• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • Trabzon 18 °C

Çöp sahasındaki dozer yandı mı yakıldı mı?

Yer KULAK

Sürmene Çarburnu’ndaki çöp döküm sahasında önceki gece ilginç bir olay oldu. Sahaya depolanan, çöpü yayan dozer park ettiği alanda gece saat 02.00 sularında yandı.
Dozer, Adalet ve Kalkınma Partisi Araklı gençlik kolları başkanı Mesut Çebi’nin miş. Çebi, dozeri ya büyükşehir belediyesine ya da çöpü toplayıp, depolayan şirkete kiraladı. Araklı’dan gelen haberde dozerin yakıldığı söylendi. Dozerin yakılma işi pek aklımıza yatmadı. Sürmene eşrafından gazeteci Cevat Kol’u aradık. ‘Cevat, Çamburnu çöp sahasında gece bir dozerin yakıldığı haberi geldi, doğru mu yanlış mı? Doğruysa dozer yakıldı mı yandı mı? Bir araştırır mısın’ dedik.
Cevat, yarım saat sonra döndü ve  ‘Dozer yanmış abi. Herhalde elektrik sisteminde bir arıza vardı. Ve ayrıca o bölgede dozer yakacak insan kalmadı. Bana yandığını söylediler’ dedi.
Dozer, durduk yerde yanar mı?
İşin uzmanı, dozerle iş makineleriyle yatıp kalkan bir müteahhidi aradık.
‘Ankara’dayım. Kontrol için geldim’ dedi. Müteahhide, ‘Dozer, durduk yerde yanar mı?’ diye sorduk.
‘Eskisi de yenisi de yanabilir’ dedi ve gerekçelerini sıraladı.
AKP’li genç bir müteşebbisin Sürmene Çamburnu çöp tesislerinde çalışan dozeri sonuçta yandı.
Dozerin gece saat 02.00 sularında park ettiği alanda yandığı doğru da, yakılma ihtimali bize de zayıf geldi!
Dozerin hangi bölümü yandı, derseniz… Bize aktarılan bilgilere görü üst kısmı, paletin üst tarafları yanmış.
Dozerin durduk yerde mi yoksa yakıldığı konusunda son kararı bilirkişi verecek.
Çünkü o saatte bölgede görgü tanığı yokmuş. AKP’li genç müteşebbise geçmiş olsun diyoruz.

Görüşüne ve adamına
göre tepki göstermek!

Dün Trabzon Büyükşehir Belediyesi önünde bir grup üniversiteli genç, Büyükşehir Belediyesinin ulaşıma gizli ve açık zam uyguladığını söyleyip ulaşımda yolsuzluk yapıldığını iddia etmiş. Gençler basın açıklaması ile olayı protesto ederken, güya çevredeki, ‘Şehitlerimiz var. Yüreğimiz yanıyor. Bunlarla ilgili neden konuşmuyorsunuz. Bu teröristleri ne konuşturuyorsunuz’ diye tepki göstermiş!
Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşımda kullanılan elektronik kartlarla ilgili Sayıştay raporuna yansıyan yolsuzluk iddiasını bir yerel gazetemiz manşete taşıdığı bir haberle kamuoyuna duyurdu. CHP Trabzon il Başkanı Güzide Uzun, ‘Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde pis koku yayılıyor’ dedi.
Halk yerel gazetemize, CHP il başkanına ve olayı eleştiren STÖ’lere tepki göstermiyor, beş-on kişilik üniversite gençliğine gösteriyor.
İnanılır gibi değil. Acaba diyoruz, üniversite gençlerine tepki gösteren, belediyede çalışmadan maaş alan AKP’liler mi? Çünkü belediyenin kapılarının önünde günün hiçbir saatinde pek kalabalık olmaz da!

