• BIST 83.116
  • Altın 147,045
  • Dolar 3,7714
  • Euro 4,0470
  • Trabzon 7 °C

CUMHURİYET KUTLAMASI

Ö. Faruk Altuntaş

      

            29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla çeşitli etkinlikler ve açıklamalar yapıldı. Cumhuriyetin anlam ve önemi üzerine yeniden ve yeniden tartışıldı.

AKP Hükümetinin ve Tayyip Erdoğan’ın özel tutumu nedeniyle bu tartışmalar, Türkiye için daha özel bir anlam taşıyor.

            Bu tartışmalar yapılmalı. Konu ne kadar tartışılırsa, o denli derinlik kazanılır, kavramın ve içerdiği değerlerin özümsenmesi sağlanır, artılar ve eksiler ortaya dökülmüş olur.

                                                                   ***

            Önce net olarak söylemek ve altını çizmek gerekir ki, Cumhuriyet bir kazanımdır ve sahiplenilmelidir. Hem tarihsel anlamda tüm insanlık için bir kazanımdır; hem de Türkiye için tarihsel, siyasal ve sosyolojik bir kazanımdır.

            Osmanlı’nın monarşik devlet yapısından Cumhuriyete geçilmiş olması, ileri bir adımdır ve desteklenmelidir.

            Osmanlı’nın teokratik yapısından (biçimsel de olsa) laikliğe geçilmiş olması, desteklenmesi gereken bir atılımdır.

            Zamanın bir kısım emperyal devletlerinin açık işgaline son verilerek ulusal kurtuluşun gerçekleştirilmesi ciddi bir başarıdır.

            Bütün bu gelişmeler, burjuva demokratik devrim anlamında ilerici atılımlara işaret eder ve Cumhuriyetin tarihsel siyasal bir kazanım olarak sahiplenilmesini gerektirir.

                                                                ***

             Ancak Cumhuriyet demokratikleştirilememiş, altı doldurulamamıştır. Bugün yaşanan sorunların temelinde de Cumhuriyetin demokratikleştirilememesi bulunuyor.

            İçine girilen tarihsel dönem doğru okunmuş, toplumu yönetmenin kaynağı, gökyüzünden yeryüzüne indirilerek Cumhuriyet ilan edilmiştir. Ancak orada kalınmıştır.

            Toprak reformu bir türlü yapılamamış, yukarıdan aşağı ters biçimde gerçekleştirilen siyasal yönetsel devrimler ayakları üzerine oturtulamamıştır.

            Biçimsel anlamda ilan edilen “Laiklik”, gerçek anlamda din ve vicdan özgürlüğüne dönüştürülememiş, “devlet dini” olarak kalmıştır. Belli bir dinin, belli bir mezhepsel yorumu, “laiklik” adı altında topluma dayatılmıştır.

             Toplumdaki çoğulcu yapı, toplum mühendisliği uygulaması ile tek tipleştirilerek yok edilmek istenmiştir. Oysa gerek etnik köken olarak, gerekse inanç olarak çoğulcu yapı, bir imparatorluk bakiyesi olarak bu toprakların en belirgin vasfıydı. Toplumda tarihsel olarak var olan bir takım yapı ve özelliklerin budanmak istenmesi, sosyal ve siyasal gerilim olarak bugüne intikal etmiştir. Sonuçta kadim sorunlar olarak ne laiklik sorunu, ne Kürt sorunu, ne Alevilik sorunu, ne de demokrasi sorunu çözülememiştir.

                                                                  ***

            Sonuç olarak Cumhuriyet demokratikleştirilememiştir.

            Askeri bürokratik vesayet temelinde devam edegelen Cumhuriyet, Tayyip Erdoğan liderliğinde “Otoriter Cumhuriyet”e yönelmiştir. Anayasalarda yazılmış olsa da ne demokrasi, ne de hukukun üstünlüğü uygulanmamıştır.

            Cumhuriyete asıl vasfını kazandıran değerler, “Demokrasi” ve “Hukukun üstünlüğü”dür.

            Demokrasi olmayınca, Cumhuriyet değer ve işlev kaybına uğrar. Örneklendirmek gerekirse, Saddam ve Esad yönetimlerinde somutlaşan Baasçı yönetimler de birer “Cumhuriyet”tir, İran İslam Devleti de bir “Cumhuriyet”tir.

            Toplumsal yönetimin kaynağının halka dayandırılması olarak Cumhuriyet, demokratik ifadesine kavuşturulmalıdır.

            Halkın önüne belli dönemlerde “Sandık” koymak demokrasi değildir. Oy vermek ve yönetenleri seçmek anlamında denetimli “sandık demokrasisi”nin ötesine geçerek, yönetime katılmayı, birlikte yönetmeyi sağlayacak mekanizmaları geliştirmek gerekir. Gerek devlet yönetiminde, gerekse devlet vatandaş ilişkilerinde hukukun üstünlüğünü egemen kılmak gerekir.

            Halkın kendi kendisini yönetmesi olarak “Demokrasi”den, sadece yönetenleri seçmek için belli dönemlerde sandık başına gitmeyi değil, birlikte yönetmeyi ve birlikte çözüm aramayı anlamak gerekir. Karar verme, uygulama ve denetleme süreçlerine halkın doğrudan katılımının mekanizmalarını oluşturmak gerekir.

            Yüzde 10 barajlarıyla vatandaşın tercihine engeller koymak; halkın seçeceği vekilleri parti başkanının atamasına ve yapılan seçimleri parti başkanlarının yaptığı atamaları onaylamaya indirgemek; Cumhurbaşkanının oturacağı, çalışacağı “Sarayı” mahkeme kararını uygulamayarak “kaçak” olarak inşa etmek ve Mahkemenin iptal kararını, “gücünüz varsa gelin yıkın” anlamında sözlerle “takmamak”; 91. Yılını kutladığımız Cumhuriyet’in öne çıkan özellikleri olmamalı.  

            Cumhuriyetin kuruluş kutlamalarını, törensel ritüellerden kurtararak bütün bu kavramları yeniden ve yeniden düşünmek ve tartışmak gerekir ki, “Fikri hür, vicdanı hür” nesillere ulaşabilelim.

                                                                                             

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.