• BIST 89.695
  • Altın 145,979
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Trabzon 7 °C

Çavdar’ın ezanı, Özdemir’in şarabı!

Hasan Kurt

Son günlerde Belediye otobüslerinin müdavimi oldum. Beşirli’den on dakikada bir kalkan otobüslere binip işyerine gelmeye başladım. Belediye’nin yeni otobüsleri mükemmel; tavsiye ederim. Tek eksik, kalkış saatlerinin belli olmaması. Otobüse ilk binenlerden olduğum için en arka sırada oturur ve binenleri, inenleri, çevreyi gözlemlerim.

Bu arada beni tanıyan otobüs şoförlerinden bazılarının, otobüse binmemi garip karşıladıklarını söyleyebilirim! Gariplikleri de bir gazete patronun otobüse binmesi.

Dün sabah otobüste Trabzon Belediyesi Fen İşleri eski müdürlerinden, başkan yardımcılarından Hakkı Çavdar’ı gördüm. Seslendim…

Hakkı Çavdar’ın bir ayağı Değirmendere vadisindeki Ayvasıl’da bir ayağı da Yenicuma mahallesindedir. Hakkı Ayvasıllı Çavdaroğullarındandır. Mühendis olan Çavdar, uzun yıllar belediyede çalıştığı için, belediyeciliği de bilir. Çavdar’a göre Orhan Karakullukçu, Trabzon’un gelmiş geçmiş en iyi belediye başkanı… Ki, bize göre de öyledir!

Yenicuma mahallesi yarım asır öncesine kadar Trabzon’da rakısından şarabına, gogosuna kadar her tür içkiyi içenlerle ünlü mahallelerden biri idi. Gerçi bir iki istisna dışında diğer mahallelerin de Yenicuma’dan pek farkı yoktu! Mahallede namazında niyazında olanlar da vardı. Onlara haksızlık etmeyelim. Ama mahalleyi ünlü yapan diğerleriydi!

Hakkı Çavdar, ilk ve ortaokul çağlarında, yaz aylarında Yenicuma camiinde kuran kursuna gidermiş. Çavdar’ın kurs arkadaşlarından biri de Trabzon’un ünlü simalarından makine mühendisi TS eski yöneticisi, stat müdürü Alpaslan Özdemir’miş.

Hakkı ile sohbette bir ara, ‘Bizim Alpaslan’ın dedesi Hacı Ahmet Efendi Yenicuma camisinin müezzini idi. Öğle ve İkindi vakti Ahmet Hoca, minareye çıkıp ezan okurken ben de onunla birlikte çıkardım. Arası sıra ezanı ben okurdum. Sesim güzeldi. Ahmet Hoca ezanı bana okuturdu’ dedi.

Hakkı’ya, ‘Alpaslan’ın da sesi güzeldir. Hoca ona ezan okutmaz mıydı’ dedim.

Alpaslan Özdemir, Maçkalı! Anası Akçaabat Mimarali’denmiş. Bugünkü adıyla Dörtyol’dan. Dörtyol eski belediye başkanı şimdiki Akçaabat Belediye başkan yardımcısı Cevat Birinci, Alpaslan’ın anasının dayısının oğlu imiş… Ahmet Kahveci Hoca, Alpaslan’ın anasının babası, yani dedesi! Akçaabatlı.

Trabzon’daki meşhur hocalar genelde Of- Çaykara yöresindendir. Maçka’dan Akçaabat’tan bir iki isim dışında bildiğim kadarıyla pek hafız, hoca yoktur!

Nam-ı değer Haçkalı ‘Kuş Mustafa’ hoca da Ofludur! Ahmet hoca, Haçkalı’nın mı yoksa Köseoğlu’nun mu talebesidir, bilmiyorum. Gerçi, Haçkalının bizim Mustafa Akkaya’nın dedesi Musa hafızdan başka talebesi olduğunu da duymadım. Musa hafızın da Haçkalı’nın talebesi olduğundan pek emin değilim.
Haçkalı ile ilgili iki satır yazsam, başta Haçkalı Mehmet Atmaca telefona sarılır! ‘Hocamızı öbür tarafta rahat bırak’ der. Bir de bugünlerde Haçka’da Haçkalı Hoca festivali var. Festivale limon sıkmak çok da doğru değil.

