• BIST 96.808
  • Altın 144,543
  • Dolar 3,5662
  • Euro 4,0101
  • Trabzon 15 °C

DEĞİNMELER

Ö. Faruk Altuntaş

Seçim sonuçları ile ortaya çıkan “Milli İrade”nin Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından hazmedilememesi nedeniyle 1 Kasım’da yapılacak erken seçim için seçim hükümeti kurulmasına karar verildi. Yasal prosedür işlemeye başladı.

            Bütün tarafsız gözlemcilerin ve farklı siyaset çevrelerinin belirttiği gibi, koalisyon kurulmamasının ve sonuçta erken seçim kararı verilmesinin nedeni, Milli İradenin AKP’ye tek başına hükümet kurma yetkisi vermemesinin kabul edilmemesidir. Yani 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan Milli İrade, Milli İradeyi ağzından düşürmeyen Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından kabul edilmemiştir.     7 Haziran seçimleri ile ortaya çıkan Milli İrade kabul edilmediği için, hükümet kurmak için Anayasa’da öngörülen 45 günlük süre, hukuk ve evrensel demokratik teamüller ihlal edilerek, koalisyon kurulması için değil, koalisyon kurulmaması için kullanılmış ve sürenin geçirilmesine çalışılmıştır.

            CHP ile yapılan koalisyon kurma görüşmeleri adı altında bir ayı aşkın süre geçirilmiş, CHP’ye koalisyon hükümeti kurulması dahi teklif edilmemiş ve ortak hükümet kurulamayacağı açıklanmıştır. Ancak görüşmelerin çok medeni ve yüksek sorumluluk anlayışı (!) ile sürdürüldüğü belirtilmiştir.

            Bu çok medeni ve yüksek sorumluluk anlayışının (!) gereği olsa gerek, hukuk ve demokratik teamüller çiğnenerek, kalan sürede ikinci parti olarak zorunlu olarak CHP’ye verilmesi gereken hükümet kurma görevi CHP’ye verilmemiştir. Milli iradeyi ve demokratik ilkeleri çiğneyen bu tutum tarihe bir kara leke olarak işlemiştir.

            Çok acıdır ki, 28 Şubattan ve “askeri vesayet”ten çok haklı olarak yakınan ve bu antidemokratik süreçlere karşı hukuk ve demokrasi mücadelesi veren muhafazakâr – dinci – sağ ve demokrat (olduğunu belirten) siyasal çevrelerden anlamlı bir itiraz yükselmemiştir. Bu cenapta oluşan 90 yıllık bir mücadele geleneği ve birikim, Tayyip Erdoğan ve yakın çevresinden oluşan çıkar birliğine itiraz dahi edememiştir.

                                                                    ***

            Tayyip Erdoğan ve AKP’nin Milli İradeyi tanımamaktan kaynaklanan bir kısmına yukarıda değinilen bu manevralar, ne hazindir ki Devlet Bahçeli’nin ve MHP’nin tutumu ile gerçekleşebilmiştir.

           

Başkanlık ve tek başına hükümet kurma beklentilerine Milli İradenin vurduğu tokadın yarattığı panik ve şok, Devlet Bahçeli’nin anlaşılamayan ve çözümlenemeyen politikaları ile giderilmiştir.

            Meclis Başkanlığının altın tepsi içinde AKP’ye sunulması ile Devlet Bahçeli ve MHP, başta 17 – 24 Aralık Büyük Yolsuzluk Operasyonu olmak üzere AKP’ye karşı ileri sürdüğü anlamlı itiraz ve iddiaların arkasında durmadığını göstermiştir.

Meclis Başkanlığının, kendilerinin de beklemediği biçimde AKP’ye verilmesi ile kalınmamış, MHP’nin izlediği “orada yokum, burada yokum, hiçbir yerde yokum” politikası ile AKP’nin olmayacağı bütün seçenekler baştan yok edilmiş, AKP ve Tayyip Erdoğan siyasal alanın tek belirleyicisi olarak kalmıştır.

 Bundan sonra MHP’nin bütün söylemleri anlamını kaybetmiştir. Meclis Başkanlığının AKP verilmesi ile gerek 4 bakanın yolsuzluk dosyası, gerekse 17 – 24 Aralık Büyük Yolsuzluk dosyasının soruşturulmasından vazgeçilmiştir. Bunun nedeni nedir bilemiyoruz; ancak vakıa budur. Popüler söylem ile ifade edersek; Bahçeli, Bilal’i isterken Hilalden vazgeçmiştir. Bu nasıl olmuştur, niçin olmuştur; MHP seçmeni bu durumu değerlendirecektir.

                                                         ***

Seçim hükümetinin kuruluş çalışmalarının ilk dakikası faullü başladı. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Ahmet Davutoğlu’nun, Anayasanın açık hükmü gereğince Meclis’te gurubu bulunan partilerden hükümete alacağı bakanlar için, ilgili partilerin başkanları ile görüşmeden doğrudan kendisinin bakanları belirleyeceğini açıklaması gerçekten ibretlik bir durum.

İnsan şaşırıyor, üzülüyor, utanıyor… 90 yılı aşkın Cumhuriyet, 60 yılı aşkın çok partili deneyimden sonra demokratik siyasetin kalitesi bu kadar mı bozuk olur?

CHP’den, MHP’den, HDP’den Seçim Hükümetine alacağın bakanların kimlikleri için bu partilerin başkanları ile görüşmekten daha doğal ne olabilir? Aksi nasıl düşünülebilir?

Değinecek çok şey var; ancak yerimiz bitti. Sözüm AKP’li seçmenedir. Sevgili AKP’liler, AKP’ye oy veren sevgili seçmenler; sizin AKP’ye ve Tayyip Erdoğan’a borcunuz yoktur. Tam tersine, bugüne kadar verdiğiniz destek için AKP’nin ve Erdoğan’ın size borcu vardır. 7 Haziranda ortaya çıkan Milli İradeyi kabul etmeyerek, HDP’nin oylarını düşürmek için kendisinin başlattığı çözüm sürecinden vazgeçerek ve memleketi savaş ortamına sokmayı göze alarak AKP ve Tayyip Erdoğan tarafından yapılmasına karar verilen erken seçimde, oylarınızı verirken lütfen bütün bu siyasal numaraları ve operasyonları düşününüz; elinizi vicdanınızın üzerine koyarak oy veriniz.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.