• BIST 107.418
  • Altın 142,852
  • Dolar 3,5372
  • Euro 4,1221
  • Trabzon 26 °C

CHP VE EŞBAŞKANLIK

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Ana muhalefet partisinde yaşanmakta olan kurultay süreci; Partinin daha önce yaşadığı kurultayların bir benzeri ve yeni fakat farksız bir kurultay ile son bulacak gibi görünmektedir. Dolayısıyla ülkede artık yaşam sıkıntısı çekme aşamasına gelmiş olan çoğunluğun CHP’den olan beklentileri de tükenmiş olacaktır. Parti dışında ortaya çıkacak olan yeni arayışlar ve yeni oluşumlar ile bu dinamik ülke maalesef yine zaman kaybetmeye devam edecektir.

Hatalarla dolu bir yerel seçimden sonra yine mantıksız bir şekilde kurgulanmış olan Cumhurbaşkanlığı seçiminden başarısızlıkla çıkan CHP; aslında halk önünde tabi tutulduğu testleri geçememiştir. Halk; yolsuzluklara batmış ve ülkeyi tam bir çıkmaza sokmuş olan AKP iktidarına rağmen, partinin mevcut yönetimine ve tercih etmiş olduğu politik söylemlere karşı olduğunu net bir şekilde göstermiştir. Bu konu tartışma götürmeyecek kadar açıktır. Ancak “ben merkezli siyaset” anlayışı ya da bizim bilemediğimiz diğer dış faktörler maalesef baskın çıkarak, halka rağmen ve CHP’nin tükenmesi pahasına inatla güç savaşına devam etmektedir.

Parti yönetimindekilerin mobilize ettiği yerel teşkilatlar da bu ayrışmadan nasibini almakta, esas sorumlulukları olan halkı ikna etme görevini unutarak, kurultay pazarındaki yerlerini almaktadırlar. Mevcut CHP’nin temel sorunu; halkın taleplerine yabancı kalmak, siyaseti bireysel çıkar aracı olarak görmektir. Diğer bir deyişle CHP baştan aşağıya; siyaseti halk için değil, kendileri için yapanlarla dolmuştur. Bu anlayışa maalesef yerel teşkilatlar da uyum sağlamak zorunda bırakılmıştır. Görünen o ki; Partinin bu hastalıklı yapıdan kurtulması ancak yeni bir genel seçimde dibe vurması ile mümkün olacaktır. Yani tokadı halk vurmadıkça çözüm çıkmayacak gibi görünüyor.

Bizim de dile getirdiğimiz gibi ülkenin ve parti tabanının beklentisi mevcut Parti yönetiminin görevini bırakarak, yeni kadrolara ve anlayışa yol açmasıydı. Maalesef klasik zafiyetlerine yenik düşen siyaset bir kez daha baskın çıkmış ve halkın beklentileri göz ardı edilmiştir. Parti içi muhalefetin de bütün beklentisi, mevcut parti yönetiminin olgun bir anlayışla yönetimden çekilmesi yönündeydi. Bu olmayınca hele de seçimli kurultayın sıkışık bir zaman dilimine alınması ile bütün değişim ve yenilenme umutları da iyice tükenmeye yüz tutmuştur.

Bu noktada denilebilir ki; partide demokrasi işlemiş ve herkese ne kadar destek gördüğünü ispatlama şansı verilmiştir. Evet; bu söylem teorik olarak doğrudur ancak inandırıcı değildir. Zira ortada tamamen mevcut CHP yönetimi tarafından oluşturulmuş olan delege yapısı ve büyük ölçüde vekillerin kontrolünde olan teşkilatlar söz konusudur. Önümüzdeki genel seçimlerde yer kapma beklentisinde olan vekiller için parti, ülke, ideoloji, sistem vs. tamamen yeni dönem vekillik için birer araç durumundadır. Gerisi kimin umurunda… Buna uyum sağlamış olan ve işin “Pazar” kısmında yer alan delegelerin büyük bir kısmı ise seçim dönemlerini “rahmet ve bereket” günleri olarak algılamakta ve dünyaya bu gözle bakmaktadır. Dolayısıyla partiyi ele geçirmiş olanlar için yeniden seçim kazanmak hiç de zor bir iş olmayacaktır.

***

Somut bir sonuç olarak artık Kurultay’a gidildiğine göre ne yapmak gerekmektedir? Bu malzemeden nasıl bir elbise çıkarılabilir diye sormak gerekebilir. Bizler mevcut adaylar ya da destek gruplarının analizini yapma yetkisine sahip değiliz. Ancak halkın beklentileri adına sade bir vatandaş olarak bazı düşüncelerimizi de dile getirecek hakkımız olduğuna inanıyoruz. Mevcut tablodan CHP için başarı getirecek, halka umut verecek bir yönetimin çıkmayacağı görülmektedir. Zira bütün siyasi figürlerin, halkın önüne atılabilecek malzemeyi istemeden de olsa rakip partilere verdiği bilinen bir gerçektir. Bunu; çok sıkıştığı zaman Tayyip Erdoğan rahatlıkla kullanmıştır ve yine emanetçileri de kullanacaktır. En son örnek Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yurtdışı seçmenlerin seçime katılımın oranının %10’larda kalması ile bu oylara büyük bir umut bağlamış olan ve bir anda panikleyen Tayyip Erdoğan aniden “Alevi” ve “Zaza” kartını açmıştır. Bu kart gelecek dönemde de hep kullanılacaktır.

