• BIST 105.380
  • Altın 271,276
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 14 °C

CELALETTİN ALGAN

MEHMET KUVVET

 celalaettin-algan-1-002.jpg  Ağustos 1971 Hürriyet gazetesi manşeti: “Afrika’da bir Türk doktoru ölüme meydan okuyor.” Bu hekim 1953 İTÜ Tıp Fakültesi mezunu olan kahramanımızdır. Türkiye’de Cide, İnebolu, Akçaabat, Trabzon, İkizdere ve Heybeliada’da toplam on iki yıl görev yapar.
  1965’de Birleşmiş Milletler Sağlık Teşkilatının teklifi ile Türkiye’den Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan dünyanın en ilkel insanlarının sağlığı ile ilgilenmeye başlar. “Rekortmen Doktor” diye tanınır. 
  Bin bir tepe ülkesi diye adlandırılan Ruanda’da verem ve çiçek hastalığıyla mücadele eder. Aşı konusunda yetiştirdiği şoför ve hamallarla birlikte günde kişi başı 1500 aşı yaparak Dünya Sağlık Örgütünü şaşırtacak işler başarır. 4,5 milyon nüfuslu diye bilinen Ruanda’da beş yılda altı milyon kişiye aşı yaparak bir nevi nüfus sayımını da gerçekleştirir. Bu sırada Ruanda’da tanıştığı Belçikalı Miriam ile evlenir.
Ruanda görevinden sonra Batı Afrika’da Dakar’a gönderilir. Bu kez sıtma ile mücadele başlar. Burada da “Müthiş Türk” diye tanınır. Senegal, Kongo, Malezya ve Madagaskar’da hekimlik yapar ve Afrika’da yirmi iki yılını tamamlar.
Madagaskar’da “Büyük Nişan”, çiçek hastalığının kökünü kazıdığı için Dünya Sağlık Örgütü tarafından da “Çiçek Eradikasyonu Nişanı” ile ödüllendirilir.
vvvv-039.jpgAşıladığı insanların oluşturduğu kuyruk, Beşiktaş-Bostancı dolmuş kuyruğu değildi. Beklentisi olan milyonlarca insana umut ve sağlık aşılıyordu. Kuyrukta ölen insanlara üzülse de yakınlarının sessizce alıp gittikleri ölülerin ardından, kalanlara sağlık dilemekten başka bir şey yapamıyordu. 
  İnsanlar ramazan ayında oruç bozulur diye aşı olmak istemiyordu ama durum kritikti. Camilerde aşı olmayanların diğer insanların ölümüne sebep olacağını ve bunun günah olduğunu söylettirerek aşılama işini hızlandırdı. 
Belçika’nın himayesinde olan Ruanda’da insanlar Türkiye’yi Belçika’da düşünüyor ve kahramanımızın Belçikalıyım demesini bekliyorlardı. Türkler hakkında bilgi sahibi değillerdi.
  Ruanda’ya ilk gidişinde kendisini ayağında terliklerle karşılayan 22 yaşındaki kız Ruanda Sağlık Bakanıydı. Bakan evlendiğinde bakanlık görevi otomatik olarak kocasına devredildi. Buna anlam veremese de bu ülkenin kadına verdiği değer bu kadardı. Burada kadın hakları, özgürlük, hepsi hikayeydi.  
   Aşı çalışmalarının dışında özel aracıyla bazen köylere ailesi ile ziyarete giderdi. Böyle bir günde köye girdiklerinde araçlarından indiler. Çatlamış toprak üzerinde çırılçıplak oyun oynayan siyahi çocuklar aniden karşılarında giyinik ve kravatlı beyaz adamı görünce ağlayarak annelerinin yanına kaçarlar. Beyaz adam çocuklar için çok korkunç ve garipti. Kahramanımız çocuklara gülücükler göndererek annelerini selamladı. Gülümseyen annelerinin kucaklarında ağlamaya devam eden çocuklar annelerine: “Beyaz adam bizi yiyecek.” diyorlarmış meğer.
Bir diğer aile ziyareti de Karamaçon kabilesini ziyaretti. Köye vardıklarında yerlilerin takı ve boncuklarından satın alırlar. Ayrıca erkeklerin sürekli yanlarında taşıdıkları taburelerden satın almak istediklerini söylerler ama ne verirlerse versinler bu taburelerden satın alamazlar. Çünkü bu tabureler belden aşağıları çıplak olan Karamaçon erkekleri oturduklarında erkeklik organlarının yere değmesini engellemekteymiş. Bu durumun erkeklerin asaletini artırdığına inanan kabile erkekleri ayrıca sığır kemresi ve kanının bulamacından elde ettikleri yapışkan karışımla saçlarını yukarıya doğru dik tutarlarmış. Kabilede bu durumlar asalet ve güzellik demekmiş.
Tarlalarda çıplak, köylerde yarı çıplak gezinen Afrikalılar, Avrupalılarla karşılaştıkça kıyafet giyinmeyi öğrendiler.
Bazı ülke insanları tarafından sömürü devam ediyordu. En basiti eksikliklerini giderdikleri Pazar yeriydi. Pazarın hâkimi Ummanlı Araplardı. Ruandalıları sömürüyorlardı. Bir kutu kibriti üç yumurta karşılığında veriyorlardı. İşçi ücretleri günlük bir paket sigara bedeliydi. Kahramanımız iki sigara bedeli verdiğinde müthiş tepki alıyordu. Piyasayı artırmaması isteniyordu.
c.-algan-5.jpgYerli halk Met – Cezir’in çok olduğu bu bölgede sular çekilince ortaya çıkan tuz kuyularından tuz çıkarmaktadırlar. Kahramanımız eşiyle bir tuz kuyusunun yanından geçerken iniltiler duyup duruyorlar. Kuyuya gittiklerinde doğum yapmış olan bir kadınla karşılaşıp tüm direnmesine karşın, suçunun fazla inlemek olduğunu düşünen kadını hastaneye getiriyorlar.
Otuz sekiz yaşında genç bir doktorken gittiği Afrika’dan yirmi iki yıl sonra beyazlamış saçı ve sakalıyla dönen şair ruhlu doktor “Kaldıkça sevdim, sevdikçe kaldım.” diye özetliyor Afrika günlerini. Kederlenip memleket hasreti çektiği zamanlar kalem ve kâğıda sarılıp şiirler yazıyordu. Bir şiirinin bazı dizeleri şöyleydi:  
“…mısra mısra türkülerde ağlarsın
kara bahtın kem talihinden tutturup
dolarsın kaderi ayaklarına
zehir zıkkım edersin yaşamayı
anadolu’m yüreğimi dağlarsın…”

