• BIST 104.123
  • Altın 145,809
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Trabzon 23 °C

ÇEK YAYINLA!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

İnsanların makineleştiği bir dönemdeyiz.

Bizi biz yapan tüm özelliklerimiz teknoloji dediğimiz canavarla yerle bir oldu.

Sürekli tüketen insan özünden uzaklaştı.

Uzaydan özellikle güneşten gelen zararlı ışınları çeken ve atmosfere inmesini engelleyen ozonu bile biz deldik. Ve dedik ki çok büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Bu tehlike bize vız geldi daha da büyükleriyle baş etmeye çalışıyoruz. Her gün elimizde cebimizde, çantamızda taşıdığımız ve bağımlısı olduğumuz cep telefonları ozonun delinmesiyle meydana gelen tehlikeden daha büyük tehlike sinyalleri veriyor. Çünkü dünyanın küçücük bir ekrana sığdırılması artık sosyal medyanın kültürüyle yaşıyor olmamızın sinyalidir.

Önceden ciltli kitapların sayfalarında anlatılan kahramanlar, Şimdi renkli ve sanal dünyada bir tık kadar yakın. Üstelik günlerce okuma zahmeti bile yok; Tek sıkıntı hayalinde canlandıramama. Oysa hayal zihnin çalışması ve tasarımı demektir. O da artık yok birileri milyonlar adına kendi hayalini zaten satıyor.

Önceden tanrının nefesi olarak adlandırılan ozonu tedavi etmeyi, zararlarından kurtulmayı bir tarafa iten bizler, sosyal medya ile ışığı bulduğumuzu zannettik.

Sanırım teknoloji bize çok erken geldi. Bence bir on yılımız daha vardı; Belki daha da çok. Neden mi?

Biz toplum olarak kızgınlıklarımızı, hassasiyetlerimizi, kırgınlıklarımızı artık hep sosyal medya üzerinden kusuyoruz. Öyle ilk kez duymuş gibi yapmayın bunu hepimiz yapıyoruz.

Hatta daha da ileri giderek bir kaza anını çekiyoruz ama ambulansı çağırıp yaralıları kurtarmayı düşünmüyoruz.

Göçükte ki insanların ailelerini çekip yayınlıyoruz ama merhem olmuyoruz.

Gaz sıkan polisin dehşet saçan görüntülerini çekiyoruz ama karşısındaki ben olabilirdim deyip empati yapamıyoruz. Ha bire çekip yayınlıyoruz. Nerede kaldı yardım duygumuz.

Birde şunu yapıyoruz benim hiç işim olmaz deyip aşağıladıktan sonra çarşaf çarşaf yurt dışı fotoğraflarını nerede, ne yaptık hepsini yayınlıyoruz. Yalan mı? Bunu herkes yapıyor.

Artık medya kuruluşları da özellikle televizyonlarda insanlara kaza, şiddet, kavga her türlü görüntüyü gönderin yayınlayalım diyor. İnsanlar teşvik ediliyor sonra da, ceplerine üç beş kuruş koyup, ismini de yayınladıktan sonra işlem tamam. Taş atıp kolumuz mu yoruluyor?

Seçimleri bile sosyal medya yönlendiriyor. Yapılan anket sonucuyla başlayan cümleler insanları yönlendiriyor.

Bu arada eğer hükümetin anket sonucunu yüzde olarak az yayınlarsan baskında yiyorsun. Bunu da sosyal medyadan okuyor ve izliyoruz.

İçimiz, dışımız hep sosyal medya oldu.

Döviz, borsa bile cebimizde bir tıkla inip, çıkıyor.

Ya hava durumu valinin okulları tatil etme kararından daha önce sosyal medya kararı veriyor.

Yarın okullar tatil…

Gafleti, dalaleti, ihaneti, taassubu, cehaleti ve insanların mahremlerini hep sosyal medyadan izledik gördük ve fişledik.

Amerikan medyasında hiç yer almayan Wikileaks belgelerini bile, her gün okuduk ve izledik.

Bir ülkede devamlı yanlış işler yapılıyorsa kendi doğrularımızla yaşamak çok zor maalesef.

Arkadaşlarımızla buluşup dertleşmek, hasretlik gidermek yerine renkli telefonlarımızla oturup dünyayı izliyoruz. Arkadaşta neymiş; Hepimizin arkadaşı cep telefonları. Üstelik bizi hiç bırakmıyor.

Facebook, Twiter ya da İnstagram üzerinden arkadaşlarımızın yayınladığı akşam menüsü hepimizin iştahını açıyor. Bilmem ne hanımın kallavi masası, beğeni rekorları kırıyor. Like hayatımızın artık olmazsa olmazı. Kim daha çok like alırsa o iyidir demek oluyor...

Hepimiz bir lüks yaşıyoruz ki sormayın gitsin.

Tükettiğimiz kadar üretiyor muyuz arkadaşlar? Hayır. Hep tüketiyoruz.

Biz teknolojiyi çok abarttık…

Teknolojiyle huzurumuz kaçtı.

Sosyal medyayı paylaşım düşüncesinden çıkarıp eğlence platformuna taşıdık. Kendi düşüncelerimizden çok başkalarının düşüncelerini yayınlayıp insanlara mesaj vermeye çalışıyoruz. Kendi düşüncelerimiz yok çünkü düşünmeye gerek yok. Bir tıkla her şey elinin altında…

Yazarı, çizeri, siyasetçisi, akademisyeni, iş adamı, ev hanımı, sporcusu da hepimiz bu işi çok abarttık, Öyle ki saygısızlık, densizlik derecesinde.

 Biz bu sosyal medya ile çok eğlendik. En çok da siyasetçimiz eğlendi. Bakara dedi makara dedi. Hep eğlendi. Reklam arası dedi haddini aştı. Ama artık bitsin bu eğlence. Çünkü dibi görülmeyen bir kuyu misali nereye gittiğimiz meçhul.

Biz bu işi beceremedik. Çünkü birçok konuda kültür yoksunu olduğumuz gibi teknolojinin de sözlük anlamını bilemedik.

Bizler sosyal medyanın gerçeklerini, kurallarını, prensiplerini hatta kullanım rehberini bilmeden stratejilerini öğrenmeye çalıştık. Ve elimize yüzümüze bulaştırdık. Öyle ki tüm dünyanın alay konusu olduk.

 

 

 

 

 

  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.