• BIST 95.734
  • Altın 271,249
  • Dolar 5,5633
  • Euro 6,1703
  • Trabzon 26 °C

DEVRİMLERİN IŞIĞINDA!

Fatma Özkan

  Köşemde zaman zaman kitap tanıtımı yapıyorum. Hafta içinde gazetede gözüme Trabzon Lisesinin efsane kadın öğretmenlerinden Sebahat Ülker’in makaleleri ve mektuplarının derlendiği bir kitap gözüme ilişti. Cumhuriyet Sevdalısı Sebahat Hoca’nın anısına hazırlanan kitabın adı, ’Devrimlerin ışığında Sebahat Ülker’... Mektupları ve makaleleri Sebahat hanımın yakınları, sevenleri, İsmail Fandaklı ve Osman Çavuşoğlu’na ulaştırmışlar, onlar da güzel bir eser hazırlamışlar.
Mimar Bekir Gerçek, ‘Adanmış bir ömre saygıyla’ başlığıyla yazdığı önsözde, Sebahat Ülker’in Ortahisar mahallesinde abisi Trabzon Lisesinin müdürlerinden Kemal Ülker ile oturdukları evi anlattıktan sonra, Sebahat hanımın kendini, öğretmenliğini özetlerken ‘Ben bir Cumhuriyet öğretmeniyim oğlum. Ben ailenin son çocuğuyum; koca bir devrin intikal çocuğuyum. Ben ailenin son çocuğuyum. Bir çocuk sesi, heveslerdim bir çocuk sesi duyayım diye. Demek ki bunu duydum. Böylece bağlandım kaldım’ dediğini belirtiyor.
1920 yılında dünyaya gelen Sebahat Ülker,1940-41 öğretim yılında Trabzon Lisesinden mezun oldu ve mesleği de Trabzon Lisesinde noktaladı.
*
   Eserde Sebahat hocanın çok değişik zamanlarda yazdığı onca makale ve mektup yer alıyor. Gazetemiz sahibi ve yazarımız Hasan Kurt’un da Trabzon Lisesinde edebiyat öğretmeni olan Sebahat Ülker, ‘Trabzon’un kurtuluşu’ başlıklı yazısında; ‘Trabzon’u karadan, denizden top ateşine tuttular, Trabzon halkı canlarını kurtarmak için evlerini barklarını terk edip, yaya olarak yollara düştüler. Yollarda çok çile çektiler. Yakınlarını kaybettiler…. Eğer Rusya’da ihtilal çıkmasaydı, Ruslar belki de Trabzon’dan çıkardı ama halk, çok uzun yıllar muhacirlik yaşardı. Gidenler, iki yıl sonra döndü. Ne evleri kalmıştı, ne barkları. Ruslar hepsini kevgire çevirmişti. Çocukluğum, bu zavallı insanların dramatik öykülerini dinleyerek geçti. Benim ailemde bu acı tablonun içinde yer almıştır. Yalnız, bu insanlarda çok sevdiğim bir şey vardı: Her şeylerini kaybettikleri halde, morallerini kaybetmediler… Yazları geçirdiğimiz Soğuksu’da Rumlardan kalma bir evimiz vardı. Evin önünde yemyeşil bir alan ve üzerinde kocaman bir dut ağacı. Akşamları babam, arkadaşları ve komşular bu ağacın altına toplanırlar, çaylarını içerek muhabbet ederlerdi. Hemen her gece muhacirlikten ve Kurtuluş savaşından söz ederlerdi. Atatürk’e övgüler yağdırırlardı. Ona, ‘Allah’ın bize gönderdiği bir lütuf’ derlerdi. Herkes yarınlarından emindi. Arkalarında çok güvendikleri bir Mustafa Kemal’ vardı.
Sebahat Hocanın Atatürk’ü ilkokul ikinci sınıfta gördüğünü belirterek şöyle diyor;
‘Tam otuz yıl mezun olduğum Trabzon Lisesi’nde çalıştım. İki defa Atatürk’ü görme bahtiyarlığına eriştim. İlk gördüğümde ilkokul ikinci sınıfta idim. Tasavvur edemezsiniz, ne muazzam bir karşılama idi. Yer gök alkış seslerinden yıkılacak gibiydi. Dünyada hiç kimseye böyle bir sevgi seli nasip olmamıştır, diye düşünüyorum. Bizim kuşak, Atatürk’ün devrimlerine gönülden inanmış, onları ölünceye kadar da yaşatmaya ant içmiş bir kuşaktı’…
Sebahat Ülker’in, anılarının, makalelerinin, mektuplarının yer aldığı ‘Devrimlerin ışığında Sebahat Ülker’ adlı yapıt okunmaya değer.
Sebahat hocamızı sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.