****************

11 can, evlat, ocak, kardeş…11 Yiğit, 11 ANA
Pencerenin önünde bulunan delikten yeni doğan güneş bütün serinliğiyle içeri sızdı. Allah Allah! Güneş serinliği ile değil, sıcaklığı ile içeri sızardı! Sızan bu güneş evdeki tozu çok net göstermeye başlamıştı. 'Ev eski, ne kadar temizlense de olmuyor!' dedi o tozları gördüğünde yatağından kalkan kadın. Güneşin içeri sızan serinliğine de bir anlam veremiyordu. Nerden bilecekti az sonra alacağı haberle güneşin en kızgın sıcaklığını içinde hissedeceğini. İşte, tam o sırada kapı çalındı! Çok erkendi, güneş yeni doğmuştu. 'Hayırdır inşallah!' diyerek kapıyı açtı.
İşte, tam o anda 'Serin!' dediği güneş tüm sıcaklığı ile içine düşmüştü! Öyle bir sıcaklık ki başının tepesinden girip bütün organlarını yakarcasına ayak tabanından sızmış, kapıya gelen görevlilere ulaşmış ve onları da yakmaya başlamıştı. Kadın, o güneşin onu tamamen yakmasına karşın en çok kalbinin yandığını hissediyordu. O sıcaklığın yaktığı vücudunda hiç ses çıkmazken kalbinde bir anda bir ses duydu. Kapıya gelenler kadına bir şey anlatıyorlardı, ancak kadın kalbinden gelen sesi duymak için bir anda avazı çıktığı kadar gelenlere 'Susun, susun!' diye bağırdı. Öyle bir bağırma ki mahalle bu sesle artık uyanmıştı.
Kapıya gelenler hareketsiz bir şekilde donup kaldılar; ancak kadının o tarif edilemez yüzünde bir anda gülücük oluşmaya başlamıştı. Görevlinin biri 'Herhalde kadın deliriyor! Acaba sağlık ekibi müdahale etsin mi?' diye düşündü. Ancak kadın sessiz bir şekilde kalbindeki sesi duymaya çalışıyordu; çünkü görevlinin hesaba katmadığı bir şey vardı! O kadın bir 'Anneydi' ve çocuğunun sesini en son olarak bir daha duymak istiyordu ve onu da başardı. Artık kalbinin sesini duyuyordu. 'Anne, anne! Seni seviyorum; seni çok özleyeceğim, beni sakın unutma!'
(Turhan Eyüboğlu)

**

Tıpa tabancası!

‘Orhan beyi buraya gönderenler, Sağlık Bakanlığı rahatlasın diye göndermişler. İnsanlara, ‘ben 14’lüyüm’ dedi, ama ‘tıpa tabancası’ çıktı. 61 projenin üç tanesini yapamamışsın. Şoförler Odası seni yönetmiş’
(Yavuz Karan)

Sibirya treni!

Siyasal İslamcı kılıklı liberal bukalemunların on beş yıllık ikircikli iktidarı ve son dönemde Türkiye'de yaşanan sert modernleşme, ülkedeki bütün ideolojik yapıları, partileri, sendikaları, dini cemaatleri ve diğer baskı gruplarını dipsiz bir nihilizm çukuruna yuvarladı. Artık hiçbirinin bir varoluş amacı, gerçekçi bir sancısı ya da bir kutsalı yok. Ülkedeki her şey siyasal İslamcıların kronik şizofrenisiyle kuşatılıp mutlak bir erdemsizliğe mahkûm edilmiş durumda. Bugün Türkiye, Sovyetler Birliği döneminden beri çürümeye terk edilmiş, bir zamanlar birilerinin kullandığı paslanmış eski bir Sibirya trenini andırıyor. (Metin Kondel)

**

Özel Üniversitelerin büyük bir bölümü ciddi manada denetlenmiyor. Her şey keyfiyetle yürüyor. Soygun mekanizması olarak işlev görüyorlar. Kendine özgü yeni bir memur ve öğretim üyesi tipi de ürettiler bu süreçte. Yazık bu milletim vergilerine.
(Prof. Dr. Kemal Üçüncü)

 

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.