• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Trabzon 12 °C

ÇOK ŞÜKÜR YAPILDI VE BİTTİ

Gürol Ustaömeroğlu


Yaklaşık 4 ay 7 Haziran öncesi, 4 ay da 7 Haziran sonrası olmak üzere 8 aydır ülkemizin gündemini meşgul eden, ülkeyi adeta geren, insanları bileyen, uykuları kaçıran, günlük çalışma hayatını frenleyen, ekonomiyi yoran milletvekili seçimleri sonunda yapıldı ve bitti. Sonuçların hayırlı olması en büyük dileğimizdir.
Bu seçimden AK Parti çok ciddi bir başarı ile çıkmıştır. Bir önceki dönem aldığı oyu yaklaşık olarak % 22 artıran bir partinin başarısındaki sırrı siyasal tarih ileride yazacaktır. Günümüzün siyasi ve sosyal şartlarının bir partinin oyunu nasıl etkileyebildiğini siyaset ve sosyal bilimciler daha iyi analiz edeceklerdir. Kuşkusuz bu değerlendirme başarıyı elde eden iktidar partisi ile de sınırlı kalmayacaktır. Muhalefet partilerinin tutumu, psikolojisi, konulara yaklaşımı, meselelerdeki öngörüsü oylarını niye düşürmüştür bunu da bilim insanları masaya yatıracaklardır.
Bilim insanlarının bu konudaki düşüncelerini başımızın üstünde tutarak bendenizin de bu konudaki yorumunu kısa ve net cümlelerle aktarmak istiyorum.
Çok çok özel siyasi ve sosyal nedenlerin dışında ülkemize faydalı olan en iyi yönetim tek partili iktidardır. Yönetimlerdeki dil birliği ve aynı frekanstan düşünce istikrarın bel kemiğidir.
Böyle bir olgu halkın talep ve beklentilerinin yanında iş dünyasının performansı ile de birleştiğinde bundan kazançlı çıkmamak mümkün değildir.
Bu bahsettiğimiz meselenin özüne bakışımdır.
***
Gelelim 7 Haziran sonrasına. Veya bir başka deyişle 1 Kasım öncesine.
7 Haziran seçim sonuçlarından çıkan tablo çok ilginç idi. Bir başka ülkede olsa bu tablodan birkaç koalisyon hükümeti kurulurdu. Ancak ülkemizdeki siyaset sürekli bel altına çalıştığı ve sistem her yerde kırmızı çizgiler çizdiği için Haziran seçimlerinden koalisyon hükümetinin çıkması zor olacaktı. Nitekim öyle de oldu ve 1 Kasım seçimlerine gidildi.
1 Kasım seçimlerinde iki olgu AK Parti’nin başarısını getirmiştir.
Bunlardan birincisi ki bence en önemlisi Cumhurbaşkanı ERDOĞAN’ın 7 Haziran öncesinde olduğu gibi sahaya daha doğrusu siyasi arenaya çok müdahil olmamasıdır. Burada belli ki bir bilenler ERDOĞAN nezdinde girişimde bulundular ve muhtemelen “Aman efendim sizin karizmanız ve gücünüz ortada. Ancak halk AK Parti ile sizi karıştırmayı uygun bulmuyor. Mümkün olduğunca siyasi arenadan uzak durmanız partimizin olduğu kadar sizin de gücünüzü artıracaktır” gibi bir girişimde bulunmuş olabilirler.
AK Parti başarısındaki ikinci etken ise muhalefetteki erken zafer sarhoşluğudur. 7 Haziran seçimlerinde “iyi salladık” gibi sözlerle birbirini tebrik eden muhalefet bir rehavet coşkusu içine düştü. AK Parti’nin siyasette çok kullanılan bir deyim olan “sathı mayil” e girdiğini zannederek koalisyon görüşmelerinde isteksiz davrandılar ve uzlaşmadan uzak kırmızı çizgiler belirlediler. Adeta ortaklıktaki temel esasın fedakarlık olduğunu ya unuttular ya da unutturdular. Burada sadece CHP’nin hakkını teslim etmek gerekir. CHP Koalisyon görüşmelerinde istekli davransa da belli bir aşamadan sonra O da muhtemelen “Fazla zorlamaya gerek yok. Zaten ilk seçimde AK Parti nasıl olsa gidecek” havasına giriverdi.
İşte bu iki neden AK Parti başarısını ya da bir başka ifade ile muhalefet başarısızlığını getirdi.

