• BIST 107.922
  • Altın 274,851
  • Dolar 5,8111
  • Euro 6,4454
  • Trabzon 11 °C

ÇATLI’NIN KIZI

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

   Bu hafta sonu TÜYAP Kitap Fuarında İmza günüm vardı.  İnsanların yazara dokunmak ya da resim çekilmek için kontakt kurmaya çalışması bir yazarın verdiği emeğin karşılığıdır. İlgi, saygı ve sevgi. Harika bir duygu.
Yazarların birbirleriyle karşılıklı sohbet ve imzalaşması da bu işin özgürlük kısmıdır. İki kişinin tavsiyelerle başlayan  sohbetinde “kendin için bir şey yap, sana iyi gelen bir şeyle  başla” ile sözler samimiyle ilerlerken, devamında ki “ iyi ki yazmışımla” biten kısım ise sonuç ve huzur kısmıdır.
Bu fuarda rahmetli Abdullah Çatlı’nın zarif ve donanımlı kızı Gökçen Çatlı ile tanıştım. Samimi, içten, tevazu sahibi ve dost bir yazar. Sözleştik yine buluşacağız. Bir kahve ile belki yaşanmışlıkları belki yaşanmamışlıkları  ya da kavgamızı, vazgeçtiklerimizi, vazgeçemediklerimizi, ümidimizi belki de umutsuzluğumuzu konuşacağız. 
Tanımadığın biriyle, kendine ait bir durumda bir an’da çok şey paylaşabiliyorsun. Biz olabiliyorsun. Yeter ki beklenti içinde olma. 
Ünlü ve topluma mal olmuş insanların çocuklarıyla ilgili bizler, hep bir beklenti içinde oluruz. Onları baba ya da annelerinin birer kopyası olarak düşünürüz. Oysa ki onların ruhları, duyguları, düşünceleri hayata bakışları farklıdır.
Onlardan hata yapmamalarını bekleriz.
 Rahmetli Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu Mehmet Kemal Yazıcıoğlu “ Benden babam gibi olmamı istiyorlar. Oysa ki  babam dünyaya tek olarak Recep Yazıcıoğlu olarak geldi. Ben babam gibi nasıl olurum. Birçok davranışım, işte bu yüzden eleştiriliyor” diye dert yanmıştı.  
İnsanoğlu sürekli vermeden alan olunca, güzel ve faydalı her şeyin devamını da bekler oluyor.
Oysa insan sevdiğine benzemek istermiş. Belki de “beklentilerin” sonunun genelde hazin bitmesi de bundandır. Benzemek istemek ve olmak arasında ki fark misali. 
Herkesin bir potansiyeli var oysa. 
İstisnalar haricinde onlarda herkes gibidir. Onların istisnası baba ya da anneleridir.
Varlığımıza sürekli birileri bir takım baharatlar ya da süslemeler katarak bizleri kendi istedikleri şekillere sokmaya çalışıyorlar. Oysa ki bunlar, gereksiz ve anlamsız katkı maddeleridir. 
Yaşamda her şey değerli, o yüzden değerinde tutmalı insanları, onlara anlam yüklememeli.
Onları dönüştürmeye çalışmamalı.
İnsanlara “acaba hakkımda ne düşünürler” diye düşündürenler  yine insanlardır. Topluma mal olmuş değerlerin  çocukları, sizleri etkilemek için bazen kimliklerinden ödün vermek zorunda kalıyorlar. Herkesi oldukları kişi olarak kabul etmek gerekir. Oysa ki Albert Einstein oğlu Eduard şizofren hastasıydı. Sebebini biliyor musunuz?  Çünkü Einstein Almanya’ya taşınmış ve oğlunu yalnız bırakmıştı. O unutulmuşluğunu babasına isyan ederek yaşadı. Herkesin dehası Einstein oğlu için bir hayal kırıklığı idi.
Hayatta ki sınav kağıtlarımızda soru ve cevapların karşılığı bazen koca bir sıfırdır. Adın Einstein olsa da. O bilimden yana tam puan alırken, yaşamdan yana sınıfta kalandı.
Hayran olduklarımız belki de baktığımızda kendimizde olanı bulduklarımızdır. Onlarla muhasebe ve hesabımızda aslında bir varmış bir yokmuş hikayesinde bize düşmeyen üç elmanın hesabıdır belki de. 
Bir valinin, bir bürokratın, bir sanatçının çocuğu küçükken uyuyuncaya kadar bekleyen bir ebeveyn olmadan uyuya kaldı. Sen şimdi  ondan masal dinlemek mi istiyorsun?
Onlardan oldukları kişilik dışında normal olmayan konuşmalar felsefi sözler duymak istiyorsunuz. Bir Oğuz Atay, Nazım Hikmet, Attila ilhan, Cemal Süreya,İlhan berk, Özdemir Asaf, Sabahattin Ali ya da daha niceleri o duygu dolu cümleleri yazarken, sizlerin sadece geçici hevesleri  ya da bir sevgiliye anlık bir iki satır okumanız için düşünüp yazmadı  tüm o kıymetli kelimeleri? O kelimeler sadece onların temiz duyguları ile yazdığı hisler, duyguları, düşünceleri  belki de özgürlük aşkı ile harmanladığı satırlardır.
Ben diyorum ki hayatın kısalığını hatırla ve beklentini kısıtla. Üzülürsün.
Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür. Birimi de insandır. Oğuz Atay

 

 

 


 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.