• BIST 85.782
  • Altın 250,488
  • Dolar 6,0639
  • Euro 6,7841
  • Trabzon 22 °C

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YILI

Rasim EFENDİOĞLU

104 YILDA HALA ANLAŞILMAMIŞ MI?
Dünya tarihinde belki üzerinde en çok konuşulan ve yazılan bir olay. Ancak hala anlaşılmamış mı? Çok zor mu anlaşılır bir olay, çok mu karmaşık? Elbette çok büyük ve önemli bir olay da öyle anlaşılması çok zor olan bir olay değil. Yeter ki anlamak istensin. Gerçeği görmek istemeyenler, gerçeği sapıtmak isteyenler elbette anlamaz. Gerçi kendileri özelde gerçekten anlamıyor mu yoksa anlaşılmasını istemiyor o nedenle yanlış yansıtmaya çalışıyorlar.
Çanakkale Savaşı üzerine yerli ve yabancı birçok yazar sayısız eser yazdı. Kimi gerçekten anlaşılması için araştırdı yazdı kimisi de anlaşılmaması için üzerine bir sis perdesi gerip gerçek dışı yansıtmaya çalıştı, çalışıyor.
Çanakkale Savaşı Türk Tarihi açısından da Dünya Tarihi açısından da çok önemli. Yeri gelmeden küçük bir örnek vereyim. Savaş sonunda İngiltere Savaş Bakanı Çorçil’e yenilgi nedeni ile rütbe düşmesi yapıldı, çok basit bir subay rütbesine düşürüldü. Buna karşı Yarbay olan Osmanlı Paşası ki bizim Büyük ATATÜRK’ümüz general oldu. Bu örnek, olayın gerçek perdesini biraz aralar mı?
Evet, hala anlaşılmamış. Hala gerçeği gizlemek isteyenler var. Çünkü bu topraklarda doğmuş ve ne acıdır ki bu ulusal kimliği taşıyan kimi alçaklar “Keşke düşman kazansa, keşke İstanbul’u alsalar” diyebiliyorlar. Bunlar Çanakkale’yi gerçek yönleri ile anlatmak ister, anlaşılmasını ister mi?
ŞİMDİ OLAYI ANLAMAYA ÇALIŞALIM
Çanakkale Savaşı ve zaferi çok eski tarihi bir olay değil. Gerçi o günleri yaşayanlardan artık sağ kalan yok. Ancak belgeler capcanlı ortada. Önce şu soruya yanıt verelim; Çanakkale Savaşı tarihi bir olay mı yoksa bir masal, bir efsane, doğaüstü bir olay mı? Olayın manevi yönü var, içinde belki efsaneler var ancak bizi ilgilendiren onun çok önemli tarihi bir olay olmasıdır.
Ben bıktım söylemekten siz de okumaktan bıkıyorsunuz... Tarih masal değil, öykü değil, efsane değil. Olayın romanı, öyküsü yazılır da bu tarih olmaz. Olayı tarihsel bir olay olarak ele alalım ve tarihten beklenen yararı ondan sonra sağlayalım. Yeni kuşaklara ders olacak çok önemli bir olay.
Tarih ise tarih biliminin verileri ile hareket etmeli. Öykülerden anılardan, söylencelerden hareket etmeyelim. Tarih bilimi kesin verilere dayanır. Yer ve zaman bildirir. Gerçek belgelere dayanır. Bu olayın gerçek belgeleri var mı, var. O halde onlardan hareket edelim.
Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşının bir cephesi. İtilaf Devletleri ve İttifak devletleri diye ikiye bölünen dünya savaşıyor.  Osmanlı Devleti de İttifak Devletleri içinde. Çanakkale’de İtilaf Devletleri, İttifak devletlerinden biri olan Osmanlı Başkentine yürümek istiyor. Dünyanın en önemli boğazlarını ele geçirip, dünyanın en önemli kentini ele geçirmek için. Savaş bu. Bu savaş başta DİNSEL BİR SAVAŞ DEĞİL... Yani bir CİHAT değil. Osmanlı cephesinde salt Türk ve Müslümanlar yok. Almanlar da var. İttifak devletlerinden yardım var. Ne acıdır ki Müslüman diye geçinen birçok ülke itilaf devletlerine yardım ediyor. Çanakkale’de bizim karşımızdaki cephede de ezan okunuyor, namaz kılınıyor.  Bizim ordumuzun içinde Müslüman olmayanlar da var. Merak edenler Çanakkale’de Türk Şehitliğine baksın.
Öyle söylendiği gibi Çanakkale Savaşı bir din savaşı değildir. İçinde çarpışan inançlı Mehmetçikler var. Onlar yurtları, inançları ve onurları için çarpışıyorlardı. Öyle de şehit oldular. Ancak işin salt bu yönüne bakarak Çanakkale Savaşı anlatılmaz.
ÇANAKALE SAVAŞI KAÇ CEPHEDE VERİLDİ
