• BIST 97.324
  • Altın 279,228
  • Dolar 5,8459
  • Euro 6,5153
  • Trabzon 17 °C

ÇEVRE GÜNÜ VE ÇAĞRIŞTIRDIKLARI

Ö. Faruk Altuntaş

5 Haziran Dünya Çevre Günü, her yıl olduğu gibi kutlanmaya devam ediyor. Bilineceği gibi Dünya Çevre Günü, çevre tahribatına karşı dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak ve mücadele etmek için, 1972 yılında İsveç’in Stokholm kentinde toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan karar gereği her yıl kutlanıyor.

45’inci kutlama yılında neyi, niçin kutladığımız, resmi programlarda giderek anlamını yitirse de, yaşanır bir çevre mücadelesi verenler, kutlama olarak değil, ancak mücadele günü olarak anıyorlar Dünya Çevre Gününü.

Bir yanda Dünya Çevre Gününü, içeriğini boşaltarak resmi programlarla kutlayanlar, diğer yanda bu günü yaşanılır bir dünya mücadelesinin parçası olarak anan “bir takım çevreci tipler”, her zaman olduğu gibi yine karşı karşıya.

                                                 ***

Bu yıl ki anmalara, taşocakları ile doğada yaratılan yıkıma karşı verdikleri mücadele nedeniyle, Antalya’da evlerinde bir cinayete kurban giden Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin acısı çöktü. Doğaya sahip çıkmak, her zaman belli riskleri de içinde taşıyor.

Trump’ın ABD’yi iklim zirvesinden çekme kararının yarattığı şok, bu yılki anmalara damga vurdu. Yaşanan iklim değişikliğine karşı etkili önlemler almak için bir dizi görüşmeden sonra üzerinde uzlaşılan Paris Anlaşması, sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçlıyordu. İklim değişikliğine inanmadığını söyleyen Trump, başta kömür işletmecileri olmak üzere enerji şirketlerinin sözcülüğünü yaparak dünyayı şaşırttı ve karşısına aldı.

                                               ***

1750’lerde başlayan endüstri devrimi ile doğa ve insan üzerinde oluşan sömürü, artan miktarlarla devam ediyor. Dünyamızdaki 4-5 milyar yıllık dengeleri iade eden doğal döngüler, irili ufaklı ekosistemler bozuldu, dünyamız artık hasta. 

Her gün üç canlı türünün bir daha geri gelmemecesine yok olduğu dünyamız, hızla büyük felakete doğru yaklaşıyor. Yok olan canlı türleri, artan seller, fırtınalar, değişen okyanus akıntıları, iklimin ısınması ile eriyen buzullar ve seviyesi yükselen deniz, azalan yer altı su kaynakları, asit yağmurları, kirlenen toprak, su ve hava, artan radyasyon ve artık her ailede görülmeye başlayan kanser vakaları.

 Bilim insanları artık dünyadaki canlı yaşama ömür biçmeye başladı. Kapitalist sömürü sistemi, yaşamı sadece para kazanmak olarak görenler, sadece insanı sömürmüyor, aynı zamanda doğayı da sömürüyor. Artan sömürüye dayanamayan doğa, kendini yenileme kapasitesini kaybetti ve SOS veriyor. Ama İnsanoğlu hala anlamak istemiyor…

                                                ***

Dünya Çevre Gününe Türkiye, ABD Başkanı Trump’da gördüğümüz aynı aymazlıkla giriyor. İnsana ve doğaya saldırı bütün vahşetiyle ve kural tanımazlığı ile devam ediyor.

Çernobil ve Fukuşima nükleer kazalarını yaşayan dünya, hızla nükleer enerjiden uzaklaşır ve mevcut nükleer enerji santrallerini kapatırken, Türkiye, çevrecilerin ve halkın bütün karşı çıkmalarına rağmen, üç nükleer santral yapımında ısrar ediyor. Nükleer enerjinin daha pahalı olmasına rağmen, nükleer atıkların saklanmasının gelişmiş ülkeler tarafından dahi başarılamamış olmasına rağmen, kaza risklerinin önlenememesine ve teknolojik olarak dışa bağımlılığı arttıracak olmasına rağmen, nükleer enerjide ısrar neden?

Yanlış ve tehlikeli bir diğer ısrar kömürde yaşanıyor.  Termik / Kömür santrallerinden çıkan kükürt oksit, azot oksit… ve çeşitli partiküler maddeler, atmosfere salınarak bir yandan asit yağmurlarına neden olurken, bir yandan tarım alanları, ormanlar ve su kaynaklarına zarar verirken, diğer yandan da doğrudan insanları etkiliyor ve merkezi sinir sistemini tahrip ediyor, anormal doğumlara neden oluyor, gelişme bozukluklarına yol açıyor… Bütün bu zararlara rağmen, yeniden 60 adet kömürlü termik santral yapımına karar veriliyor.

HES’lerle, başta Karadeniz olmak üzere Türkiye’nin tüm dere vadileri işgal edilmiş ve kurutulmuş durumda. Dere vadilerinde su azaldı, yer yer kurudu, dere vadilerindeki tarım felç oldu, canlı yaşam yok edildi. Yeraltı sularının yeri değişti.

Yeşil Yol ısrarı ile Karadeniz yaylalarını birbirine bağlayacağım iddiasıyla, yaylalar ve mera alanları talana ve işgale açılıyor.

Ve şimdi de Zeytin Yasası ile zeytinlikler maden işletmeciliğine açılmak, talan edilmek isteniyor. Üç beş tane madencinin kâr hırsı, milyonlarca üreticiyi mağdur etmeye yetiyor.

Çevre Gününü Türkiye, çevre karnesindeki zayıflarla kutluyor/anıyor. Karnemizdeki zayıflar, AKP iktidarı ile azalmak yerine giderek artıyor.  

 

                                                  

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.