***

Hakkı Çavdar’ın söylediğine göre; Hacı Ahmet Hoca’nın torunu Alpaslan Özdemir, meğer camiye zaman zaman ceketinin iç cebindeki şarap şişesi ile gidermiş.

O yıllarda, Trabzon’da birkaç şarap imalatçısı vardı… Meslektaşımız İhsan Öksüz, Moloz’da şarap fıçılarının içinde oynadığını söylerdi… İhsan herhalde  ‘gukku’ oynarken boş fıçıların içine girerdi!

Dolu fıçıya girse, fıçı taşar, İhsan baştan aşağı şarapla yıkanırdı!

Şaka bir yana, Trabzon’da eskiden gerçekten bir şarap kültürü vardı.

Yalnız şarap mı?

Şehirde evlerin bahçesinde, mahallelerin kuytu köşelerinde, mağaraların girişlerinde, deniz kenarlarında, köylerde fındık ocaklarının dibinde küçük çay bardakları ile rakı içenlerin, şişe ile şarabı götürenlerin sayısı az değildi!

Hakkı’ya, ‘Alpaslan, gerçekten camiye cebinde şarap şişesi ile mi girerdi’ dedim.

Güldü ve ‘Bana inanmıyorsan, kendisine sor’ dedi.

Alpaslan’ı aradım.

‘Hakkı Çavdar, camiye cebinde şarap şişesi ile gittiğini söylüyor, doğru mu’ diye sordum.

Alpaslan, kelimeleri ağzında yutarak kahkahayı bastı ve , ‘Hakkı abarttı. Ucuz diye ‘Dert alan’ şarabı içerdik. Ara sıra da üzerine Dimnit şarabı ile cila yapardık. Belki bir iki kez şarap şişesini cebimde unutmuş olabilirim. Hakkı da onu görmüştür. Camideki kursta, İmam Kemal hoca bize vaaz ederdi. Şarap, rakı içmeyin, içerseniz katran kuyularında yanarsınız, şarap, rakı günahtır, derdi’ dedi.

Alpaslan; hocayı dinlemesine dinlemiş ama yapma dediklerini yapmış gibi!

Alpaslan’ın öbür dünyada işi gerçekten zor! Katran kuyuları onu bekliyor!

Gerçi Özdemir o yıllarda çocuktu… Çocuğun günahı olmaz denir. Alpaslan, çocukluğundan ötürü yırtabilir!

***

Yenicuma Cami, Trabzon’da Kiliseden Camiye çevrilen ilk mabet.

Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u kuşattığında o caminin önünde 40 gün kaldığı rivayet edilir!

Fatih’in, Kilisenin avlusundan hemen her gün birkaç kez Kilisenin Papazı ile karşı tarafta Surların güneyindeki Kral Sarayında oturan David’e seslendiği ve David’den kentin anahtarını istediği anlatılır.

Bu olayı, bir ara KTÜ’deki tarihçi hocalara anlatmıştım.

Hocalar, hemen, ‘Hangi kaynaktan okudun. Yok öyle bir şey’ diye itiraz etmişlerdi.

Ben de, ‘Öyle rivayet ediliyor. Kilisenin papazının hatıra defterinde öyle yazıyormuş. Defteri Yunanistan’a giden Rumlar alıp götürmüş. Sonra Selanik’te bir yangın çıkmış, Papazın defteri yanmış’ demiştim.

Hocalar, mırın kırın ettiler ama bana cevap veremediler!

Fatih’in Trabzon’u kaç gün kuşatma altında tuttuğunu, hangi tarihte ve hangi günde teslim aldığını bugüne kadar tespit edememiş, tarihçilerin bana cevap veremeyeceklerini biliyordum.

***

Yenicuma’da camiye çevrilen o Kilise, Trabzon İmparatorluğunun kale surlarının dışında kalan iki büyük Kilisesinden biridir. Diğer Kilise; Trabzon’u fetheden Sultan Mehmet’in camiye çevirmediği Ayasofya Kilisesidir.  Ortahisar’daki büyük Kilise de Fatih Trabzon’dan ayrıldıktan sonra camiye çevrildi ya!

Bu arada unutmadan söyleyeyim, Ortahisar’daki büyük camide bugün yarın restorasyon başlayacak. Restorasyonu da Serkan Kılıç’ın şirketi yapacak. Cami, Cumhuriyetten değil Osmanlıdan bu yana ilk kez büyük bir onarımdan geçirilecek.

