• BIST 81.870
  • Altın 148,365
  • Dolar 3,7929
  • Euro 4,0489
  • Trabzon 13 °C

DEVLETİN MALI DENİZ “ÖZELLEŞTİRMEYEN”!..

Ali Rıza Keskinalemdar

Kullanmak zorunda kaldığım argo sözcüklerden dolayı, sevgili okurlardan peşin peşin özür dileyerek…)

Halkımızın dilinde pelesenk olmuş “devletin malı deniz, yemeyen domuz”, “atasözü”nün argodaki söyleminde “domuz" yerine “keriz“ denmesi, olayın vahametini daha da derinleştiriyor, ne dersiniz?

Domuzun, İslam inanışında etinin yenmesi “haram” sayılan bir hayvan olması nedeniyle kötü söylemde kullanılması ayrı hikaye de işin içine “keriz" girince ve bu söz de “atasözü” olunca, böylesi bir durum “atasözleri”nin özüne bir halel getirir mi diye düşünüyor insan, ister istemez.

Atasözü denince akla hep olumlu, yol gösterici sözler, kıssadan hisseler gelmemeli demek ki; böylesi olumsuzlama sözlerle bezeli atasözlerimizin de olduğunu unutmamalı.

Mesela “devletin malı deniz, yemeyen domuz” halk arasında çoktan “devletin malı deniz, yemeyen keriz”e dönmüş bile…

“Keriz”in sözlüklerde “geriz, çirkef, pislik; kolayca kandırılabilen kimse, aptal; (dolandırıcılara, yankesicilere göre) soyulacak kimse, av; kumar partisi, kumar gibi olumsuz anlamları olduğu gibi daha çok çingene dilinden gelen “eğlence, çalgılı çengili eğlence, eğlenti” gibi olumlu anlamları da bulunmaktadır. Ayrıca, Trabzon’da (eskidendi mi demek gerek?) fosseptik çukurlarına da keriz dendiği bilinir.

Eğer yukarıdaki “atasözü”nün açıklamasını bir yerlerde “Devletine hıyanet etmeyi alışkanlık haline getiren ve koskoca bir milletin malını dört elle tıkıştırmayı uyanıklık sayan soysuzlara göre, devletin bitmez tükenmez malı vardır. Asıl domuz bunlar olduğu halde, bu aşağılık kimselere göre bir yolunu bulup devleti dolandırmamak budalalıktır” şeklinde görürseniz, sonunda domuzun mu yoksa kerizin mi kastedildiğine karar verebilir misiniz?

Etkin olanlar asıl domuz olduklarına göre edilgenler yani “becerip yiyemeyenler” yani budalalar da haliyle keriz olmaktalar…

Elbette daha yumuşak açıklamalara rastlanılmakta: “Devlete hıyanet etmeyi sanat hâline getirenlere göre devletin bitmez tükenmez malı vardır. Yolunu bulup ondan aşırmayan budaladır.” (TDK Sözlüğü)

Burada soyguncuların yani etkin kişilerin sanatkar olarak sunulmasından ve domuzluktan sıyırmış bir havaya büründürülmesinden dolayı “kerizlik” mertebesi de domuzluk şeklinde “budalalara” kalıyor sanki…

 

NASREDDİN HOCA FIKRASINDAKİ GİBİ

Hani evi soyulduğunda herkesin kabahati, gerekli önlemleri almadığı düşünüldüğü için kendisine yüklediğini gören Nasreddin Hoca’nın “Yahu hırsızın hiç mi suçu yoktu” diye isyan edişi gibi, iyi de bu kadar domuz ile kerizi bir arada tutan sistemi kuran yani devletin malını kerizden kaçırıp “asıl domuza” veren aracının hiç mi suçu yok arkadaş tarzı bir isyanı kulaklarınızda duyumsadığınız oluyor mu hiç?

Peki “suç ekonomisi”nin ve “legalize edilmiş suç ekonomisinin” ülkede yarattığı zenginliğin boyutu hiç aklınıza gelmiş midir?

