• BIST 93.229
  • Altın 229,855
  • Dolar 5,7875
  • Euro 6,6373
  • Trabzon 20 °C

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE “EZANDAN KUR’AN’DAN ANLAMAYAN KILIÇDAROĞLU"!

Gökhan DİHKAN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla düzenlenen etkinlikte din görevlileriyle buluştu. Erdoğan konuşmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu sert sözlerle eleştirdi. Cumhurbaşkanı aynen şu ifadelere yer verdi:

"...Şimdi çıkmış ezandan Kur'an'dan bahsediyor. Sen ne anlarsın ezandan Kur'an'dan? Sadece milleti aldatmak için bir taraftan ezan Kur'an diyeceksin. Onunla onu bir araya getirme. Zaman zaman cenaze namazlarında görünmek suretiyle bu milleti aldatmaya kalkma.."

Sayın Cumhurbaşkanı bu cümleleriyle kendisini müslüman olarak tanımlayan bir siyasetçinin müslümanlığını tartışmaya açma hakkını ilginç bir şekilde kendinde görüyor. Erdoğan bu ifadeleriyle aslında açık açık Kılıçdaroğlu'na, "Senin gibi müslüman mı olur? Müslüman ezandan, Kur'an'dan anlayan benim gibi biri olur. 5 vakit namazın da, cenaze namazının hakkını da ancak benim gibi müslümanlar verir" diyor.

Enteresan bir yaklaşım.. Ezandan Kur'an'dan anlamak camide namaz kılmak, şehitlerimizin evlerine gidip ezberden Yasin okumaktan mı ibaret? Daha geçtiğimiz günlerde Sayıştay, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın 2017 yılı giderlerine ilişkin denetim raporunu yayımladı. Rapora göre Saray, günde 1.8 milyon TL'den fazla para harcadı. Yani 1 yıl boyunca sarayın giderleri 648 milyon TL'nın üzerinde bir rakam tutuyor. Asgari ücretle çalışarak evine ekmek götürüp ailesinin rızkını çıkarmaya çalışan ama bu konuda maaş düzeylerinin yetersizliği nedeniyle pek de başarılı olamayan milyonlarca yoksul insan varken, sadece Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yılda 650 milyon TL gömmekle mi Kur'an'ın istediği müslümanlık ortaya konuluyor? Tarih boyunca "Ezandan, Kur'an'dan anlayan" milyonlarca müslüman yaşadı. İslam'ı gerçek manada içselleştirip yaşayan bu müslümanlar ise Peygamberimizi örnek alarak son derece mütevazi bir hayat sürdüler.

***

Bizce Sayın Cumhurbaşkanımız hayati bir meseleyi ıskalıyor. Günümüz Müslümanının hayat felsefesinin para ve iktidar gücüyle tamamen olumsuz yönde değiştiği ortada. Örneğin tırnak içindeki “zengin dindar/muhafazakar Müslüman” fakir bir aileyi 1 yıl yaşatabilecek para ile 1 hafta 5 yıldızlı otelde tatil yapabilir hale gelebiliyor.  Ve hepsinden önemlisi bunu kendisine hak olarak görüp meşrulaştırabiliyor. Ya da ülkede bakan olarak görev yaptığı dönemde kendi aile şirketinin değerinde milyonlarca liralık artışın olmasını o siyasetçi problem olarak görmeyebiliyor. Bütün bunlar aslında İslami ahlak çerçevesinin dışına çıkılmasıyla ilgili. Artık bu hayat felsefesinde herkes kendi kazandığını yiyor, yardımlaşmıyor. Güçlü olan güçsüzü eziyor. Her kaptan kendi gemisini kurtarmaya çalışıyor. Lüks, ihtişam ve gösterişin ruhuna işlediği bu dindar tipinin cebinin dolmasıyla yüreğinin boşaldığı açık ve net bir şekilde gözüküyor. Hal böyleyken şimdi biz de soruyoruz: Bu müslüman tipi mi ezandan Kur'an'dan anlıyor?

***

Günümüzde Filistin’de çocuklar bombalanıyor, Somalili Müslümanlar açlıktan ölüyor, doğal afetlerin etkilediği insanlar yokluk içinde ölüp gidiyor. Nüfusumuzun önemli bir bölümü ise açlık sınırının altında yaşıyor. Bütün bu yaşananları sadece izlemekle yetinen, israf ve lüks içinde yaşayan zengin/muhafazakar/dindarlar ise ‘namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum’ diyerek kendi vicdanını rahatlatıyor, ondan sonra da Ahiret’te cennette zevk ve sefa içerisinde olmanın hesaplarını yapıyor. Bu müslümanlar mı ezandan Kur'an'dan anlıyor? Sayın Cumhurbaşkanımızın Kılıçdaroğlu yerine bu çerçevesini çizmeye çalıştığımız müslüman tipine karşı iki kelam etmesini beklerdik doğrusu.

İsteyen katılır isteyen katılmaz.. Bizce Türkiye’de kendini muhafazakar olarak tanımlayan kesimler para ve iktidarın gücünün tadını aldıktan sonra tamamen değişti. Bunu ülkemizde özellikle son yıllarda çok daha rahat gözlemleyebiliyoruz. Bu tırnak içindeki “zengin/dindar/muhafazakar Müslümanlar” paranın getirdiği pahalı oyuncaklar olan lüks otomobiller, yatlar, villalarla oyalanmaya başladı. Lükse, ihtişama, güce ve iktidara çabuk alıştılar.  Ebedi hayata yönelik beklentileri azaldı, dünyevileşme yönleri ağır bastı. İnancımızda olmadığı halde büyük bir şatafatın esiri oldular. Acı ama gerçek bu.

***

Son olarak da şunu eklemek isteriz. Kendimizi İslami meseleler konusunda otorite olarak elbette görmüyoruz, haddini bilenlerdeniz. Ama ezandan Kur’an’dan anlamanın o kadar basit bir mesele olmadığını tespit etmek için de dünyaca ünlü İslam alimi olmaya gerek yok!

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.