• BIST 110.418
  • Altın 327,600
  • Dolar 6,1779
  • Euro 6,7870
  • Trabzon 21 °C

Cevdet Hocanın açıklaması!

Yer KULAK

  Ahi Evren Göğüs ve Kalp Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç.Dr. İsmet Durmuş’un görevden alınmasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Cevdet Erdöl’ün haberi olduğunu ve Erdöl’ün oluru ve görüşü alınmadan Durmuş’un görevden alınamayacağını yazmıştık.
 cevdet-hoca.jpg
Dün öğle saatlerinde Cevdet Hoca’nın basın danışmanı Ahmet Balcı aradı, başhekimin görevden alınmasında Hocanın etkisi ve rolü olmadığını, tayin ve atamaların Sağlık Bakanlığı tarafından yapıldığını söyledi. 
Akşam saatlerinde de Cevdet Hoca aradı… Kendisinin İsmet Durmuş’un görevden alınmasıyla uzaktan yakından ilgisi olmadığını, zaten bu atamaların Sağlık Bakanlığı yapıldığını, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan yorum haberin düzeltilmesini istedi.
Biz de yorum haberde tahminimizi ortaya koyduk, kesin bir ifade kullanmadık. Cevdet hocadan özür dileriz.

Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel’den ezber bozan bir yazı…‘Bu bir tarih meselesidir!’

  Bir kardeşim bir şey sordu. Ben de bir cevap verdim. Arz ediyorum efendim.
Bayraktar Kocaslan sordu ki:

‘Saygıdeğer hocam, Türkiyeli olanların hepsini, Arnavut, Çerkez, Pomak, Gürcü, Arap, Rum diye tanımlamışsınız da Türklerin nereli olduğunu belirtmemişsiniz! Sahi, Türkler nerelidir? Hani şu Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan halklara Türk denir söylemi yanlış mıdır? Yanlış ise, bu millete bir isim vermek gerekmez mi? Saygılarımla.’
profdr-yahya-001.jpgBen de cevaben dedim ki:
‘Bu bir tarih meselesidir. Ne kadar geriye gidersek etnik farklılaşmalar azalır. A etnisitesi ile B etnisitesini belirlemenin yolu, DNA'nın bulunması ve (sizin de mensubu olduğunuz tek ırk olan homo sapiens sapiens) türünün DNA sının satır satır okunmasından, bütün canlı türlerinin DNA'larının araştırılmasının ucuz ve hızlı bir iş haline gelmesinden sonra daha kolay hale geldi. İyi niyetle sormuşsun. İyi niyetle cevap verirken kalbini kırmak istemem.
 
Etnik kökeni belirlemenin bir ayağı DNA'dır. İkinci ayağı ise dildir. Bugün yaşayan bir insan grubunda ne zamandan beri hangi dilin konuşulduğu, farklı dil ve lehçelerin arasındaki etkileşmenin zaman içinde nasıl geliştiği de günümüzde medeni üniversite sistemlerine sahip ülkelerde fevkalade zengin bir bilimsel bilgi envanteri haline gelmiştir.
  Türklük ya da Ermenilik gibi isim ve sıfatların kullanılmasının bir de kişinin kendine ne dediğini değiştirmesinin hassas cephesi yatar. 
Sana yaşadığım bir olayı anlatayım… Yıl 1961 seçimleri öncesinde ben SBF öğrencisiydim. Trabzon'da yayınlanan Hizmet Gazetesi'nde fahri olarak yazılar yazıyordum. CHP senatör ve milletvekili adayı olan Tonyalı Ahmet Şener ve Çaykaralı Alı Rıza Uzuner'le tanıştım. Beni ön seçim çalışmalarından birine götürdüler. Çaykara, Şarah (Uzun Göl) güzergahında ilerliyorduk. Yol bozuk olduğu için yer yer yürüyorduk. Bir yamaçta sırtta taşınan kum, çimento, düzgün işlenmiş mermer plakalarla bir yapının inşa edildiğini gördük. Ahmet Şener çok esprili biriydi. Muhtemelen olayın arka planını biliyordu. Köylülerle tanıştık. Hoşbeşten sonra ne inşa ediyorsunuz diye sordu Şener. Köylüler de ‘Maraşlı Hoca'nın türbesini inşa ediyoruz’ dediler. Şener ‘neymiş ki bu Hoca'nın kerameti’ dedi. Bir köylü de, "Efendu bu Hoca bizi Müslüman eden adamdur da" diye cevap verdi. Şener, ‘yanlış yapıyorsunuz, ben sizin yerinizde olsam bu Hoca'nın mezarını türbe haline getirmez, dümdüz eder, izini silerdim" dedi. Köylüler homurdandılar. "Efendu bu ne biçum sözdür" diye itiraz ettiler. Ahmet Şener'in cevabı ilginçtir... ‘Siz buraya yüz sene önce Hristiyan olduğunuzun abidesini dikiyorsunuz’ dedi ve biz Şarah'a doğru yürümeye devam ettik.
 