Serkan Kılıç’a Allah kolaylık versin. İşi gerçekten zor! Caminin duvar ve tavanındaki sıva kazınırsa altından freskler, resimler çıkabilir. Gerçi, Serkan’ın ekibi iyi.  Ekipte sanat tarihçisinden mühendisine, mimarına ve ustasına kadar işi bilen elemanlar var. O nedenle üstesinden gelir. Duvarlarda, tavanda Fresk, resim çıkarsa da yapacağı bir şey yok, ya tekrar sıva ile kapatılır, ya da üzerine örtü çekilir. Bunun da kararını Serkan Kılıç değil, işveren verecek!

***

Trabzon’un kurtarıcısı ve koruyucusu olduğuna inanılan Aziz Euganios adına yaptırılan Yenicuma Kilisesi, muhtemelen Fatih’in Trabzon’u almasından sonra camiye çevrilmiş. Gerçi, bu kilisede Fatih’in Cuma namazı da kıldığı söylenir.

Aziz Euganios ile ilgili vereceğim bilgi, internette var! Trabzon’un ilk piskoposu imiş. O yıllarda Trabzon Romalılarınmış. Trabzon’un Romalı valisi, Aziz’i önce hapse attırmış, sonra öldürmüş. Romalılar, Hristiyanlığı resmi din olarak kabul edince, Aziz’in mezarı falan açılmış. 800’lü yıllarda da Aziz adına Yenicuma’daki o kilise yapılmış.

Aziz’in Trabzon ve çevresindeki faaliyeti demek ki Sümela Manastırı’nın yapımından en az bir asır önce imiş!

Neyse konuyu dağıtmayalım.

***

Trabzon’daki eski büyük Kiliselerin bir de Külliyeleri vardı.

Cumhurbaşkanımız, son dönemlerde külliyeden falan bahsediyor ya… Bu külliye olayı asırlar öncesinden bugüne geliyor. Hristiyanlık veya Musevilikte bu Külliyede papaz evleri, konuk evleri vs. bulunurdu. Yenicuma camisinin külliyesinde o yıllarda eski tarihi birkaç da ev varmış. O evlerden birinde caminin imamı otururmuş. Kilise ve camilerin çevresindeki müştemilat,  hazinenin ve Vakıflarınmış. 1940’lı 50’li yıllarda bu evler, arsalar vatandaşa satılmış… Yalnız Kiliselerin külliyeleri mi?, Camilerin mülkleri de Vakıflar tarafından satıldı. Bizim Kavakmeydan’daki evimizin eski tapusunda, batı bölgesindeki bitişik bahçe Hatuncuk Hatun Camiinin de, Cumhuriyet Caddesinde bir başka yer oradaki Kilisenindi… Hepsi satıldı…

Trabzon’un o yıllarda (40’lı 50’li yıllar) ticaretin en yoğun yaşandığı bölge olan Müftü camisinin batı ve kuzey batısı geniş bir meydanmış. Vakıflar, o meydanı bir ara fındık işi de yapan ünlü bir Trabzonluya satmış, o kişi de orada dükkan yapmış… Bugün orada Vakıfların bir yeri kaldı. O yeri de bir iki yıl kadar önce Vakıflar Bölge müdürlüğü yıktı ve yeniden yaptırdı… (İş Bankasının karşısı)

***

Basın İlan Kurumu Trabzon şubesi müdürü, gazeteci kardeşimiz Muharrem Mermertaş ile Trabzon beyefendisi Ferdi Ongan, beni her gördüklerinde ‘Trabzon’un dünü ile ilgili yazılarınızı dört gözle bekliyoruz’ derlerdi. Ben de onlara her seferinde ‘yazacağım’ diyordum… Bundan böyle aksilik ve tembellik olmazsa her Cumartesi, bu tür yazılarımı okuyabilirsiniz. Unutmadan söyleyeyim, epeydir Yerin Kulağı’na takıldım, Olta’yı boşladım. Olta’yı da yemleyip denize atmaya başlayacağım. Balık çok!

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    YERİN KULAĞI
    • Trabzon futbolu bitmiş!
    • Koray Aydın’ın ekibi!
    • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
    • Birinci yalnız kaldı!
    • İnternet sitesinin anketi!!
    • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
    • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
    • Evde yatıp para kazanacaklar!
    • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
    • MHP’de iki çift bir tek!
    1/20
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.