• BIST 82.185
  • Altın 147,989
  • Dolar 3,8274
  • Euro 4,0748
  • Trabzon 6 °C

CANIM ÖĞRETMENİM

Gürsel ÖZGÜR

‘’Eğitimdir ki; bir milleti ya hür, müstakil, şanlı, yüksek bir cemiyet halinde yaşatır ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder’’ sözü ile, Atatürk eğitimin önemini en çarpıcı şekilde tarif etmiş.

Geçmişten bugüne bakarak eğitimin yaşamda ne denli önemli olduğunu anlamaya çalışalım; Yirminci yüzyıla gelindiğinde bugün, gelişmiş olarak tanımlanan batı ülkeleri, sanayii devrimini yapmış, bilim ve teknoloji alanında ilerlemiş, keşiflerle neredeyse dünyanın her yerine ulaşılmış, fizik ve kimyanın sırları çözülerek günlük yaşamda kullanılır hale gelmişti. Bu sayede de aynı gelişmeyi gösteremeyen toplumlardan çok ileri seviyelere ulaşmışlardı. Osmanlı eğitim sistemi ise hukuk sistemi gibi çok başlılık içindeydi. Geleneksel dini eğitim veren medreseler ve Avrupa etkisiyle kurulan ve modern anlamda eğitim veren okullar, tamamen zıt felsefelerle, birbirinden çok farklı dünya görüşleri olan insanlar yetiştiriyordu. Devşirme sistemi ile saraya alınan çocuklar Enderun denilen saraya bağlı okullarda eğitiliyor, diğer bütün çocuklar ise dinsel ağırlıklı eğitim veren medreselere gönderiliyordu. Ayrıca azınlık okulları ve yabancı okullar da Osmanlı eğitim sistemi içinde yer alıyor ve kendi siyasi çıkarları için ve farklı program ile eğitimlerini sürdürüyordu. Bütün bunlarla beraber yenilik hareketlerini reddeden kaderci zihniyetin hâkim olduğu eğitim sistemi nedeni ile medeni yönden gelişme sağlanamıyordu. Mustafa Kemal daha Kurtuluş savaşı sürerken bu olumsuzluğun farkına varmış, soruna neşter vurarak gelişme önünde engel olarak duran çok başlı eğitimi kaldırmış ve eğitimde birliği sağlamıştır. 1921 yılında Ankara’da Maarif Kongresi adı ile bir eğitim şurası toplanmış ve 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan Tevhidi Tedrisat Kanunu ile ikili eğitim yerine, çağdaş toplumun bireylerini oluşturacak tek bir eğitim sistemi kabul edilmiştir. Mustafa Kemal her fırsatta eğitimin önemini vurgulamaktan kaçınmıyordu. Yine 1924 yılında Samsun’da ‘’Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit(yol gösterici) ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir’’ diyerek eğitimin temelinin yalnızca bilim olacağını adeta haykırıyordu. Artık karanlık zihniyet tarihin sayfalarında kayboluyor ve aydınlanma dönemi başlıyordu. Ve değişim, doğaldır ki yıldan yıla daha fazla hissediliyordu. 24 Mayıs 1928 günü Latin rakamları kabul edildi. Milliyet Gazetesi 26 Hazirandan sonra yeni alfabeyi kullanmaya başladı. Başbakan İsmet Paşa tarafından ‘’Türk Alfabesi’’ başlığı ile yeni alfabe kamuoyuna duyurularak 1 Kasım 1928 günü TBMM’ce kabul edilerek yürürlüğe girdi. Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi yasasından sonra Milli Eğitim Bakanı olan İzmirli Maarif Vekili Mustafa Necati eğitimin yurt geneline yayılmasında üstün çaba gösterdi. ‘’Memlekette mektepsiz tek bir çocuk bırakmayacağım!’’ sözünün sahibi idealist ve çalışkan genç bakan 1 Ocak 1929 günü Millet Mekteplerini açarak yüzde 5’ler düzeyindeki okuma yazma oranını artıracak önemli bir adım atmış oldu. 16 ile 45 yaş arasındaki vatandaşlara Türk harfleri ile verilen dersler sonucunda okuma yazma oranı kısa sürede yüzde 20’lere varmıştı. Yokluklarla oluşturulan Türkiye Cumhuriyetini yenileme çabasında olan şu andaki otoritenin milli eğitim ile ilgili icraatlarına bakarsak Atatürk’ün ‘’hayatta en hakiki mürşit ilimdir’’ sözüne çokta itibar etmedikleri görülmektedir. Bu dönemde, İmam hatip müfredatı yaygınlaştırılarak ayrıştırma yönünde uygulamalar yapıldığı gerçeği ortadadır. Yakın bir gelecekte de kız ve erkek öğrencilerin ayrı okullarda okumaları, imam hatiplerde başladığı gibi diğer okullarda da başlayacağı gerçeğini görmek maharet sayılmaz, çünkü aşikârdır. Her yıl yapılan değişikliklerle sınav odaklı eğitim sisteminin yap-boz haline getirilmiş olması ve her sınavda istisnasız şaibe çıkması bilim düşünmesi gereken öğrencileri ne yapacağını bilmez, şaşkın hale getirmiştir. Her şeyi satan ve her olaya tüccar zihniyeti ile bakan otorite millilikten çıkmış adeta yalnızca kar güden bir şirket haline dönüşmüştür. Eğitim müfredatı; gerici ve cinsiyet ayırıcı öğelerle birlikte yenilenmiştir. Her araç eğitimin dinselleştirilmesi doğrultusunda kullanılmaya başlanmıştır. Nitelikten ziyade niceliğe önem veren, bilimsellikten uzak ama sayıca fazla öğrencinin varlığı ile eğitimde gelişme nasıl olur ki? ‘’Toplumun düşmanı cehalet, cehaletin düşmanı öğretmendir ‘’ demiş Atatürk. Şimdiki düzen ise cehaletin üzerine kurulmaya çalışılıyor. Çünkü eğitimli, insanları kandırmak ve kullanmak daha zordur.                24 Kasımda ‘’Öğretmenler Günü’nü kutlayacağız. Eli öpülesi fedakâr öğretmenlerimiz ‘’Öğretmenler Günü’’nüz kutlu olsun, sizlerle medeni dünyada var olacağız. 24 Kasım 1928 Atatürk’ün ‘’Millet Mektepleri’’nin başöğretmenliğini kabul ettiği gündür ve 100.doğum yıl dönümü olan 1981 yılında ülke çapında kutlanmasına karar verildiğinden 24 Kasımlarda öğretmenlerimizi yeniden hatırlıyoruz. Fedakârca çalışan emekçi öğretmenlerimiz hep daha fazla faydalı olmanın çabası içine girerken çocuklarını da öğrencilerinden ayırt etmez. Onun içindir ki, herkesin hayatında öğretmenlerine karşı bitmeyen bir sevgi ve saygı vardır. Çevrenizdeki öğretmenlere(emeklileri dâhil) bir bakınız; çoğu, gururludur, kendinden emindir, bilgilidir, toplum önderidir, saygındırlar, dürüsttürler, sevecendirler, saygılıdırlar, mütevazı ve şıktırlar, sevilen aranan insanlardır. Ali Rıza Binboğa’nın ‘’bir harf için kırk yıl köle olunuyorsa 29 kere kırk yıl kölesiyim öğretmenim’’ şarkısı ortak duygularımızı ne güzel ifade ediyor. Tüm öğretmenlerin günü kutlu olsun, Öğretmenim Ayşen Taşöz’ün şahsında hepsinin ellerinden öpüyorum.  Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.