• BIST 106.926
  • Altın 151,365
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Trabzon 15 °C

CAMİLERDE KİTAPLIK, KÜTÜPHANELER VE CEMAAT

Rasim EFENDİOĞLU

Bu Pazar söyleşimizde Ramazan dolayısı ile camilerden söz edelim. Camiler İslam dinin ibadet mekanları. Çok kutsal bir işlev yüklenmiş camilere, Allah’ın evi denmiş. Ekonomik durum elverişli oldukça ve teknik geliştikçe camiler de bundan nasibini aldı. Çok güzel camiler yapıldı yapılıyor. Nereye giderseniz minareyi görürsünüz. Camilerin çoğu geleneksel mimariye uygun, kubbeli, çinili… Fiziki olarak, görüntü olarak çok güzel. Ancak bu güzelim yapılar bu görkemli yapılar salt namaz kılmak için olmamalı. Çünkü temiz, ışıklı, rahat ve güzel.

ALLAHIN İLK EMRİ “OKU”

Peygamberimize inen ilk vahiy “Oku”. Yani bilgi edin. Her şeyi oku. Kendini oku, kendini tanı yakından uzağa yöreni öğren. Dünü öğren bugünü anla. Yarına bilgiyle güvenle yürü. Okumak bu nedenle önemli. İslam dini bilgiyi çok önemli tutar. Kutsal kitabı da bunun için nazil olmuş. Yoksa çok güzel yazın, çok güzel ciltler yapın, çok güzel kutularda en yüksek yerde saklayın diye değil.

Dinimizin bu yüce buyruğunu anlayanlar okumaya gereken önemi vermiştir. İslam’ın ilk devirlerinden en parlak devirlerine okumak ve kitap çok önemli olmuştur. Selçuklularda, Osmanlılarda kitap ve kütüphane çok önemli olmuştur. Ancak ne yazık ki uygarlığın gelişmesine paralel olarak İslam dünyasında okumak önemini sürdürememiştir. Anlam olarak “Biz bu kitabı ab açık anlaşılsın diye Arapça indirdik” buyrulmaktadır. Bu emir yanlış anlaşılıyor. Sanki bu kitabı anlamak için mutlaka Arapça öğrenmek gerekir, yoksa anlaşılmaz. Oysa bu alanda bilim adamlarımız, görevlilerimiz Kur’an-ı Kerim’i tam anlayabileceğimiz biçimde tefsirler, mealler hazırlamıştır. Okunup anlaşılmayacak bir kitap değildir. Arapçada olduğu gibi Türkçede de ab açık anlaşılır. Yeter ki anlamak istensin. Salt bir ses olarak algılanmasın.

“OKU” EMRİNİ İYİ ALGILAYABİLEN YETKİLİLER ÇOK ÖNEMLİ KATKI SAĞLAMIŞTIR

Çok eskiden camilerde, mescitlerde kitaplıklar, kütüphaneler vardı. Ancak son yüzyıllarda camilerde kitaplık ve kütüphaneler çok sınırlı olmuştur. Çünkü camiye giden okumak amacı ile gitmiyor, namaz kılmak için gidiyor. Son yıllarda resmi görevlilerden de bu emri iyi algılayanlar çıkmıştır. Cami ile kitabın ve okumanın anlamını iyi kavradılar ve camilere kitaplıklar kütüphaneler kurmuşlardır. Bunların tipik örneği son yılların Trabzon valilerinden olan Sayın Nuri Okutan’ın girişimi ve çabaları unutulmamalı. Okutan camilerde kitaplık kurulmasını istemiş, kitap yardımı yapmış kimi camilere kütüphaneler ve okuma salonları da açmıştır. Bugün baktığınızda camilerimizin hemen hepsinde kitaplıklar ve kütüphaneler vardır. Çok güzel, çok zengin de… evet de salt teftiş dolabı olarak duruyorlar. Hiç görmedim bir camide namazdan önce birkaç cemaat kitaplıktan birer kitap alıp bir köşeye çekildiğini. Kütüphaneler bomboş. Oturanlarda da cami olduğu halde dedikodu söyleşileri yapılır.

SAYIN OKUTAN’I TAKTİRLE ANARKEN

Kitaba ve camilerle kitapları buluşturduğu için Sayın Okutana teşekkür edelim de o kitaplıkların kapısını hiç açmayan, hiçbir kitaba el sürmeyen cemaate ne demeli. Bir kısım cemaat o kitaplıkların imamın özel kitaplıkları olduğunu sanıyor. İmamlarımız özellikle ramazanlarda vaaz veriyor, hutbede hitap ediyor. Bu kitaplıkların ve kitapların orada ne için olduğu anlatsalar ve zaman zaman uygulamalar yapsalar birlikte okusalar nasıl olur. Camilerde çok güzel İslam’ın ilk döneminin ZAMAN ŞERİDİ var. Çok güzel. Okullardaki zaman şeridi gibi. Ancak hiç bakan var mı? Vali Sayın okutan salt camiler için değil okullar için köy odaları için de özel odalar salonlar açtırmıştı. Çok sayıda kitap bastırdı dağıttı. Ancak bu güzel hareket ne acıdır ki sürdürülmedi.

RAMAZAN MUKABELELERİ

Ramazanda camilerde Kur’an mukabeleleri okunur. Ya imam ya da bir görevli sesli okur cemaatten isteyenler ellerindeki Kur’an’dan izlerler, birlikte okurlar. Evet, bildiğim kadarı ile dinimizde Kur’an mukabelesi önemli de sanıyorum bizde olduğu gibi değil. Arap ülkelerinde de mukabeleler yapılır. Peki, bunlar bizdekilerle aynı mi? Onların ana dili. Okunanı çok iyi alamasa da anlayarak okur. Açıklanmasını istediği yeri ya sorar yada kendisi araştırır.

Ramazanda belirlenen saatte camiye gelirseniz bir kısım cemaatin elinde Kur’an-ı Kerim okuyanı izlerler. Ne bir soru soran ne bir ses duyulmaz. Ay sonunda da kitap biter. Peki, kitabın tamamı okunuyor. Bir sorun bakalım birine neler öğrendin? Bu eylemle ancak Kur’an’ı hatasız (Arapça) okumayı öğrenirler. Ne kul hakkını, ne temizliği ne yalanı, hırsızlığı, ne sevmeyi dostluğu kardeşliği öğrenirler. Kur’an’ın emir ve yasaklarını hoca anlatırsa onları anlarlar. Anlayabilirlerse.

Mukabele güzel de bir de anlayarak yapılabilse Kur’an in emir ve yasakları anlaşılmış olur. Kitaba göre yaşam düzenlenir, eksikler ve hatalar düzeltilir.

OKUMAYI BİLGİ EDİNMEYİ YAŞAMIN VAZ GEÇİLMEZİ SAYALIM

Sözün sonuna geldik. Amacım dini bir yazı yazmak, vaaz vermek değildir. Ne haddime. Konunun elbette uzmanı değilim. Ancak bir camimizin duvarında yazılı özlü sözden cesaret alıp “Her Müslüman dininin görevlisidir” düşüncesinden giderek okumayı seven bir öğretmen olarak bu duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. İslam Dünyasının bu acıklı durumu beklide Allah’ın bu ilk ve en önemli emrinin yerine getirilmemesidir. Yine hayırlı Ramazanlar.

                                                                                                             

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.