Ayrıca bu toplumun manevi değerleri ile pek uyuşmayan yatak odası görüntüleri ile yakalanmış olanların (ki kendilerine çok büyük bir haksızlık yapıldığına inanmaktayım), bu ülkede bırakın siyasetten çekilmeyi hala cesaretle siyaset konuşmakta olduklarını da yaşamaktayız maalesef. Böyle bir kazayı yaşamış olan bir siyasetçi için torunları ile sakin bir yaşam sürmesi kadar doğal ve güzel ne olabilir? Ama bizim mayamızda var olan siyasi hırs hem bu siyasetçileri hem de ülkenin umutlarını söndürmeye devam ediyor. Bu kart halen gerektiğinde kullanıma girmek üzere AKP’nin cebinde durmaya devam etmektedir. Anla artık Sayın…   

Öte yandan daha geçen Ramazan ayında önündeki viskisi ile poz verenlere ait kayıtlar halen internet arşivlerindeki yerindedir. Elbette ki istediği zamanda, istediği kadar, istediği şeyi içmek herkesin hakkıdır ve bunu da herkesin savunması gerekir. Ama topluma model olma iddiasında olan ve genel başkanlık hedefi olanların oy isteyecekleri insanların karşısına bu pozları ile birlikte nasıl çıkacaklarını da düşünmeleri gerekir. AKP; Ramazan ayında viski ile poz verenleri bir kenara not etmiştir ve tıpkı eski genel sekreterin Hz. Muhammed ile ilgili alaycı görüntülerinin kullanıldığı gibi onu da gerektiğinde kullanacaktır.

Diğer parti içi muhaliflere ilişkin değerlendirmelere girmenin bu kapsamda fazla bir yararı yoktur. Şu kadarını söylemeliyiz ki; CHP gibi sol kalmak zorunda olan bir partiyi, günübirlik, sıradan ve ucuz politikalara yöneltmek bugüne kadar başarı getirmemiştir. Zira bu ülkede artık hiç kimse aslı varken taklidine prim vermemektedir. Yani bütün siyasi oluşumlar için önemli olan kendi “şeritlerinde” gelişerek ve kendi politik söylemlerini zenginleştirerek gitmeleridir.    

***

Bütün bu karamsar tablodan umut çıkar mı? Elbette yeniden umut olabilmek halka güven verebilmek olasılığı her zaman vardır. Bunun yolu siyasi hırsların bir kenara bırakıldığı, iktidarın ve gücün paylaşıldığı bir iklim oluşturmaktır. Halen dünyanın pek çok ülkesindeki sol partilerde uygulanmakta olan “eşbaşkanlık” çok güzel bir modeldir. Bu modelde partinin başında genel başkan yetkisini taşıyan birkaç kişi elbirliği ile ve büyük bir uyum içerisinde çalışarak partinin başarısına katkıda bulunmaktadırlar. Dünyada ilk kez Alman Yeşiller Partisi tarafından uygulanmış olan bu sistemi Türkiye’de de halen HDP uygulamaktadır. Toplumsal hafızada her ne kadar etnik bir parti kimliğini taşıyor olsa da, bu sistem ile devam HDP; bireysel ikbal peşinde koşanların değil, ilkelerin ve politikaların partisi olarak algılanmaktadır.  KESK yapmış olduğu son kongresinde tüzük değişikliğine giderek eşbaşkanlık modelini uygulamaya başlamıştır.

CHP’de önümüzdeki süreçte ortaya çıkabilecek olası ayrışma sürecinin önlenmesi adına eşbaşkanlık modeli yarar getirebilir. Bu sayede partide yer alan bütün alt siyasi grupların dışlanmadığı, birlikteliğin pekiştiği ve en önemlisi artık bireysel siyasi hırsların partisi olma algısının ortadan kalkacağı bir yapıya dönüşmek mümkündür. Âcizane önerim; CHP'de yönetime talip olanların koltuk düşkünü olmadıklarını ispatlamak üzere henüz fırsat varken, dünyada da örneği bulunan çağdaş sol partilerde olduğu gibi eşbaşkanlık sistemine ivedilikle geçilmesidir. Yapılması gereken; önümüzdeki kurultayda yapılacak olan tüzük değişikliğine bunu da eklemek ve hemen ertesi gün seçime gitmektir. Parti içindeki bütün dengelerin gözetildiği ve yönetimde söz sahibi olduğu, eşbaşkanların yönetimindeki bir CHP’nin toplum önünde ve AKP karşısında şansı çok daha yüksek olacaktır.

Bu modele CHP’de kim evet derse bilinmelidir ki o kişi CHP'yi kendi siyasi ikbalinden önce düşünmektedir. Ama biliyorum ki çok zor ve imkânsız, buna rağmen yine de yazdım işte.

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.