• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

ÇOK YAŞAYIN ZEYYAT HATİPOĞLU

Gürol Ustaömeroğlu

Pazartesi günü Eski Bakanımız Faruk Özak'ın daveti üzerine çok önemli bir konferansa eşimle birlikte katıldık. Özgün ekonomist Prof. Dr. Zeyyat Hatipoğlu Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'nda Öğr.Gör.Yazar Veysel Usta'nın moderatörlüğünde ekonomi üzerine derin ve pratik bilgiler verdi.

Zeyyat Hatipoğlu ismini doğrusunu isterseniz yeni duydum ve öğrendim. İktisat çok da anlamadığım daha doğrusu serbest piyasada iş yapan bir mimar olarak ne kadar olması gerekiyorsa ancak o kadar anladığım ve ilgilendiğim bir konu olduğu için doğal olarak bu konunun uzmanlarına da haliyle uzak kalmışım. Bakanımız Özak önemini anlatıp özellikle davet edince davete icabet ettik.

Hatipoğlu'nun biyografisi yeterince paylaşıldığı için burada tekrarlamak istemiyorum. Ancak biyografi içinde ilginç bazı detaylar var. Bunlardan birincisi dedesi İbrahim Paşa'nın Birinci Dünya Savaşında Cidde'nin son valisi olduğu idi. Bir diğer ayrıntı babası Mustafa Hatipoğlu'nun eski fındık tüccarlarından ve Trabzon Ticaret Odası'nda başkanlık yapmış olduğuydu ki fındık konusunda Hatipoğlu dikkat çekici bir iddiada bulundu. Buna aşağıda tekrar değineceğiz. Bir başka ayrıntı Harvard'lı bir akademisyen olarak Türkiye'de işletme mühendisliğinin kurulmasında öncü bir isim oluşuydu. Bir başka önemli detay ise 30'u İngilizce olmak üzere 220 kitabın yazarlığını yapmış olmasıydı.

Hatipoğlu konferansta ilk olarak daha sözün başında 2 kelime sarf etti. Bendeniz de hemen bu iki kelimeyi not defterime o anda yazdım.

Bunlardan biri Kurumsallaşma, diğeri ise Burjuva.

Bu iki kelime aslında sahip olduğu toplumun ekonomik kalkınmasını sağlayacak 2 önemli kelime idi.

Kurumsallaşmanın bugün özellikle aile şirketlerinde ne kadar önemli olduğunu görebilmekteyiz. Kurumsallaşmayı meselelerin kişilere bağlı kalmadan profesyonel eller tarafından temel prensipler çerçevesinde ve bir strateji doğrultusunda önyargısız ve iltimassız yürütülmesi olarak tanımlayabiliriz.  

Bunu bir ülkenin ekonomisi çerçevesinde ele aldığımızda ise devletin siyaset ve liderlerden etkilenmeden stratejik planlamasını yapması ve bunu ödün vermeden uygulaması olarak özetleyebiliriz.

Bir diğer önemli kelime ise burjuvaydı.

Yani kalkınmanın ancak burjuva ile olabileceği bir gerçektir. Yani en az 3 nesil kentte yaşayan ve bunların bir kısmının da üniversite mezunu olan toplumlarca gerçek kalkınma gerçekleşebilmektedir.

***

Aslında bu iki kelime burada aylar sürecek bir yazı dizisi yazacak kadar içeriğe sahiptir sevgili okurlar. Özellikle siyasetin burjuva karşısındaki çekingenliği hatta dışlayışı malumunuzdur. Burjuvanın içeriğindeki derin anlamı görmezden gelip meseleye sadece zengin şımarıklığı olarak yaklaşan bir anlayış ne yazık ki ülkemizin siyasi mesaj ve sloganlarında bir ömür tüketmiştir. Dolayısı ile Hatipoğlu'nun sözün başında kullandığı bu iki kelime bende adeta tılsım etkisi yarattı, yüreğime su serpti.

Konferansta konu edilen hatta iddia ile yaklaşılan bir diğer konu ise fındıktı. Babası fındık tüccarlığı yapmış ve daha sonra da iflas etmiş olan Zeyyat Hatipoğlu fındığın bu kentin kalkınmasına vesile olmayacağını üzerine basa basa söyledi. Hem de salondaki fındık tüccarlarının gözünün içine baka baka. Dedi ki; "Bu kent fındık ile kalkınmaz."

Peki sevgili okurlar yıllardan beri bunu iddia etmiyor muyuz? Hatta bu iddianın yanına bir de sporu ilave etmiyor muyuz? Sadece bu iki şey ile bir kentte kalkınma olamayacağını söylediğimiz zaman bize gülerdi insanlar. Ama ne ilginçtir ki bu iki şey ile ilgilenen insanlar kişisel kalkınmayı yaşamaktadırlar. Ama kentsel kalkınmaya yeterli olmamaktadır.

***

Konferansın ikinci bölümünde soru cevap faslı yaşandı. İkinci soruyu bendeniz sordum. Sorarken rahmetli dedemin de bir zamanlar fındık tüccarı ve fındık fabrikası sahibi olduğunu, ama benim mimarlığı tercih ettiğimden yola çıkarak mimarların esas itibari ile ekonomi ve para meselelerinden çok anlamadığını ama uğraşılan konunun büyük paralar içerdiğini izah ettim ve; Cari açığa katkısı olan inşaat sektörünün mikro anlamda Trabzon, makro anlamda ülkemizin ekonomik kalkınmasındaki yerini ve etkisini sordum.

Aslında burada temel amacım inşaat sektöründe burjuvanın ne kadar etkili olduğunu ima etmekti ama bunu orada meseleyi uzatacak bir duruma sokmamak için açıkça söylemek istemedim.

Hatipoğlu büyük bir nezaket içinde hemen cevaplıyorum dedi ve ekledi;

" İnşaat sektörü Trabzon ve ülkenin önemli bir ekonomik parçasıdır. Vazgeçilmezidir. Ama burada ana mesele tasarruftur. İnşaat yaparken tasarruflu davranmak zorundasınız."

Bu cümleden yola çıkarak sorumu cevapladı. Ama tasarrufu özellikle belirtti.

Ben de buradan şöyle bir çıkarım yaptım sevgili okurlar;

İnşaat yaparken bir kenara, mülk edinirken de tasarruf sahibi olun. Lükse kaçmayın. Görmemişlik yapmayın, sonradan gördüm olmayın. Gerçek bir burjuva gibi davranın.

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.