• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Trabzon 22 °C

Cebimdeki Yabancı

Şükrü ÜÇÜNCÜ

Hayatımızın her alanına giren bir varlıktan sizlere söz etmek istiyorum…

Söz etmek isteğim şeyin adını sizler iyi biliyorsunuz… Hatta kendisini çok iyi tanıyorsunuz… Çünkü ülkemizin %67’si bu aletin esiri olmuş durumda…
Ve açıklıyorum… “Cep Telefonu”
Şimdi birçoğunuzun, “klişeleşmiş yahu, üzerine birçok yazı yazılmış” dediğinizi duyar gibiyim…
Evet haklısınız…
Diğer yazılardan kesinlikle farklı değil yazacaklarım… Hatta aynı şeyleri söyleye de bilirim…
Nedir bu “Cebimizdeki Yabancı…” Hiç mi nerede olduğumuzu birilerinden gizleyemeyeceğiz? Ya da illa her yaptığımızı birilerinin gözüne sokmak için mi bu denli uğraş göstereceğiz…
Alışkanlıklarım arasında her hafta ya bir tiyatro oyunu ya da bir sinema filmi izlemek vardır… Bu hafta da alışkanlığımı yerine getirirken tesadüf bu ya iki ayrı alanda aynı hikâyeye denk geldim…
Yukarıda yazmış olduğum “Cebimdeki Yabancı” isimli filmi sinemada izledim… Hemen onun peşi sıra ise “Evli ve Zavallı” adlı iki kişilik tiyatro oyununu izledim… ( Evli ve Zavallı oyununu yazının devamında tekrar aktaracağım.) İkisinin de başkahramanları cep telefonu idi…
Artık dijital devrim sayılan çağları yaşıyoruz… Yani ilk çağlardan günümüze gelişen dünya, beraberinde getirmiş olduğu sorunların arasına dijital sorunları da ekledi…
Ne demek istedim?
Bir insan düşünün hayatını neredeyse elinde bulunan bir dijitale adamış durumda… İş hayatından tutun da ev hayatına kadar her alanında karşısına çıkan sorunların hemen hemen yarısını cep telefonu nedeni ile yaşıyor…
Örnek…
Çok önemli bir toplantıda çıt çıkmaması gerekli… Bir anda bir müzik kaplıyor masanın etrafını… Öyle müzik ki sorma gitsin… Dan diye toplantı yarıda kalıyor…
Ya da…
Dini görevlerinin yapılması gereken yerlerde…
Bazılarında ise, ailesini etkileyen olaylarda…
Danlar bitmiyor…
Cebimdeki Yabancı sinema filminde de durum böyle… Bir oyun oynamak isterler… 4 sıkı arkadaş aileleri ile birlikte bir yemekte buluşur ve oyun oynamaya karar verirler… Oyun şudur, cep telefonu çaldığında birey konuşmasını herkese duyurarak yapacaktır… Gelen mesajı da herkes görecektir…
Sonuç olarak, çiftlerin birbirlerini aldatması ya da mutluluğu farklı yerlerde bulmaya çalışmaları ortaya çıkıyor…
Ne demek istedim “ulan” ben..?
Bir insanın eşine söyleyemediğini, sevdiğinden duymak istediğin kelimeleri duyamamanın travmasını cebindeki bir yabancıya anlatması…
İşte sorun bu…
***
Evli ve Zavallı, Yılmaz Okumuş’un kaleminden yazılmış iki kişilik güzel gösteri…
3 skeçten oluşuyor… Yukarıda bahsetmiş olduğum cep telefonunun bir aileyi nasıl etkilediğini anlatan, yine sosyal medyanın insan hayatına nasıl bir etki sağladığını belirten güzel bir güldürü…
Kadın ve Erkek çatışmasını anlatan iki kişilik yazılmış çok oyun teksi okuyan ve izleyen bir kişi olarak bu oyunun 3 skecinde de ne verilmek istendiğini anladığıma inanıyorum… Birinci skeç, ilk insanlıktan yola çıkarak kadın ve erkeğin çatışmasının başlangıcını alırken, ikinci bölümde dış etkenin evliliği nasıl öldürdüğünü gösteriyor…
Son bölüm ise uzayda geçiyor… Çok ilerlemiş yıllar… 2200’lü yıllar diyelim… Uzay çağında erkeğin kadına yenildiğini gösteriyor… Oyunda güzel ironiler var… Trabzonlu arkadaşımız Seymen Aydın’a destek olunması gerektiğini düşünüyorum… Oyunda da iyi bir performans gösteriyor… Buse Sinem İren ise rolünün hakkını veriyor…
Kadın-Erkek çatışmasını burada anlatmaya kalkar ya da hangi tarafın haklı olduğunu yazmaya karar verirsek, inanın günler ve sayfalar yetmeyeceğine inanıyorum…
Sonu nasıl bitsin bu yazının diye sorarsanız…
Tabi ki, kadınlar her dönem haklıdır…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.