Bana sorduğun sorunun cevabı çok basit. Şimdi tükürükten DNA testi yaptır. Benim ABD'de tıbbi kimya mühendisi olarak çalışmakta olan oğlum yaptırdı. Ucuz bir test. Bu test senin DNA'nın, geriye doğru söz gelişi Adem ile Havva'ya doğru ilerledikçe hangi bölgenin insanlarının hangi oranlarda izini taşıdığını gösterir.
Dünya nüfusu bugün 7.8 milyar. Bu nüfus büyük göçler, kölelik, istilalar, katliamlar vesaire vesaire nedeni ile sürekli olarak harmanlanmış. İskambil kağıdı destesinin karıştırılması gibi karıştırılmış. Toplam içinde küçük bir azınlık dışında dünya'da DNA'sı saf kalmış etnik grup yok. Türkiye'de Alevilik Alevi anneye doğarak kazanıldığı için yakın tarihlere kadar Orta Asya kökenli Aleviler nispeten daha az karışmışlar. Ama Aleviler'de, Zazaca konuşan Aleviler ve Nusayri denilen Arap Alevilerini de içerdiği için. Alevilerin önemli bir kısmının Orta Asya kökenli birkaç yüzyıl önceye kadar gözer Türki Alevilerle DNA ortaklığı yok gibi az.
Değerli kardeşim, bu konuları öğrenebilirsin. Doğru kurumlarda öğrenebilirsin. Doğru kaynaklardan öğrenebilirsin. Ama iki kurumda öğrenemezsin. Bir Sünni ideolojinin insanlığın tarihinin öğrenilmesini imkansız kılan cami kurumunda öğrenemezsin. İki, Alparslan Türkeş'in Hac'dan sonra İslamiyete sığınmış kurumlarından, mesela MHP'de, BBP'de öğrenemezsin.
 
Trabzon Torul hattının doğusunda kalan vatan parçamızda yaşayan insanlara büyük sevgim, sempatim, saygım var. Bunlar Türkiye'de en son Müslüman olanlardır. Eğer bir ırkın "Yaratıcı"sına değil, Rabb ul Alemin'e, yani Alemlerin, kainatın yaratıcısına inanıyorsan, onu bir Aşiret Tanrısı gibi görme. Bütün insanların parçası olduğu canlılar tarihinin parçası olduğu evrenin "Yaratıcı"sı olarak gör.
Baki selamlar.’ 

Cemal’in kravatları!

   cemalin.jpg1960’lı yılların sonunda Trabzon Lisesinin en janti delikanlılarından biri Cemal Kadıoğlu idi. Kadıoğlu, bir yandan okul diğer yandan baba mesleği konfeksiyonculuğu devam ettiriyordu. Kunduracılar Caddesinin gözde delikanlılarından biri idi. Giyimine kuşamına da büyük özen gösteren Kadıoğlu, bugünlerde emekliliğinin tadını çıkarıyor. Kadıoğlu önceki gün elinde, bir torba kıravat ile gazeteye geldi. Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt’un da lise yıllarından arkadaşı olan Kadıoğlu, ‘Bu krıvatları ya bir ya da iki kez taktım. Artık takım elbise giymiyorum. Bunları size getirdim’ dedi. 
Kurt, kravatları teker teker inceledi ve ardından, ‘Cemal, çok teşekkür ederim ancak bu kravatları bana 25 yıl önce vermeliydin’ dedi. 

Doktorunuz diyor ki!

  İshal, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bebeklerde ve yaşlılarda susuzluğa kolay sebep olduğu için daha tehlikelidir. İshal, gelişmekte olan ülkelerde çocuk ölümleri arasında ilk sıralarda yer alır. Dünyada her yıl yaklaşık 3 ila 6 milyon çocuk ishalden ölmektedir. İshalle beraber bulantı, kusma, karın ağrısı başlıca şikayetlerdir. İshal tedavisinde sıvı alımı çok önemlidir. Tuzlu ayran, yoğurt, yoğurtlu pirinç çorbası, şekersiz çay, muz, patates püresi, kızarmış ekmek, taze sıkılmış meyve (şeftali, elma, havuç) suyu tüketilmeli. Sütlü ve şekerli ürünlerden kaçınmalı. Anne sütü alan bebekler sık sık emzirilmeli. İshalde ilaç çoğu zaman gereksizdir. Seyahat sırasında ishalden korunmak için güvenli olduğu bilinen lokantalarda yemeli, sokak satıcılarından yiyecek almamalı, pişmemiş sebzelerden kaçınmalı, soyulabilen meyveler yenmeli, kapalı şişelerdeki gazlı içecekler tüketilmeli. 
(Dr. Kemal Küçükali)

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.