• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Trabzon 6 °C

DALGALAR KARAYA PARALEL VURUR

Ali Rıza Keskinalemdar

Metin Münir, günlük yazı ve Ozanköy günlüklerinden oluşturduğu Ben Bir Hiçim adlı kitabında Kaplumbağa Kumsalı’nda ölü bir kaplumbağanın yanında denize bakıp ölüm nedenini sorgularken“Suyun hareketi muammalarla doludur. Denizde istikametleri hangi yöne olursa olsun dalgalar karaya yaklaşınca ona paralel hale gelirler ve o şekilde karaya vururlar. Hiçbir zaman karaya yanlamasına vuran bir dalga göremezsiniz” diye yazar.

Bu, bir fizik kuralı gereği de böyle.

Ama söz konusu olan yer ülkemiz ise bırakın dalgaların karaya yanlamasına vurmasını bazen deniz içinde bir muamma olan suyun hareketinin birden yön değiştirerek dalgaları gerisin geriye çevirerek açıklarda söndürüverir.  Kısaca, denizin içinde kasırgalar kopar ama kıyıya esintisi bile ulaşmaz.

“İTİNA İLE” GÜNDEM DEĞİŞTİRİLİR

Hani bazı dükkan camlarında rakiplerinden kendilerini sözde farklılaştırmak için falanca işin “itina ile” yapıldığını iddia eden yazılar yazılır ya siyasi iktidar ve Başbakan da onun gayrıresmi sözcüsü, gözcüsü, hamisi, temsilcisi ve de “muhtemel başkanı” Cumhurbaşkanı da geleceklerini kurtarmak adına ülkede her türlü gündemi “itina ile” değiştirip, gerektiği zaman ve yerde herkese birer oyuncak verererek onunla oyalanmalarını, ipte yürüttükleri cambaza baktırarak ya da sahneye çıkarttıkları sihibazın illüzyonlarına ayran budalaları gibi hayran bıraktırıp ağzılarının sularını akıtmayı gayet iyi başardıklarına şüphe yok.

Öncekilerden bu konuda kat be kat profosyoneller. Suya götürüp arka arkaya birkaç kez susuz geri getirirler de ötekilerinin nereye gidip geldiklerini ruhları bile duymaz.

Arkalarında “dağ gibi danışmanlar” var; şimdiye kadar eşi benzeri görülmemiş, “al-ver” yapmayı iyi beceren, olmayanı olmuş gibi sunma konusunda ellerine kimselerin su dökemediği, “Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’nin Külahını Ali’ye giydirmede” müthiş bir hokuspokusçu, toplumsal algı yönetiminde tartışmasız “bir numara”

Tıpkı bir futbol maçında önde olup skoru korumaya çalışan takımın kenar yönetiminin rakibin akınlarını kesmek ve olası bir “kaza golüne engel olmak” için, nefesi az ama topu kenarlarda ve köşelerde rakipten çok iyi saklayarak “zamanı öldürecek” teknik oyuncuları bitime çok az kala oyuna sokmaları gibi…

 

TERS YÜZ ET, ÇARPIT, BULAŞTIR, BIRAK

 

Kediler asla başka kedinin kokusunu aldıkları kuma/toprağa dışkılarını bırakmazlar. O bölgedeki kumu/toprağı kapatmak ve yeni bir yer kazmak konusunda hiç de üşengeç davranmazlar. Koku almadıkları temiz bir yer buluncaya kadar kazar kapatır, kazar kapatır, dururlar.

Bulundukları ülke yönetiminde rahatça at oynatabilmek amacıyla mıntıka temizliğini “itina ile” yapanlar iş başında. Hoşlarına gitmeyen ve kendilerinden olmayan her şey, her görüntü, her düşünce, önceden hazırlanmış, sonrasındaki atılacak her adım inceden inceye hesaplanmış yaftaların kılıfları geçirilerek “itina ile” ortadan kaldırılır.

Bu nedenledir son zamanlarda piyasaya sürdükleri “CHP Dersim için özür dilemelidir”, “Nasıl oluyor da Aleviler CHP’ye oy veriyor”, “Amerika ilk kez 1178 yılında Müslüman denizciler tarafından keşfedilmişti”, “Küba’nın tepesinde geçmişte de vardı; şimdi de bir cami yakışır”,”Başarının sırrı, Millet iradesi… Oku, düşün, uygula, neticelendir”  türünden “tartışma konuları”

“Oku” ve “düşün” ne zaman abc’lerinde oldu ki, şimdi olsun?  “Oku, düşün” dedikleri ilk cümleyi işaret ediyor sadece… Yani bunu “oku ve bu şekilde belle” demek istiyorlar. “Millet iradesi”ne bir kere kaptırdın mı elini değil kolunu her şeyini teslim edersin, “bizim olursun”“ancak bizim varlığımız ile var olabilirsin”… Anlatılmak istenilen o. 

Lügatlarında demokrasi, hukuk, özgürlük, adalet gibi kavramlar olmadığı için daima “uygula, neticelendir” ile ilgilenirler. Ülkede en kestirmeden “gelişmenin motoru” diye gördükleri ranta, avantaya ve lavantaya “dikensiz gül bahçesi” hazırlayıp, “bal tutana parmaklarını yalatacakları” sözde “dünyaya hükmedecek ekonomi düzeni kurdukları” algısını “uygula, neticelendir” operasyonları ile beyinlere kazımaya çalışmalarıdır olan bitenin hikayesi.

Yapılanlar, bir illüzyon havası içinde devasalıklara bakılması sağlanarak ağızlarının suyu akıtılan ayran budalalıkları yaratmaktan başka bir şey değil…

Amaç, asıl tartışılması ve sogulanması gerekenleri ortalıktan kaçırmak. 

Bir kesim ayran budalılıklarının peşinden sürüklenirken, bir kesim de ters yüz edilen, çarpıtılan, bulaştırılan şeyleri düzeltip, temizlemekle uğraşmanın, bununla uğraşırken de bol bol tuzağa düşmekten kendini kurtaramamanın çaresizliğinde debelenip durmakta.

KAYIPLAR VE KURU ÖZÜRLER ÜLKESİ

Ülke, bir kayıplar ve kuru özürler ülkesidir çoktan beri.

Mesela Siemens şirketinin bulaştığı rüşvet skandalı bütün diğer ülkelerde “neticelendirilmesi”ne rağmen ülkemizde hala bir bilinmezdir. 2007 yılında Siemens’in “en baba sektörlerde” birçok ülkede işini döndürebilmek için “rüşvet kasaları” oluşturulmasında bakanlar ve işadamlarının birlikte “katkıda bulunduğunu” çoğu kimse bilmediği gibi, bilenlerin de “gündem yorgunluğu”ndan anımsamakta zorluk çekecekleri kadar uyuyakaldıkları gerçeğiyle karşı karşıyayız.

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Meral Akşener’in 17 Nisan iddiası!
  • Trabzon futbolu bitmiş!
  • Koray Aydın’ın ekibi!
  • Evetçi 100 MHP’li bulamazlar!
  • Birinci yalnız kaldı!
  • İnternet sitesinin anketi!!
  • K. Ersun Yanal  hayranı medya!
  • Futbol zirvesine Sümer neden gitmedi?
  • Evde yatıp para kazanacaklar!
  • Atatürk karşıtı tarihçiye ödül!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.