• BIST 95.522
  • Altın 276,662
  • Dolar 5,7158
  • Euro 6,3462
  • Trabzon 25 °C

DEMOKRASİMİZ NEDEN GELİŞEMİYOR?

Rasim EFENDİOĞLU

TÜRK TARİHİNDE DEMOKRASİ

Elbette parlak bir tarihimiz var. Eski dünya kıtalarının tamamına yayılmış, egemen olmuşuz. Türk Ulusunun  geleneksel bir yönetim biçimi var. Farklı bir devlet geleneğimiz var. Türk halkı devleti bir ana gibi, bir baba gibi görmüştür. Devlet yönetimi sınıf mücadelesine dayanmaz. Han, hakan, padişah  manevi bir lider gibi görülür. Hak adalet ondan beklenir. Devlet baba verecek, devlet ana koruyacak. Esas bu. Ancak bu demek değildir ki devlet bu esasa göre adaletsizlik yapmaz, yanlış yapmaz.

Devlet başkanı halkını tebaası olarak görür ve  korunmasını, beslenmesini, güvenliğini sağlamak görevi vardır. Türk Tarihin’de gerçekten halkına bir ana gibi, bir baba gibi davranmış devlet adamları var. Ancak; zalim ve beceriksiz hükümdarlar da olmuştur. Bu gerçeği Türk Uygarlığı’nın kalıntılarında görme olanağı vardır. Bir bakalım Türk Devletlerinin kurulduğu topraklara. Gök Türkler, Selçuklular, Anadolu Selçukluları... Bu devletlerin kurulu olduğu yerlerde görkemli hükümdar sarayları var mı? Buralarda neler var? Çok mütevazi devlet  binaları ki günümüze dek gelen yok. Hanlar, hamamlar, kervansaraylar, çeşmeler, limanlar, su kemerleri... Yani halka hizmet için yapılmış yapılar. Çok büyük kaleler de yok. Oysa Avrupa’da  aynı yüzyılda bu eserlerden hiçbiri yok; ancak çok gösterişli çok görkemli kral sarayları var. Çünkü bu ülkelerde yönetim sınıf esasına dayanır, güçlü sınıf zayıf  sınıfı ezer, köle olarak çalıştırır ve şatolarda, saraylarda muhafızların güvenliğinde yaşar.

DEMOKRATİK ÜLKELERİN TARİHİ NASIL

Bu ülkeler sınıf mücadelesi  ile yönetilir. Egemen sınıf  diğer sınıflara egemen olur. Hiç üretmeden  çok aşırı bir israf ve gösteriş içinde yaşar. Diğer sınıflar üretir onlar yer. Bu çelişkili durum düşünen insanı rahatsız etmiş ve ezilen sınıf  mücadele ile özgürlüğüne haklarına yavaş yavaş kavuşmuştur. Kavuşmuştur ancak öyle kolay değil can vermiş, kan akıtmış. Ölmüş öldürmüş ve haklarını elde etmiştir. Demokrasi böyle olgunlaşmıştır.

Özgün adı ile demokrasi ,Yunanistan’da, Roma’da ortaya çıkmıştır. Çok önemli bir kültür birikimine  sahip olan bu halklar, haklarını aramış, düşünmüş yeni yeni uygarlıklar oluşturmuştur. Dünya düşünce tarihine çok ünlü düşünürler armağan etmiştir. Zaman zaman dinle, zaman zaman ünlü düşünürler bu akıma yön vermiştir. Demokrasi yüzyıllar bin yıllar önce ortaya çıkmış ancak gerçek anlamı ile olgunlaşması çok zaman almıştır. Yunanda ilk demokrasi çok ideal değil. Sınıflı bir demokrasidir. Düşünen insan çok kan akıtarak, çok can vererek bir çok hakkını elde etmiştir. Böylesine ağır bedeller ödeyerek elde ettiği haklarından da öyle kolay vaz geçmemiş günümüze dek en güzel durumu ile gelmiştir. Hala gelişiyor. Ancak; halk haklarına sahip çıkıyor.

Demokrasi tarihi basamak basamaktır, yükselir. Öyle hibe olarak verilen hiçbir hak yok. Her hak bir bedel karşılığıdır. Bu mücadelede örgütlenme büyük rol oynar. Sendikalar ve partiler bunun için kurulmuş ve yaşatılmıştır. Öyle kolay ne sendika kapatılabilir ne de parti; ancak onlarda  sendika ve parti basit  bir spor kulübü  değil, gül. bülbül sevenler derneği değil. Onların çok görkemli bir tarihi var. O tarih bir kalemde silinmez.

TÜRKİYEDE DEMOKRASİ TARİHİ

Türk Tarihinde  belirttiğim devlet geleneği demokratik mücadeleyi bir bakıma önlemiştir. Türk Halkı hakkının hukukunun savunulmasını verilmesini devletten bekler. Devletin egemen gücün bir organı olduğunu kabul etmez. Bu nedenle  sınıf mücadelesi yakın yüzyıllara dek görülmez. Oysa, Avrupa ayni yüzyıllarda bu mücadele içindedir. Ayni hareketler bize sıçrasa da halk mücadelesi ile sıçramamış  daha çok kopya ederek sıçramıştır. Yavaş yavaş devlete baş kaldırma, hak arama olmuştur. Böyle olunca örgütlü bir mücadele çok gecikmiş ve gerçek anlamına ulaşamamıştır. Yani batılı anlamda  sendikalar, partiler çok sonra ortaya çıkmış ve halk bunlara yeterince sahip çıkmamıştır.

