• BIST 107.284
  • Altın 151,606
  • Dolar 3,6790
  • Euro 4,3207
  • Trabzon 18 °C

DERS ZİLİ ÇALDI!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Almanya’da bir okul müdürü her sene başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş:

“Ben toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi yetiştirilmiş doktorların ve mühendislerin insanları, çocukları nasıl öldürüp vurduğunu gördüm. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum. Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba sarf edin. Çabalarınız bilgili canavarlar ya da becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma-yazma, matematik çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa, ancak o zaman önem taşır.”

Bu hikâyeyi çocuklarımızı yarış atı gibi koşturan, bilgi yükleyip umarsız olmalarını sağlayan ve mutsuz eden eğitimcilere ve velilere ithaf ediyorum.

1986 yılında Ulusal Bilim madalyası alan Prof. Vernon Benjamin “Ben ilkokuldayken arkadaşlarımın anneleri çocuklarına bugün öğretmenin sorduğu soruya iyi cevap verdin mi diye sorarlardı. Oysa benim annem, bugün öğretmene iyi soru sordun mu, diye sorardı” demiş.

Bizler bugün öğretmenin anlattıklarını ve sonrasında soracağı sorulara karşılık olarak ezbere dayalı bir sistemde geçici olarak akılda tutma yöntemiyle gidiyoruz. Soru sormadan, öğrenmeden ve sorgulamadan…

Saymakla güçlük çekmemize sebep olacak ve birçok sebeple kirlettiğimiz dünyamızda yaşanabilir alanlar her gün daha da çok azalıyor ve hatta yok oluyor.

Bizler de ısrarla geç kalmışlığa rağmen bu dünyaya çocuklar getiriyoruz. Onlara yitirdiğimiz değerlerde, hayat vermeye çalışıyoruz.

Bugünlerde dünyaya neden tek çocuk getiriyoruz biliyor musunuz? Onların yalnız kalacağını bile bile neden tek çocuk?

Çünkü sevgimizi, bilgimizi, ilgimizi, maddi gücümüzü sadece bir ya da ancak iki çocuğa yatırıp, onu onlarca insana bedel, anlayışlı, akıllı, kutsal ve manevi değerlere saygılı bir insan yapmak için. Az çocuk yapmamız doğuramadığımız için değil kaygılarımız ve endişelerimiz içindir. Hem manen hem de maddi endişelerimiz için. Hem de eğitim konusunda çok çocuğa destek veremeyeceğimiz için. Bir de tabii ki sevgiyle büyüyen insan olması için.

Bizler maalesef parasının hesabını bilmeyenlerden değiliz.

Bugün hala bizim dönemimizin belki otuz, belki kırk yıl öncenin hatta daha fazlasının masallarını okuyoruz, okutuyoruz.

Dünyaya gelen çocuk Külkedisi, Keloğlan, Pamuk Prenses ile büyüyor. Çocuklar düşünebilen çocuk olamıyor. Pamuk Prensesin kötü annesi, Külkedisinin yedi cüceleri, Rapunzel’in süpürge saçları ile büyüyen çocukları farklı bir kültürün içinde sürükleyip duruyoruz.

Eğitim ve bilimden uzaklaşan çocuklar bu ülkenin nasıl geleceği olabilir ki?

Oysa Çocuk bir kere dünyaya geliyor…

Türkiye’nin yaratıcı bireyler çıkaramamasının tek sebebi eğitim politikalarıdır.

Çocuklar siyaset malzemesi olmaktan artık uzak tutulmalıdır.

Türkiye’de olmayanları sorguladığımda, ne çok eksiğimiz olduğu ortaya çıkıyor.

En çok da bilgiden yoksun, özgüveni olmayan insanlar görüyorum; Toplum birbirine benzeyen insanlarla dolu.

Toplumun dayattığı bir kimlik var. Bu kimliğin dışına çıkanlar ya çok mutlu, ya da sıra dışı oluyor ve fişleniyor.

Eğitimle ilgili en ufak bir emek harcanmaması bu tek düze yaşamın ispatıdır.

Tabii ki hayat, okul notlarımız değildir.

Hayat aslında o çok meşhur sözde gizlidir…

“Hayat, silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır.”

Çocuklarımız bu öğretiden çok uzakta büyüyor. Çocuklarımıza sistem sadece ezberi öğretiyor.

İki hafta öncesinden itibaren özel okulların çoğu eğitim-öğretim hayatına başladı. Bu pazarteside devlet okulları ve tüm okullar yeni eğitim-öğretim yılına merhaba dedi.

Sanki hangi okul en erken açılırsa o daha iyi, daha güzel eğitim ve öğretim veren okul olur mantığı ile bazıları erken açılıyor… Oysa zeki çocuklardır okulun ismini ve şanını sürdüren. Çünkü zeki çocukları alır bu tarz okullar.

Yeni hırslar, yeni haksızlıklar, yeni heyecanlar, yeni endişeler, yeni başlangıçlar için yeniden merhaba dedi çocuklar.

Çocuklar mutsuz oldukları ve kendilerini iyi hissetmedikleri bu sistemi daha ne kadar yaşayacak bilinmez?

Okullar çocuklarımızı sınavlara hazırlıyor sonrada MEB akıntıya bırakıyor.

Bunca yaşananların, çocuklarımız için beş yıl sonra ne anlamı olacak acaba?

MEB çocuklarımızı mucizelere inandırmaya çalışıyor. Çok da doğru yapıyor. Çünkü politikaları o kadar akıl almaz ve şaşırtıcı ki.

Bu yıl ne değişti? Hiçbir şey. Yarışa devam…

Eğitimdeki feryat hala devam ediyor. Hatta hiç durmadan ve seslerin daha da çok yükselmesiyle…

Bu yıl tüm şans, huzur, başarı ve sağlık sizlerle olsun çocuklar. Allah zihin açıklığı versin…

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.