletli? Yeşil saha yapacaksan vatandaşın rızasını alır, parasını adaletli verir, istimlak eder ve kamunun istifadesine sunarsın… İşte adalet budur. İnsan hakları çerçevesinde bu örnekleri binlere ulaştırmak mümkün… Dünya’da küçük bir azınlık kaymaklı yaşarken, diğer insanların aç, sefil, mağdur hali görmezden gelinirken, güçlülerin hukuku geçerliliğini korurken, biat etmiş dalavereci, dalkavuk, menfaat düşkünleri artarken Dünya’daki kaos ortamının küçüleceğini düşünmek saflık olur. Hak, hukuk, adalet hepimizin birinci önceliği olmalı…
HAYVAN HAKLARI!
Birkaç gün evvel Kayseri’de sokak köpekleri iki lise öğrencisine saldırarak bir çocuğu parçaladılar. Öteki çocukta hastanede ağır yaralı. Bu çocukların ailelerinin ıstırabını anlayabiliyor musunuz? Siz 15 yaşına kadar evladınızı yetiştireceksiniz, sonra da kanunlar ile korunan köpeklerin veya farklı canlıların onun hayatına korkunç bir şekilde son verdiğini duyacaksınız!
Sınırsız hayvan hakları diye diye insanın en temel hakkı olan can güvenliğini unuttuk. Ülkenin her yerinde köpekler sürü halinde, çeteleşmiş gibi başıboş geziyor. Şahsen ben şehrin göbeğinde köpek saldırısına uğrarım diye sabah namazı için 200 metre uzaklıktaki camiye tedirgin olarak gidiyor, çoğunlukta da gitmiyorum. Belediye yetkililerine şikayetimi ilettiğim de ”onları kısırlaştırdık ve kulaklarına küpe taktık” diyorlar. Tevbe tevbe… Sanki biz onların ırza tecavüzünden! Şikayetçiyiz! Sen onun ısırmasını önleyebiliyor musun kardeşim?
Her canlıyı severiz, koruruz. Ama şehirde azman köpeklerin başıboş gezmesi, hele de bazı insanların onları halkın içinde gezdirmeleri vahim bir durum. Acilen buna bir çözüm bulunmalı. Git köyünde köpeğini bak veya gezdir. Ancak orada bile kontrolü bırakma kardeşim. TBMM ye ve belediye yetkililerine sesim gitmiştir sanırım. Hayvanları sevelim, onların haklarını koruyalım, ama çoluk çocuğumuzun da haklarını, can güvenliğini unutmayalım. Bir ölçü koyalım.
Bu arada köpeklerin saldırısı sonucu ölen yavrumuzun cenaze namazında imamın yer, zaman ve psikoloji bilmediği için başına gelen; eğitimsiz din adamı yetiştirenlere bir ders oldu gibi duruyor.    

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.