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı verilerine göre 30 yıldır bu ülkede 60 milyar USD tutarında “özelleştirme” yapılmış… Yani, bir blogdan beğenerek yukarıya aldığım açıklamada geçtiği şekliyle, içinde muhtemelen “kerizlerden” kaçırılıp “asıl domuzlara yedirilen" kamu mallarının satışının da bulunduğu güzelleştirilmiş “özelleştirmeler”…

Şimdi Maliye Bakanı çıkmış, bunca kan, şiddet arasında önümüzdeki yıl içinde “yapılacak 7 milyar USD’lık özelleştirmeden” bahsediyor.

Ve bu “özelleştirme” içinde Haydarpaşa Garı da sayılıyor… İki üç yıldır trenlerin uğramadığı, iskelesine vapurlardan insanların akmadığı, uzun zamandır her hafta merdivenlerinde duyarlı halkın “tarihi kimliği ile korunması” için eylem yaptığı o muazzam, o muhteşem yapı!

 

BİR SİMGENİN DAHA YOK EDİLİŞİ YAŞANMAKTA

“Haydarpaşa garında

 1941 baharında

 saat onbeş.

 Merdivenlerin üstünde güneş

 yorgunluk

 ve telâş.”

Nazım Hikmet’in 1941 yılında Bursa Cezaevi’nde yazmaya başladığı, 1941 tarihi ile giriş yapsa da esasında Kurtuluş Savaşı’nı da içine alacak şekilde “Cumhuriyet’in hallerini” resmettiği “İnsan Manzaraları” adlı beş kitaptan oluşan eserinin Birinci Kitabı’nın unutulmaz girizgahıdır yukarıdaki dizeler…

1950’lerden itibaren başlayan “büyük kentlere göçü”, merdivenlerinde elinde bavulları ve denkleriyle gelen insanların, yabancısı oldukları bu şehre ilk bakışları sırasında yüzlerinde oluşan hüznün, sevincin ya da tedirginliğin film karelerinde ölümsüzleşmesiyle sinemada simge haline getiren Haydarpaşa Garı.

Haydarpaşa Garı’nın çevresinde depo, tamir-bakım atölyeleri gibi müştemilat ile vagon park  alanlarının bulunduğu 200 dönümden fazla arazi de bu kapsamda imara açılıyor… Yani oralarda da rezidanslar, gökdelenler, alışveriş merkezleri boy gösterecek…

Hiç bir yer boş kalmayacak; her yer illa bina olmak zorunda…

 Her yerin, her şeyin tarih ile bağı mutlaka kesilmeli!

Rant söz konusu olunca gerisi teferruattır onlara göre…

 

YEMEYİP YANINDA YATAN ARACI

Bunlar “özelleştirme” falan değil elbette; tastamam varlık satışı! “Keriz”lere “size yol,su, elektirik, hastane olarak dönecek” denilerek çıkmayan “gıkları” üzerine oturtulan varlık satışı!

“17-25 Aralık Büyük Rüşvet Ve Yolsuzluk” rezaleti de gösterdi ki, kendini kamu malının sahibi sanan “kerizler” ne kadar aptal ise “asıl domuzlar" da o kadar “köpeksiz köyde değneksiz dolaşacak” vaziyette değil…

Onu da görünürdeki resmi aracılar dışında gayrıresmi aracılar “al gülüm ver gülüm” sisteminde takip etmekte, kontrol altına almakta; gerektiğinde korumakta, kollamakta gerektiğinde de “fırçalamaktaydı”.

“Kerizler” ise “kerizlendiğini” anlamaktaydı zaman zaman ama kıyısından köşesinden olsa da bir gün “devlet malından” nasiplenebileceği umuduna kapılmaktaydı. Kahretsin ki, “çılgın projeler” hep iştah kabartıyordu…

Haydarpaşa Garı ve çevresindeki 200 dönümden fazla arazide “kerizler” kafadan belli… Bakalım “asıl domuzlar” ile “yemeyip yanında yatan, memleket ve hizmet aşkıyla yanıp tutuşan” aracılar kim olacak?

Bakalım Zincirlikuyu’daki Karayolları arazisinden çıktığı kadar yeni hikayeler çıkacak mı?

 Ya da hikayeler çıkamadan “mezara kadar gidecek sır” olarak mı kalacak?

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
  • Antalya’da sabah sporu!
  • Metin Kara’yı topa tutacak!
  • TBMM’deki oylama MHP’nin geleceğini belirleyecek!
  • DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.