İlk demokratik hareketler meşrutiyetlerin ilanı ile ortaya çıkmıştır ki birinci Meşrutiyet sadece biçimsel bir dönüşümdür. Ne seçim doğru seçim ,ne partiler gerçek parti ve ne de demokratik kitle örgütleri gerçekten toplumu temsil edemiyor. Meşrutiyet demokrasi kavramı içinde oligarşidir. Nedir oligarşi? Başta mutlak egemen bir padişah ve yönetime ortak nasıl oluşmuşsa bir meclis. Halkın büyük bir çoğunluğu bundan haberi yok. Hürriyetin ne olduğunu bilmez bir kalabalık olan bir gösteride “yaşasın hürriyet” diye bağırır... Peki nedir hürriyet?  Meşrutiyetler için, seçimler ve partiler için bir mücadele verilmiş mi? Osmanlıda meşrutiyetlerde genellikle azınlıklar söz sahibi. Türkler birkaç aydının sayesinde sistemi tanımaya çalışıyor. Namık Kemal, Ziya Paşa yani Jön Türkler. Evet, halkın aydınlanmasında bu aydınların büyük rolü var ancak; demokrasi böyle gelmez.

TÜRKLERİN BÜYÜK ŞANSI

Meşrutiyetler ülkeye demokrasiyi getirememiş ,devletin çökmesini önleyememiş ve bilindiğince bir egemen güç olan parti ve padişahın yönetimi ile devlet  gittikçe gerilemiş 1.Dünya Savaşı ile parçalanmış ve yıkıma gelmiş. Ulusun bir büyük evladı adeta bir mucize ile halkı uyandırmış, önüne düşmüş ve bir kurtuluş ateşi tutuşmuş. Ancak burada bir incelik var .Mustafa Kemal Atatürk, Yüce önder, yüce komutan bir kral gibi bir hükümdar gibi davranmamış işte o demokrasiye inanmış, halkı örgütlemiş  kongreler ve meclisle ilk gerçek demokratik adım atılmış. Meşrutiyetin bir devamı değil,  gerçek demokrasi gelmiş. Evet, son meclisi  Ankara’ya çağırmış ancak; hiç bir kararı o meclise karşın almamıştır. Bu başkan, bu lider gerçek başkandır ve liderdir. O, halkına inanır, meclisine inanır ve onlarla birlikte hem ülke kurtulur hem de gerçek demokrasi kurulur.

Dikkat edilirse yine halk demokrasi için savaşmamış  o büyük oğul ona dünyanın en modern yönetim  biçimini armağan etmiştir. Onun ulusun görevi ne? İşte onun görevi  bu büyük değere sahip çıkmaktır. Önderinden öğrendi, gerçek  başkanını seçti. Cumhurun başkanı gerçek Cumhuriyet’i  kurdu ulusuna emanet etti... “Ey Türk gençliği birinci vazifen Türk İstiklali’ni  ve Türk Cumhuriyeti’ni muhafaza ve müdafaa etmektir” dedi. Evet, bu kutsal emanet çok iyi korunmalı ve geliştirilmeli.

BİZ NE YAPTIK NE YAPIYORUZ?

Yeterince  cumhuriyetimize sahip çıktık mı? Demokrasimizi koruyup kollayıp çağdaş uygarlık düzeyine çıkardık mı? Yanıt verin bu sorular! Ben hayır diyorum. Ne cumhuriyetimize sahip çıktık, ne de demokrasimizi  çağdaş demokrasiler düzeyine çıkarabildik .

Bakın canları ile kanları ile demokrasiye kavuşan ülkelerde öyle ikide bir darbe ikide bir demokrasiye yara verilebiliyor mu? Çünkü onlar ağır bedel ödeyerek ona kavuşmuş. Az gelişmiş geri kalmış ülkelerde  bir  yönetici (adını siz koyun) bir seçim yapar sonra iptal eder, devletine  Cumhuriyet adını kor ancak sistemin cumhuriyetle ilgisi olmaz. Halk da öyle kabul eder gider. Evet demokrasi çok ileri bir yönetim biçimidir ancak; böyle gelmez

BİZDE NELER OLUYOR?

Evet bizim Cumhuriyetimiz, demokrasimiz sağlam temeller üzerine kurulmuş ancak halk yeterince sahip çıkmadığı için  sürekli yara alıyor. Halk olayın bilincinde seçime katılma oranı çok yüksek . Ancak yetmiyor. Sistemini tanıması gerekir, sahip çıkması gerekir. Seçimini gerçek seçim yapmalı  kurumlarını demokratik biçimde oluşturmalı ve ben seçtim, ben seçtiğime sahip çıkıyorum  diyebilmeli.

Seçim nasıl iptal olur, niçin iptal olur? İyi bakmalı ve sesini çıkarmalı. Elinden ekmeği alınanın gösterdiği tepki gibi. Demokrasinin kurumları nasıl kurulmuş, nasıl çalışıyor nasıl çalışmalı? Çağımız bilgi çağı. Tuttuğunuz takım niçin gol atmıyor. iyi bir çalıştırıcı, hakem ne yaptı nasıl yapmalı? Bunları çok iyi düşünürsünüz de ülkeniz nasıl yönetiliyor, nerde hata yapılıyor hiç düşünmez misiniz?

Salt İstanbul seçimini kastetmiyorum. Cumhuriyetimize yeterince sahip çıkmıyoruz, demokrasimizi  çağdaş düzeye çıkarmak için bir çaba göstermiyoruz. Evet, geleneğimizde devlet anadır, babadır yine öyle bilelim de  artık  çağdaş uygarlık düzeyinde bir devlet geleneği geliştirelim. Egemenliğin kimin elinde olması gerektiğine bir bakalım.

               

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.