• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Trabzon 18 °C

DİKİLİTAŞ OLMAYA RAZIYIM!

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

“Evrendeki en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini kaybetmiş beyindir.”

                                                                                                Albert Einstein

 

Geçen hafta duygularım çok yoğundu. Bazen duygularım da sanki göç eder gibi bir yerden başka bir yere taşınıyor.

Evet, normalde mantığıma göre davranır ya da konuşurum ama işte bazen mantığımla duygularım iç içe geçiyor. Sarmal gibi.

Bedenlerimiz anılarıyla yaşar. Bedenlerimize hayat veren ise duygularımızdır.

Geçen hafta, “Burada dikilitaş olmaya razıyım” sözü beni çok duygulandırdı.

Kim mi söyledi bu sözü?

2010 yılında PKK baskınında 9 şehit verdiğimiz Şemdinli’de gazi olan er Volkan Demir söyledi bu sözü…

Ya Leyla Zana ne demişti:

“Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir.”

Çetin Altan’a ne demeli eli kalem tutan ve duayen diye sıfatlandırılan şahıs bakın ne demişti: “Vatan sevgisi nedir ki, Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise, “Cumhuriyetin ilanı İstanbul’un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür” demişti.

Ve Çetin Altan’ın oğlu Ahmet Altan ise, “Ben vatanı Kiraz ağacının gölgesinde kadın memesine satarım” ifadelerini kullanmıştı.

Her nedense sanırım Altan’ların yani baba ve oğlun kadın problemi var. Kadını diline dolayan eli kalem tutmuş ya da dili Kuran okuyan herkes kadına ilgili gazel okuyor.

Evet, vatanla, toprakla, milletle sıkıntısı olan herkes konuşmuş, konuşuyor.

Vatanın anlamını o kadar ucuz ve anlamsız hale getirerek konuşmuşlar ki ayağında şarapnel parçaları olan erin ve onlarca gazinin hislerini hiçe sayarak.

Sen hiç ölüm korkusuyla karşı karşıya geldin mi?

Sen hiç vatan için nöbet tuttun mu?

Binlerce, on binlerce şehidimizi önemsemeyerek konuşuyorsun.

Peki, Orhan Pamuk unutuldu mu? Ben unutmadım. Hatırlatayım!

“Kimse söylemiyor. Bari ben söyleyeyim Türkiye’de 1 milyon Ermeni ile 30 bin Kürt katledildi”.

Hatırladınız mı?

Ya kendi topraklarında şehit olan Türk evlatları...

Tuzu kuru olan herkes konuşuyor.

Sıkıntı görmemiş her ağzı olan konuşuyor.

Üstelik de insanların canını yakma pahasına.

Gelecek günler için bazen umudumu kaybediyorum.

Bazen de damarlarımda akan asil kanı hatırlıyorum ve diyorum ki kim ne derse desin ben Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında kendi ağırlığınca mermi taşıyan ninelerin ve canını vatanı uğruna kaybedenlerin torunuyum.

Bir Türk dünyaya bedeldir özdeyişinden ne anlarsınız. Burada anlatılmak istenen bedel sanırım bugünlerde anlam itibari ile uşak, çoban diye çevriliyor ama bedel değer kıymet olarak anlatılmıştır. Değerimizi korumayı bilemedik. Kendimizi dünya milletleri ile eşit göremedik.

Bu tarz söylemlerle de olacak gibi değil zaten. Vatanını bir kadına satacak olan zihniyet dünya milleti olamaz. Kutsalı olamaz. O sadece bir zavallı olabilir.

Varlığımız siyasi emellere hediye oldu. Ve yavaş yavaş kimliklerimizde çatışmalara girdi. O, bu, şu diye; Biz diyemez olduk…

Vatanına, tarihine, milletine sahip çıkmanın nesi kötü? Ben bunu anlayamadım.

Bizleri nasıl bir gelecek bekliyor?

İçeride terör, iş kazaları, ölümler, kadın cinayetleri ve diğerleri…

Dışarıda ise yine terör; Komşularımız error sinyali veriyor. Batı ise yazdığı oyunu oturup izliyor.

AKP’nin vitrini bir bayan vekil, geçen hafta basında yer alan ve hatta eleştiri alan Ak Saraydaki Tarihteki Türk askerleri ile ilgili resme, “Bu Cumhurbaşkanımızın zekâsıdır. Bu bir zekâ işidir. 600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” diyiverdi!

Reklam her şeyi satabilme sanatıdır. Sanırım Bayan Milletvekili bir çıkış yapayım dedi, birilerinin gözüne gireyim dedi ve kendi reklamını yaptı.

Dedik ya tuzu kuru olan herkes, yani hiçbir sıkıntısı olmayan, kazancı yerinde olan, hiçbir kaygısı olmayan havası hoş olan herkes konuşuyor. Üstelik de bilmeden ve anlamadan kendine göre konuşuyor…

Keşke onlarca öldürülen kadına, çocuk evliliklerine, kadının ayaklar altına alındığı bu dönemde bir bayan olarak hatta bir vekil olarak Cumhurbaşkanına karşı hissettikleriniz kadar duyarlı olsaydınız, biz bunu beklerdik.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz değil mi? Bayan milletvekili de kendi reklamını yaptı malum seçimler yakın. Koltuk rahat. Dokunulmazlık süper. Havan hoş. E neden mahrum olsun ki. Hadi bakalım yine kaptın koltuğu!

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.