• BIST 100.021
  • Altın 280,347
  • Dolar 5,7250
  • Euro 6,2958
  • Trabzon 17 °C

DEMOKRATİK SEÇİMLER VE MEDYA

Dr. Hasan AKYÜZ

   Demokrasi, tüm vatandaşların, devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir. Demokratik sistemlerde temel şart toplumun serbest iradesini yansıtacak seçimlerin yapılmasıdır. Peki seçimlerde serbest irade ile oy kullanılan bir sandığın olması Demokrasi için yeterlimi? Elbette değil, serbest iradenin oluşması için hazırlayıcı ortamın olması şarttır. Bu şartların başında objektif haber alma ve bilgilenme hakkı gelmektedir. İnsanlar yaşamın her alanında olduğu gibi seçimlerde tercih bildirme ve demokratik katılım haklarını kullanmadan önce ihtiyaçları olan bilgiye ulaşma hakkına sahiptirler. Çağdaş toplumlarda objektif bilgilendirme fonksiyonunu dördüncü kuvvet denilen ana akım medya yerine getirir. Bireylerin dış dünyada gelişen olay ve olguları anlama ve anlamlandırma süreçleri daha çok iletişim araçlarınca şekillendirildiğinden, iletişim araçları sosyal, ekonomik ve siyasal süreçler üzerinde etki etmektedir. Özellikle seçim dönemlerinde vatandaşların yönetime aday olan kişi ve partiler arasında seçim yapabilmesi için sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Vatandaşların sağlıklı karar verebilmesi için tam ve doğru bir şekilde bilgilendirilmeleri ise medyanın görevleri arasında yer almaktadır. Bireyler için önemli haber ve bilgi kaynağı olması, seçilmişleri ve diğer toplumsal kurumları halk adına denetlemesi nedeniyle medya toplumun gören gözü, işiten kulağı ve konuşan ağzı durumundadır. Kamuoyunun sağlıklı bir şekilde oluşabilmesi, medyanın olay ve olguları doğru, tam ve tarafsız bir şekilde sunmasıyla mümkün olabilmektedir. Tarafsız ve yeterli bilgi ve haber alamayan halkın seçimlerde siyasi tercihlerinin sağlıklı olamayacağı açıktır. 
        1980 yılından itibaren geleneksel gazeteci ailelerin medya sahipliğini bırakmasının ardından, medya dışı sermayenin alana kanalize olması sonucunda, çıkarları ve asıl işleri farklı olan kişilerin medyayı amaçları doğrultusunda kullanma yoluna gittikleri görülmektedir. Türk basın dünyası büyük sermaye grubunun hareket alanı haline gelince medya kuralları büyük sermaye grupları tarafından belirlenmeye başladı, sonuçta kamusal sorumluluk, kamusal yarar gibi düşünceler, doğrudan parasal beklentilerin baskısı altında kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Medya alanına giren sermaye gruplarının hakim siyasal irade ile iyi geçinmesinin ekonomik getiri açısından gerekli olduğunu göz önüne alırsak, medyanın siyasi iradenin toplumu yönlendirmesine araç olup zaman zaman gerçek dışı bilgi vermek suretiyle, bir anlamda “tarafları taraftar yapmaya çalışması” gibi bir olguya ve "Ne seyretmek istediklerini seçmeyi insanlara bırakamazsınız. Onların, neyin onlar için iyi olduğunu bilen ve düşünceleri birbirine yakın insanlarca denetlenmeleri gerekir" gibi bir uygulamaya da  hizmet etmiş olduklarını görmekteyiz.
         Medyanın görevi daha bilgili bir halk kitlesinin oluşturulmasına yardımcı olmaktır. Daha iyi bilgilendirilmiş bireylerden oluşacak bir toplum ise seçimler aracılığıyla daha iyi ve tam bir demokrasinin oluşumuna katkı sağlayacaktır. 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.