• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 17 °C

ÇÖZÜM SAVAŞTA DEĞİL

Ö. Faruk Altuntaş

    Yeni yıla savaş naraları ile girdik.
    18 İlçede 40’ı aşan sayıda ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile 130 gün geçirdik.
    Nusaybin, Cizre, Silvan, Yüksekova, Lice, Sur... gibi ilçelerde bombalanmış, yıkık, virane binalar, sokaklarda barikatlar, duvarlarda mermi izleri… Suriye’deki iç savaş görüntüleri artık Türkiye’de.
    Annesinin kucağında iken vurulan 3 aylık Meray bebeği, beyaz bayrak kaldırarak ambulansa taşırken vurulan dedenin görüntüleri ile, devletten maaş alan keskin nişancıların hedefi olmamak için evlerinin bitişiğindeki ahıra sürünerek giden kadınların görüntüleri ile uğurladık giden yılı.   
    Morgda yer olmadığı için üst üste konan ve bekletilen, günlerce  kaldırılmasına müsaade edilmeyen cenazeler, ölüye eziyet ve hakarete dönüştü artık. Cenaze sahipleri soruyor; İnsanlık nerede kaldı, Müslümanlık nerede kaldı?
    Ve her gün operasyonlarda şehit düşen polis ve askerlerin yurdun dört bir yanına gönderilen cenazeleri ile tutuşan tarifsiz acı, göz yaşı ve öfke…
    13 yıllık AKP iktidarı ile gelinen nokta burası. 7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını tanımayan Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının, istikrar için tek başına iktidar isteyerek açtığı savaştan sonra, 1 Kasım seçimleri ile elde ettiği tek başına hükümetle Türkiye’nin kazandığı istikrar bu.
    Gazze’de İsrail’in yapmadığı zulüm, Bosna Hersek’te Sırp milliyetçilerinin yapmadığı vahşet Türkiye’de yaşanır oldu.     
                                                                  ***
    Tayyip Erdoğan komutasında AKP hükümeti ile içeride yakaladığımız istikrar böyle de, dışarıda kazandığımız istikrar ve başarı nasıl?
    Musul Başkonsolosluğunun 900 civarında IŞİD militanı tarafından basılıp, tek mermi atılmadan Başkonsolos dahil 49 kişinin rehin alınması sadece seyredildi.
    Halep’in Karakozak köyünde bulunan ve Türkiye toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi ve Saygı Karakolunun IŞİD tehdidinden korunamayıp kaçırılması, büyük bir askeri operasyon ve başarı olarak takdim edildi.
    4 Aralık 2015’de Musul yakınındaki Başika’ya Türkiye’den asker sevk edildi. Tepkiler üzerine Tayyip Erdoğan, güya dik durarak “ Musul’dan askerin geri çekilmesi söz konusu değil” dedi. Öngörüsüz ve sorumsuz bu politikaya gelen tepkiler hızla çoğaldı. Irak Başbakanı, bu durumun egemenlik ihlali olduğunu belirterek askerlerin geri çekilmesini istedi. Obama ve ABD Dışişleri bakanı askerlerin geri çekilmesi gerektiğini söyledi. Arap Birliği teşkilatı olayı kınayarak askerlerin Irak’tan geri çekilmesini istedi. Aralık ayının sonuna varmadan Türkiye, Musul / Başika’ya gönderdiği askeri geri çekmek zorunda kaldı. Tabii ki yapılan işlemin adı, asker çekmek değil, “intikal” ve “yeniden tanzim” idi!
    Ve büyük bir aymazlık olarak Rusya’nın uçağı düşürüldü. İçeriye karşı efelenerek; dışarıda ise bin bir mazeret açıklayarak, Rus uçağı olduğunu bilseydik düşürmezdik diyerek ve Rus yetkililerle görüşme sağlamak için kırk dereden su taşıyarak dış politikada hezimet üstüne hezimet yaşandı.
                                                               ***
    Tayyip Erdoğan’ın ve AKP Hükümetinin başarısızlığı arttıkça, bu başarısızlığın üstünün örtülmesi ve kaybedilen tek başına iktidar gücünün tekrar kazanılması için savaş tercih edildi, görüşme masası bizzat Tayyip Erdoğan tarafından devrildi.
Kuşkusuz PKK da Tayyip Erdoğan’ı yalnız bırakmadı! Demokrasi güçlerinin, barış güçlerinin ve HDP’nin barış çağrısına uymayan PKK, AKP Hükümetinin savaş çağrısına uymayı tercih etti. Barışı savunan toplumsal kesimler, aynı dili, savaş dilini konuşan iki taraf arasında sıkıştı kaldı. Bu savaş sürecinden en büyük yarayı HDP ve bileşenleri aldı.
Ancak savaşla varılacak, olumlanabilecek bir yer yok. Savaş yeni yıkımları, yeni acıları getirecek; halklar arasındaki güven duygusuna zarar vererek bölünmeyi arttıracak, bir arada yaşamanın zeminini tahrip edecek.
AKP Hükümetinin izlediği son politikalar ve Tayyip Erdoğan’ın tutumu, PKK’nın silahları bırakıp ovaya inmesine ve HDP’nin izlediği barışçı ve demokratik çizgiye yönelmesine olanak bırakmadı; tersine, demokratik çizgiye yönelen Kürt siyasi hareketinin önemli bir kesiminin tekrar PKK çizgisine itilmesine neden oldu. Gerek 7 Haziran seçim döneminde ve gerekse daha şiddetli olarak 1 Kasım seçimlerinde, HDP binalarına yönelen, AKP devletinden destekli yüzlerce kez tekrar edilen saldırılar açıkça gösterdi ki, HDP’nin Türkiyelileşmesine, demokratik ve barışçıl siyasete fırsat verilmek istenmiyor.
İşte Türk, Kürt bütün yurttaşların bu politikaya itiraz etmesi gerekiyor.  
Tekrar ve tekrar yaşanan acıların hepimize gösterdiği sonuç, hızla savaş konseptinden çıkmak gerektiğidir. Kürt sorununun çözümünü askeri çatışma alanından çıkartıp, siyasetin iştigal alanına sokmak gerekiyor. Bu nedenle ne kadar zor olursa olsun, tekrar ve en kısa zamanda müzakere masasına dönmek gerekiyor. Çözüm savaşta değil, barıştadır. Bu gerçeklik ne kadar erken görülürse, ödenecek bedel o ölçüde az olacaktır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.