• BIST 83.024
  • Altın 146,503
  • Dolar 3,7538
  • Euro 4,0342
  • Trabzon 7 °C

Dalkavuk Eleştiremez..!

Şener Eyüboğlu

Yönetenlerle, yönetilenler arasındaki doku uyumunun varlığı Konfüçyus’a, belki daha eski dönemlere değin uzanır.

Konfüçyus “Eğer doğru yönetirsen, kimse doğru olmamaya cesaret edemez” gerçeğini dile getirmiştir.

Yönetenlerle yönetilenler arasında kısa süreli olarak böyle bir doku uyuşmazlığı, doku uyumsuzluğu olabilir; ancak uzun süreli olamaz.!

Yönetilenler düzgünse yöneticiler yolsuzluğa bulaşmış, çürük olamaz.

Tersi de doğrudur.

Yönetilenler düzgün değilse yönetenlerin uzun süre doğru davranarak yönetici konumunda kalmalarına olanak yoktur.

Genel övgü, dalkavukluk, yalakalık, çıkar amaçlı yapılmaktadır.

Montesquie, “Her toplum layık olduğu hükümetle yönetilir” gözlemini yıllarca önce yapmış, adeta toplumsal bir kanunun varlığını ortaya koymuştur.

Övgü, dalkavukluk yapana, oy, siyasal etki, maddi getiri, belli makamlara atanma, seçilme gibi bir yarar sağlasa da bu bağlamda pasif olana, halka bir yarar sağlamaz.

Genellikle, halk bu yolla duyarsızlığa, doyumsuzluğa itilir.

”Dalkavuk uzun süreli sinsi düşmandır” sözü boşuna söylenmemiştir.

Bu nedenle doğrudan ya da dolaylı biçimde halkı öven kişileri, söylemleri iyi niyetli davranışlar olarak nitelendiremeyiz.

Halkımızın önemli bir bölümünün çok zor şartlar altında açlık sınırına yakın yaşadığını gözlüyorsak, ülkede gelir ve servet dağılımının  hem bireysel hem de bölgeler itibarıyla dengesizliğinden yakınıyorsak, ülkede gerçek demokratik bir düzenin kurulmasını özlüyor, halk egemenliğinin slogan olarak kalmasını istemiyorsak, amacımız halkımızın yaşam düzeyini, kalitesini yükseltmekse övgü değil, eleştiri yapmak, halkı uyarmak zorundayız.

Eleştiri genellikle hoşa gitmez, hatta kızdırır, tepkiye de yol açar.

Akılcı davranıyorsak, nesnel, yerinde eleştirilerden yararlanmamız gerekir.

Kalkınma, demokrasi, insanca yaşam için halkımızın önemli bir bölümünün değer yargılarının, davranış biçimlerinin yaşamaya bakışlarının, yönlendirici güdülerinin değişmesi gerekir.

Övgü, yalakalıksa kişileri, toplumları uyarmaz, yanlış yollara sürükler, yanlış yollarda yürümeyi özendirir.

Övgünün, yalakalığın kötü sonuçlarını vurgulamak için şöyle bir öykü anlatılır:

İdam mahkumu gence son isteği sorulur. Genç anamı görmek istiyorum der. Annesini getirdiklerinde, annesine öpeceğim dilini çıkar der. Annesi dilini çıkardığında da genç ısırarak annesinin dilini koparır. Herkes dehşet içinde bakakalır.

Gençten, ‘Annemin tatlı dili  beni bu akıbete sürükledi. Erik hırsızlığından, mahallede çocuk dövmekten başladım. Her seferinde annem “aslan oğlum” diye beni yüreklendirdi, övdü. Adım adım taciz, soygun, cinayet derken bu yola düştüm. Annemden her seferinde uyarı değil övgü, teşvik geldi. Bu yüzden dilini kopardım’ açıklaması gelir.

Yalakalık, gereksiz övgü, dostluğun değil, gizli bir düşmanlığın dışavurumudur.

Atalarımız boşuna “Dost acı söyler” dememişlerdir.

Halkı seviyorsak kızılsa da halkımızın davranışlarını, değer yargılarını eleştireceğiz.

Başka çıkış yolu yoktur.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Badmintoncu müdür!
  • Trabzonspor Akyazı’ya taşınmalı!
  • Kemeraltı’nda çöpe gidecek para!
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.