• BIST 100.021
  • Altın 280,367
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

CHP’DEKİ BAĞIŞ KRİZİ ÜZERİNE

Gökhan DİHKAN

 

  CHP Trabzon il teşkilatında bağış krizi ve kasadaki para eksikliği nedeniyle yaşanan kaosun artçı etkileri sürüyor. Bilindiği üzere 26 Aralık 2015 tarihli il kongresi sonrası dönemin il başkanı Güzide Uzun ve yeni seçilen il başkanı Turgay Güngör arasında düzenlenen ‘Kasa Tespit Tutanağı’na göre kasada 197 bin lira olması beklenirken kasada 4,10 lira olduğu tespit edilmişti. Yine partiye İşadamı Ali Türen Öztürk’ün yaptığı 50 bin liralık bağışa ise 5 bin liralık makbuz düzenlendiği iddiası mahkemeye taşınmıştı. CHP’li üye Ali Ayaz’ın il başkanı Uzun’u mahkemeye vermesi ardından partinin vekil ve eski il başkanları düzeyindeki isimleri Ayaz’ı hedef aldı ve haksız yere CHP’yi kamuoyu önünde tartıştırmakla suçladı. Milletvekili Kaya, Ayaz’ı partiyi karıştıran bir ajan olmakla ve provokatörlükle suçlarken, eski İl Başkanı Cafer Hazaroğlu partiyi kamuoyu önünde tartıştıranları kınadığını açıkladı. CHP Ortahisar Belediye Meclisi Grup Başkanı Turgay Şahin de iddiaları ortaya atan Ayaz’ın kişisel ihtirasları nedeniyle bu şekilde davrandığını söyledi. Bütün bu iddialara ilişkin İl Başkanı Güzide Uzun ise, “Benim akçeli mevzularla işim olmaz” diyor.

Ali Ayaz ise bütün bu tartışmalardan sonra, partide yolsuzluk yapıldığını belgeleriyle ortaya koyduğunu, ispatladığını, bu yüzden hedef gösterildiğinin altını çiziyor. CHP Trabzon teşkilatı bu kriz ortamı ve karşılıklı suçlamalardan sonra bir anda cadı kazanına döndü. Söz konusu tartışmalardan sıyrılarak farklı toplumsal talepleri temsil eden siyasi partilerin finansmanının nasıl olması gerektiği üzerinde durmakta fayda var. Zira CHP’deki bu tartışma partilerin finansmanı meselesiyle doğrudan ilişkili.  

Siyasal partiler seçim yoluyla siyasi iktidarı ele geçirmeye çalışan ve farklı toplumsal talepleri temsil eden örgütlenmeler olarak birbirleriyle rekabet ederken çok farklı nedenlerle mali kaynaklara ihtiyaç duyabilirler. Mali gereksinimler ve kaynaklar sarmalında oluşması muhtemel usulsüzlükler ve yolsuzluklar ise üst düzeyde yaşanırsa siyasi rejimi bile tehdit edebilir. Sosyoekonomik yapıya sirayet edebilecek çok sayıda tehlikeye yol açabilir. Siyasi partilerin finansmanı noktasında ciddi ve kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu Trabzon özelinde yaşanan olaydan sonra net bir şekilde anlaşılıyor.

Çoğu demokratik ülkede siyasi partilere yapılan bağışlar ile siyasi parti ve adayların seçim kampanyalarındaki harcamalarının kamuya mal edilmesinde “şeffaflık” hayati öneme sahiptir. Hesap verilebilirliğin sağlanması için siyasal hayatın vazgeçilmez ögeleri olan siyasi partilerin yaptıkları harcamaları kamuoyuna açıklaması demokratik hukuk devletinde zorunluluk olmalıdır. CHP’de ve diğer siyasi partilerde de yapılması gereken yapılan harcamaların kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanmasıdır. Böylece bu tür yolsuzluk iddiaları da gündeme gelmeyecektir.

Bir diğer önemli nokta ise siyasi partilerdeki siyasi yozlaşmanın mutlak surette önüne geçilmesi gerektiğidir. Bir kavram olarak siyasi yozlaşma; rüşvet, zimmet, siyasal kayırmacılık, rant kollama gibi sayısız türe sahiptir. CHP Trabzon teşkilatında yaşanan olay eğer gerçekse siyasi yozlaşma türlerinin neredeyse hepsini kapsıyor. Siyasi aktörlerin özel çıkar sağlama amacıyla toplumdaki mevcut hukuki, dini, ahlaki ve kültürel normları ihlal edici davranış ve eylemlerde bulunmaları her şeyden önce bu siyasi aktörlerin mensup bulundukları partiye ciddi zararlar verecektir. Trabzon özelinde bu gerçeği de yakından gözlemliyoruz. Partideki yolsuzluk, hırsızlık iddiaları CHP’yi kamuoyu önünde ciddi anlamda tartıştırır hale geldi.

Bir ülkede yolsuzlukları önlemenin, siyasal yozlaşmanın önüne set çekmenin yegane yolu ise siyasal partilerin finansmanında görülecek usulsüzlükleri önlemekten geçmektedir. Bütün siyasi partilerin finansmanının şeffaf, adil ve denetlenebilir standartlarda olması gerekiyor. Siyasi partilerin geleceği bu konu özelinde izleyeceği tutarlı politikalara bağlıdır. Aksi takdirde söz konusu siyasal yozlaşmanın yaşandığı parti veya partilerin seçmenle olan bağları zayıflayacaktır. CHP’deki kasadaki para ve bağış üzerinden yaşanan tartışma, seçim sürecinde finansman noktasında yapılan harcamalarda gerçekten şeffaf, adil ve denetlenebilir bir tavır ortaya konulabilseydi krizle ve partililerin birbirlerini kıyasıya suçlamalarıyla sonuçlanmayabilirdi. 

Nihayetinde diyeceğimiz o ki CHP Trabzon’da seçmen tercihlerinin önümüzdeki yerel seçimlerde kendisine yönelmesini istiyorsa partiyi yeterince yıpratan bu konuyu şeffaf bir şekilde acilen çözüme kavuşturup kamuoyunu rahatlatıcı pozisyonu alabilmelidir.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.