***
Bu seçimler bir kez daha şunu açıkça göstermiştir;
Türk Halkı meseleleri iyi analiz ediyor. Bir zamanların çarıklı erkanı gibi az konuşuyor ama iyi konuşuyor. Kesinlikle gri bir ortam istemiyor. Her şeyi net ve açık görmek istiyor. Kavga, gürültü ve karabasan rüyalar görmek istemiyor. Gösterenleri de bertaraf ediyor.
Kısacası diyor ki; ”Beni yönlendirmeyin. Zorlamayın. Ben zamanı geldiğinde ne yapacağımı iyi bilirim.”

TRT RADYO 3

Sevgili okurlar henüz yeni hükümet kurulmadı. Görevlendirmeler yapılmadı. Kadrolar oluşturulmadı. Sorumluluklar paylaşılmadı.
Ancak ben yine de gelecek hükümette ilk talebimi yapmak istiyorum. AK Parti Mensubu 5 Vekilimiz ile CHP Mensubu 1 Vekilimizden konunun takipçisi olmalarını rica ediyorum.
Sevgili okurlar uzun bir süredir Trabzon’da TRT Radyo 3 yayınları yapılmamaktadır. Kısacası Radyo 3 kaldırılmış durumdadır. Sahip olduğu 92.0 frekans tamamen haber kanalı haline getirilmiştir. Trabzon’da Radyo 3 sadece internetten yayın yapmaktadır. İnternetin olmadığı veya kısıtlı olduğu ortamlarda dinlenememektedir.
Peki TRT Radyo 3 ne idi?
TRT Radyo 3 ülkemizde bir gelenekti. Bir kültürdü. Yaşanmışlıktı. Paylaşımdı. Sohbetti. Bilimdi. Kitaptı. Medeniyetti. Çok seslilikti. Müzikti. Romantizmdi. Entelektüellikti. Anılardı. Haberdi.
Kısacası TRT Radyo 3 bir yaşamdı.
Yerli ve yabancı klasik, caz, pop müzik ile bunlara ait sohbet ve anıların paylaşıldığı, Türkçe ve yabancı dillerde haberlerin sunulduğu bir hayat bilgisi dersiydi. Bendenizin de bütün öğrencilik hayatı bu kanalı dinlemekle geçmiştir. Sahip olduğum müzik sevgisi ve bilgisinde bu kanalın inanılmaz katkısı vardır. Bu öğretiyi az bir sürede olsa oğlumuza da aktarabildiğim için kendimi şanslı görüyorum.
Ancak daha sonra ne olduysa, nasıl olduysa TRT Radyo 3 yayından kaldırılıverdi.
Bu konuda çok yazı yazdım. Sosyal medyada çok tartışma açtım. Çok destek gelmesine rağmen yani iyi bir dinleyici kitlesi olduğunu test etmiş olmamıza rağmen şu ana kadar ne bir resmi açıklama yapıldı ne de yayınlar geri geldi.
Kötü düşünmek istemiyorum.
Ama sanki bir el, gizli bir el “bu yayınlar bizim kültürümüzde yok” dercesine konuya müdahil olup yayını kaldırdı.
Böyle bir şeyi aklımın ucundan dahi geçirmek istemiyorum. Ama olan da ortada.
Yeni hükümetten ilk istirhamım bu olacak. Sayın vekillerimizin konunun takipçisi olmalarını umut ve ümit ediyorum.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.