Evet, bir boğaz harbidir. Çok olağanüstü bir savaştır. Elbette her savaşın er ve erbaşları önemlidir de asıl önemlisi komutanlarıdır. Çanakkale Savaşı iki cephede verildi. Birincisi boğazda bir deniz savaşı. Düşman donanması boğazı geçip İstanbul’a ulaşmak istedi, buna karşı Türk savunması mayınla, karadan top atışı ile aman vermedi ve 18 Mart Deniz Zaferi kazanıldı. Bu büyük bir olay. Çok güçlü bir donanma yenildi, boğazın sularına gömüldü. Bu zaferde boğaza döşenen mayın çok önemli. Karadan top atışı önemli. Elbette en önemlisi de savaşı yöneten komutan önemli. Sait Onbaşı 250 kg top mermisini taşıdı, ateşledi. Ancak salt bu olay değil savaşı bitiren. Eşsiz sevk ve yönetim. O komutan ve komutanlar elbette tarihe altın harflerle yazıldı. İşte 18 Mart zaferi bu. Elbette duaların, manevi inancın büyük önemi var, inanmayanlar büyük iş göremezler de savaşı efsanelerden ayıklayıp, bilim olarak öğrenmek gerekir.
SAVAŞI ASIL SONUÇLANDIRAN CEPHE
Denizde başarı elde edemeyince karaya yöneldi düşman. Yenilginin acısını çıkarmak istiyordu. İngiliz ordusu nasılsa İngiliz gençlerinden oluşmuyordu. Hani tohumuna para vermedik derler ya. Ta uzak doğudan, Avustralya’dan, bazı Müslüman ülkelerden toplanan garibanlar vardı. Sür cepheye… O küçücük kara parçasında öyle amansız bir çatışma oldu ki o ölüler ayağa kalksa oraya sığmazdı. Böyle büyük bir katliam yaşandı.
Bir mucize doğdu adeta. Yürekli cesur, yetenekli genç bir subay. Generallerin önüne geçti. Alman generali Von Sanders generaldi, ancak orduyu kumanda edecek yeteneği yoktu. Çünkü o yurdunu savunmuyor,  o halkını ulusunu savunmuyor, devleti adına bir savaşı yönetiyordu. Ne anlardı bu savaştan. Yarbaydı Mustafa Kemal... Yarbaydı generallerden general. Mustafa Kemal paşa oldu. Alman generalden yönetimi aldı ve ÇANAKKALE GEÇİLMEZ yazıldı Gelibolu’ya. Denizde kaybedenler karada da kaybetti. Deniz zaferi büyük bir zafer olarak anılır da asıl savaşı sona erdiren kara savaşından ayni biçimde söz edilmez. Alın bakın yabancı kaynaklara orada görün Mustafa Kemal’i. O büyük zafer Kemal Paşa’yı “SARI PAŞA” olarak duyurdu Anadolu’ya. Artık her meydanda Mustafa Kemal Paşanın adı vardı. Her kahvede ondan söz edilir onun öyküleri anlatılırdı. Yeni doğan çocuklara onun adını verdi Türk analar, Türk babalar. Artık Anadolu kurtuluş için onu bekliyordu.
ÇANAKKALE’DEN KURTULUŞ SAVAŞINA
Çanakkale efsanelerle kazanılmadı, akılla, mantıkla, onurla, cesaretle kanıldı. Avrupa’nın yıllarca HASTA ADAM dediği devlet belki öldü ancak o ölü küllerden öyle büyük bir ateş doğdu ki dünyaya örnek oldu. Yepyeni bir devlet, uygar bir ulus dirildi.  İşte Çanakkale’nin sonucu bu. Bu gerçeği vurgulamadan Çanakkale’yi efsanelerle, mucizelerle anmak anlatmak yetmez bir işe de yaramaz.
SON YILLARDA NASIL ANILIYOR?
Biz Çanakkale’yi anarken büyük bir tarihsel olay olarak anardık. Elbette şehitlerimiz için dualar ederdik. Şimdi artık sadece efsanelere kaldık. Olağanüstü olaylar anlatılıyor. Mevlitler okunuyor, savaşı onlatan değil sadece duygulara seslenen şiirler okunuyor.
Savaşın asıl kahramanı, savaşın kaderini değiştiren büyük Türk komutanı Mustafa Kemal yok. Camilerde, cuma hutbelerinde Çanakkale anlatılırken Mustafa Kemal Paşa’nın Atatürk’ün etkisi anlatılırdı, şimdi sadece efsaneler anlatılır dualar edilir. Sadece askerlerin kahramanlığından söz edilir. ATATÜRK ü anmak onun etkisini belirtmek ayıp mı günah mı yoksa yalan mı? Arayıp bakın öğrenin.
104 yıl tarih için çok uzun bir zaman, çok eski bir zaman değil. Taaa yontma taş devrini yazan tarih bu yakın tarihi mi bilemiyor. Etmeyin eylemeyin yeni kuşaklara çocuklarımıza tarihimizi gerçek biçimde öğretelim, büyüklerimizi değerlerimizi öğretelim. Yarın büyük bir vebal omuzlarınıza yüklenir. Bana tarihimi öğretmediniz, dedelerimizi öğretmediniz diyecekler.
104. yılda Çanakkale’yi ve Çanakkale’yi yaşayanları, tarihe yazdıranları, rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz; unutmuyoruz, unutmayacağız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.