• BIST 101.849
  • Altın 259,118
  • Dolar 5,6360
  • Euro 6,3235
  • Trabzon 25 °C

DEMOKRASİ

Ali Osman Aktaş
Demokrasi deyince ne anlarız.
Nedir demokrasi. Neleri kapsar ya da ne hangi tür argümanları içerisinde barındırır.
Demokrasi kelimesi içerisinde, her bireyin, her kurum ve kuruluşların, felsefecilerin, sosyolog ile siyasetçilerin bir fikri, düşüncesi, anladığı ve anlatmaya çalıştığı birçok kavram olmuştur.
Bu kadar çok çoğulcu tanımlamalar içerisinde, halk çoğunluğunun oyuyla iktidara gelen ve ülkeyi yönetme meşruiyeti kazanmış olan kuruma demokrasi adı verilmiş ve bununla beraber demokrasinin en iyi yönetim biçimi olarak toplumlar üzerinde en adaletli yönetim şekli olarak da düşünülmüş sunulmuş iken demokratik olabilmenin gerekleri nedir.
Peki, demokrasi içerisinde demokrasinin araç ile gereçlerini ne maksatla ne şekilde kullanmak demokrasinin olmazsa olmazlarını belirlemek en çok halkoyunu alarak iktidara gelenler tarafından nasıl gerçekleştirilir.
Demokrasinin temel var olabilme biçimi olan çoğunluğun yönetime egemen olması ya da azınlığın çoğunluk içerisinde yönetimi ele geçirenlere karşı kendini var edebilmesi iktidarlara karşı nasıl sağlanabilinir.
Demokrasiyi ele geçiren kaynakların demokratik olabilmelerini sağlayabilmek için demokrasinin hangi etik kural ve kavramlarından ne kadar ne şekilde faydalanabilmektedirler ya da onu hayata geçirebilmek için ne tür araçları ortaya koyabilmektedirler.
Demokratik yollarla iktidara gelenler demokrasinin hangi tanım ve betimlemeleri içerisinde demokratik olabildiklerini gösterebilmek için ne tür kavram ve bilgilere sahip olmalıdırlar.
Demokratik araçlarla yönetime gelenlerin, iktidarların, “sonsuzluk” ve “sorumsuzluk” ile yetkili olarak değil de “sorumluluk” ve “sağduyu” içerisinde olabilmelerini sağlayabilmek için kendilerini ne şekilde nasıl denetim içerisinde tutabilmeliyiz. 
Demokratik araçlarla yönetime gelenlerin, istediklerini, düşündüklerinin gerçekten ona oy vermiş ya da vermemiş olanlar için aldıkları her kararın o halkın istedikleri olduklarından emin olduklarından ya da  istediklerinin kendileri için en iyisi olduğu konusunda kuşkusuz emin oldukları gibi ortak çıkarları görmek konusunda da yetkin olabildiklerini anlamak konusunda nasıl bir mizan olması gerekir.
***
Demokrasiyi zaafa uğratan en önemli nedenin siyasal bilgisizlik olduğu kanaatle, seçmenlerin eğitim ve kültür seviyelerinin düşük olması gibi nedenlerle vatandaşların tercih ve kararlarında siyasal partilerin çeşitli manipülasyonlar yaparak seçmenin cehaletinden istifade ederek onun tercihini kolaylıkla kendi çıkarları doğrultusunda etkileyebilmeleri gerçekliğinde demokrasinin sağlıklı oluşabilmesi ve gelişebilmesi için eğitim gibi en temel sorunun yüksekte tutulabilmesi için siyasal iktidarların ülke içerisinde eğitim kalitesinin geliştirilebilmesi için samimi düzenlemeler yapabileceklerine inanabilmekte miyiz. 
Demokrasi için  halkın egemenliği demekle, egemenliğin gerçek sahibi “birey” ve nihayetinde ise bir devlet sınırları içerisinde yaşayan “halk” olarak tanımladığımız gibi demokrasinin gerçek anlamının, insanlık tarihi boyunca çarpıtılarak anlam erozyonuna ve yorum enflasyonuna uğratıldığı ve tarihte en katı otokratik ve oligark rejimlerin bile “demokratik” kelimesiyle kendilerini yan yana yakıştırabildiklerini gördüğümüz anda demokrasiyi gerçekten azınlık haklarını güvence altına alan ve fırsat eşitliği sağlamaya çalışan bir yönetim biçimi olarak görebilmekte miyiz.
Demokrasilerde egemenliğin meşru  kaynağının halk olarak bildiğimiz halde,  o halk da egemenlik hakkı ve yetkisini milletin seçtiği temsilcilere devrederek, seçimle işbaşına gelen siyasal iktidarların da buradan hareketle sık sık “milli irade”yi temsil ettiklerinden söz ederek, kendilerini de milli iradeyi temsil eden bir kurum gibi görerek “millet adına” sahip oldukları güçleri ve yetkileri, seçilmiş oldukları dönem içerisinde, gelecek seçimler endişesiyle de hiç bir sınırlamaya tâbi olmaksızın istedikleri şekilde kullanabilmeleri muktedir midir.
Demokrasinin evrensel nitelikli üç temel öğesi olan seçim, özgürlük ve bağımsız yargı içerisinde özgürlük ile yargı güvencesi olmazsa, gerçekleştirilen her seçimin müspet ve her vatandaşın vicdan ile fikir hürriyetlerinin tam olarak sağlanamamış olması  demokrasiyi özgür kılabilir mi?
***
Demokrasi demekle sadece bir seçimin varlığıyla o rejimin demokratikliğinin kanıtı olmadığı ne ölçüde gerçekse, seçimsiz bir demokrasinin düşünülemeyeceği de o ölçüde açık bir gerçeklik iken demokrasi ile seçimin birbirine uyumlu ve eşdeğer gelişebilmesi için demokrasinin illüzyondan ibaret olmadığı ancak bağımsız denetim kurumlarının varlığıyla gelişebileceği gerçek iken denetim kurumlarının kadük bırakılması demokrasiyle ne kadar alakalı olabilir.   
Demokrasi, oy çoğunluğuna sahip üye veya vatandaşların, seçimler sonucunda organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede en yüksek hakka sahip olan yönetim biçimi olarak değerlendirebileceğimiz gibi  Aristo’nun da dediği gibi “bunca bilgili, bu işin eğitimin almış olan varken yetkiyi tutup da cahil ve devlet yönetiminden bihaber kişilere vermek” akıl ürünü mü diyerek demokrasinin çoğu zaman toplum gerçeklikleriyle bağdaşmayacağını gösterirken, Rousseauvari “demokrasi var olan yönetim biçimlerinden en az kötü olanı” diyerek de demokrasiden vazgeçebilmek mümkün mü.
Gerçekten demokrasi ve demokratik derken ne anlıyoruz…
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.