1926, Trabzon / Maçka doğumlu kahramanımız; 22 Haziran 2005’te Cenevre’den sevdiklerine el sallar ve onca birikimiyle yaşama veda eder.
Bu öykü kahramanımız Şair Doktor Celalettin ALGAN


TRABZON SANATEVİ 11. ULUSLARARASI SANAT GÜNLERİ

17 – 20 Ekim 2019 arasında sanat günlerinin 11.si gerçekleştirilecektir. Trabzon Sanatevi’nin tadilat süreci devam ettiği için ağırlıklı olarak Ortahisar Belediyesi’ne ait Hüseyin Kazaz Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek olan etkinliklere altı ülkeden sanatçılar katılacaktır. 
ahmet-sefik-afis.jpg  Açılıştan hemen sonra fotoğraf ve resim sergilerinin açılışları gerçekleştirilecektir. Sergiler Hüseyin Kazaz ve Kültür Müdürlüğü salonlarında olacaktır. 
Edebiyat söyleşi ve imza günlerinin yanı sıra yerli ve yabancı sanat gruplarının konserleri gerçekleştirilecektir. Açılış akşamı “Beyaz Saçlılar”ın konseri saat: 20.00’de Hüseyin Kazaz’da olacaktır. Rusya’dan Soprano İrina Romanovskaya ve Gürcistan Kanudosi Jazz Band grubunun konserleri KTÜ Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilecektir. 
Edebiyat alanında şair Hilmi Yavuz, Yaşar Miraç ve Gonca Özmen, yazar Faruk Duman veKemal Varol söyleşi ve imzalarını gerçekleştireceklerdir. 
Oyuncu Ruhi Sarı’nın yanı sıra tiyatrodan oyuncu Tamer Levent, Dilek Güven alanlarında söyleşiler gerçekleştireceklerdir. 
Film gösterimlerinin yanı sıra kısa saydam gösterileri, müzik söyleşileri, geleneksel bez bebek yapımı, tülbent tasarımı, keçe tasarımı ve ebru atölye stantları yer alacaktır. 
Ayrıca etkinliklerde yazar ve şairlerin imza günleri gerçekleştirilecektir. 
Gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında bu yıl kaybettiğimiz sanat ve yazın insanları ressam Yusuf Katipoğlu, Şair Hüseyin Atabaş, yöresel ses sanatçısı Mahmut Uzun ve gazeteci yazar Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu etkinlikler kapsamında anılacaktır.
Tüm etkinlikler halka açık ve ücretsizdir. 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.