• BIST 100.237
  • Altın 279,310
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Trabzon 15 °C

Çayın can yakıcı hikayesi!

METİN KONDEL

  1970'lerin sonu. Mahallemizde ÇAYKUR'a ait çay ambarı yeni açılmış. Hatırlıyorum, çay bahçesinde çaylar elle kırılıyor. Çay ambarının içinde Çaykur'un kampanya afişleri var. ''Kampanya bir / Çaylığa gir! Sıra ile değil önce geleni topla!'' 
  Çay ambarında bir adet çay eksperi var, bir adet yazıcı var, iki adet işçi var. Alınan çayı kürekle havalandırıyor. Çay ambarı her gün en geç dokuzda açılıyor. Çaylar ambara sepetle sırtta taşınıyor. Köklü, geçmiş ve yanmış çayı ÇAYKUR'a satmanıza imkân yok. Yaz akşamlarında iyot kokusuna fırınlanmış çayın kokusu karışırdı. Egzotik bir koku, insanı çay içmeden efkâr basardı. İşte o çay ambarının elektriği vardı, tuvaleti vardı, suyu vardı, mutfak tezgâhı vardı, çaydanlığı ve tüpü vardı. 70'lerde ve 80'lerde durum buydu Çaykur'da, her şey fazlasıyla Arjantin'di. 
1990'larda çay ile ilgili en büyük şayia şuydu. Anavatan Partisi yeterince oy alamadığı bölgelerde kontenjan uygulamasına gidiyor. Kısacası çay işine siyaset karıştı.
***

  2000 -2010'lu yıllarda çayın ne denli geri gittiğini anlatabilmem için aynı ambara tekrar geri dönmem gerekir. Tuvaleti yok, mutfak tezgâhı yok, suyu yoktu, zar zor yapıldı. Ambarın elektriği yok meselâ. Bir zamanlar ambarın etrafı uyuşturucu, tinerci müptelalarının mekânıydı. Duvarlarını, kepenklerini kırıp içeri girdiler. Ateş yakıp içki içtiler. Kadın iç giysileri bulduk ama polisi ambarımızda tatsız şeyler olduğu konusunda bir türlü ikna edemedik. Masaların sandalyelerin, kilidin, kepengin kırması vaka-i adiyeden. Bir ara kantarımız bozuldu. Sovyetler Birliği gümrüğünden zenci olarak geçmek Çaykur'dan yeni bir kantar almaktan çok daha kolay. Yıllarca öyle gitti ambarımız. Suç mahallinde devletin koruyamadığı, hırsızların, ayyaşların, uyuşturucu müptelalarının cirit attığı bir mekân. Ambar bu kadar hırpalanınca eski mahalle muhtarı krizi fırsata çevirdi. Müstahsilden para kestirtti fabrikadan. Yeni kepenkler taktırttı, etrafa beton ördürttü, suyu akıttı ve elinde bir ampulle huzura ermiş gibi çıkıp geldi. ''Bu ampul!'' dedi, ''Edison bulmuş!'' taktı. Aydınlandık, siyasi olarak. 
***

  Sonra dağlı takımından bir çay eksperi, bir grup hırsız çay ambarının çayına dadandı. Tonlarca çay çaldılar. Yakalandılar ama karakoldan salındılar. Hırsızın Yenimahalle 1 ambarından çaldığı 5-6 ton çayı Kıyıboyu Çay Fabrikası müstahsilden kesti. Otuz yıl Çamlı Çay Fabrikasına bağlı olan Yenimahalle çay ambarı Kıyıboyu'na bağlanınca hırsızlık mahallemize bulaştı. 
Çareyi de buldular. Yenimahalle 1 ÇAYKUR çay ambarını kapatmak. Hırsızdan arsızdan koruyamadıkları kırk yıllık ambarı kapatıyorlar. Ambar herkesin rahatça ulaşabileceği bir noktada. Serin, ırmak ağzında, çayı kurumaz, firesi az. Ama bu ambarı kapatmak demek yeni bir ihale demek, yeni hırsızlara fırsat demek. Geçenlerde muhtar Gökmen'e mahallenin ihtiyacı için çay müstahsillerinden para keseceğiz demiş. Ne ihtiyacıymış bu! Cevap yok. Muhtar daha ambarın yerini bilmiyor ama müstahsilden para kopartmanın derdinde. 
İçtiğiniz bir bardak demli çayın can yakıcı hikâyesidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.