• BIST 92.935
  • Altın 189,054
  • Dolar 4,8292
  • Euro 5,5991
  • Trabzon 27 °C

Dine ve Dinlere Saygı

Osman Necip SEVİNÇ

Nereden aklıma geldi bilemiyorum. Sanırım yılbaşı, noel, eğlenirsin, katılamazsın vs. tartışmaları arasında hatırladım.
Bizde devlet ve resmi erkan 1400 yıllık Ramazan Bayramına şeker bayramı (!) diyedursun. 1998 yılında Washington’da başkanlık sarayında devletin Ramazan bayramı resepsiyonunda ilginç görüntüler sergilenmişti.
Resepsiyon kelime olarak bize yabancı ama uygulamalarına aşinayız. Yani kutlama vesilesi ile yapılan bir konuk ağırlama biçimi devletin vatandaş hariç milli bayramlarımızda cümle askeri ve mülki idarecilere sanatçılara verdiği ziyafetlerden hatırlayabilirsiniz resepsiyon sözcüğünü.
Doğrusu bir Müslüman ülkede yaşamamıza rağmen, o günlerde orta yaşların sonuna yaklaştığımız 50 yaşımıza kadar Ramazan bayramı resepsiyonu diye bir şeyi ilk defa duymuştuk.
Nerede? Çankaya’da değil elbette Washington’da. Bir koyu Hristiyan cidden laik batı dünyasının lideri ABD’nin yönetim mabedi beyaz sarayda...
O zamanki devlet başkanın eşi Hillary Clinton, ülkedeki Müslüman ABD vatandaşlarının Ramazan bayramını kutlamak amacıyla bir resepsiyon vermiş. 100 kadar aile kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu, beyaz saraydaki devlete iştirak etmiş. Biliyorsunuz bayan Clinton, koyu bir Protestan, söze bayramınız mübarek olsun diye başlamış. Kendisi ve eşi başkan adına tüm Amerikalı Müslümanlara iyi ve mutlu bayram dileklerini iletmiş.
***

Törende rütbeli bir subay ABD kara kuvvetleri imamı Abdurraşit Muhammed Kuran okumuş, ayrıca bayan Clinton’a da 3 adet Kuran hediye elmiş. Biri kendisine biri Bill Crinton’a diğeri de kızı Chelsa’ya...
Resepsiyon Fırst Lady’nin tüm konuklar ile ayrı ayrı bayramlaşması açık büfeden yapılan ikramlar ve içilen meşrubatlarla sona ermiş.
Bunları hatırlayınca “niye yazdım?”
Sevinelim ey Müslümanlar!
Amerikalılar o yıllardan sonra Müslüman oldular. Clinton da karısı da artık Müslüman, Müslümanlar ABD’yi ele geçirdi. Hâlbuki ABD yine bildiğimiz Amerika, yine Müslümanların kafasına binlerce ton bomba yağdırıyor. Yine İsrail’in koruyucusu yine dünyadaki İslami gelişmelerden rahatsız ve kan emici karakteri aynen devam ediyor.
Ama demokratik ve laik bir Cumhuriyet olarak ülkesinde Müslümanları görmezden gelemiyor. Bu yaptıkları bir seçim yatırımı da olabilir. Ama siz Türkiye’de 1990’lı yıllarda bir başbakanın üstelik nüfusun 100’de 99’unun Müslüman olduğu bir yerde Ramazan bayramı resepsiyonu verdiğini düşünebilir misiniz? Verenin ne hale getireceğini de bilirsiniz. Hayal edin bakalım. Cumhurbaşkanının, valililerin verdiği...
Cumhuriyet olmak kolay. Hitler’in, Mao’nun, Lenin’in hatta Saddam’ın ki de Cumhuriyet idi. Ama demokratik bir cumhuriyet olamadılar.
Laiklikten bir kıl bile kopartılmasına tahammül edemeyenler hep beraber demokrasiye var mıyız?!
Bir gerçek demokratik Cumhuriyetlerin laikliğine bakalım ve örnek alalım. Bizde onunla yürüyelim... Bir de bizim çakıldığımız bağnaz, dar kafalıların yerine...
Laiklikte onların durduğu yere de bir bakalım, bir de bizim asıl gericiliğin dibe vurduğu laiklik anlayışımıza...
***

Clinton’un yaptığına ne derler biliyor musunuz? Kafası çalışmak. Dünya’da halkından haberi olmak. Kendi halkı ile barışık olmak. Ülkesinin menfaatlerini ve insanlarını sevmek, o bazılarının kökümüz yoktur anlamına geldiğini bildiğini görmeden bilmeden(!) dudak büktüğü Osmanlı İmparatorluğu’nu her din mensuplarına hoş görüyle bakmış, adalet dahil hiç bir kavramda din, dil, ırk ayrımı yapmamış ve 600 yıllık bir hükümdarlık sürmüş ve maalesef sonunda çıkarcı aldatılmış, bazı aydınları (!) içindeki hainlerin oyunları ile yıkılmıştır.
Neyi hatırladık! Nereye geldik? Biz Müslümanların 2 adet dini bayramı vardır. Bizim bu bayramlarımıza başka din mensuplarının saygı göstermesini beklediğimiz gibi onlar da kendi bayramlarına saygı gösterilmesini doğal olarak isterler.
Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. İman etmedikçe de cennete giremezsiniz. Türkiye özgür bir ülkedir ve başkasının özgürlük sınırlarına girmedikçe herkes istediği şekilde yaşamakta serbesttir.  Dinimizde de hoş görü ve sevgi esaslardandır. Ve asla unutulmamalıdır.
***

Bize gelen her nimetin Allah’tan olduğunu bilen bir Müslüman olarak benim nimetime “nimet abla”dan bekleyerek kuyruklara girip milli piyango bileti alabileceğimizi düşünebilir misiniz? Ne oldu... Senin benim onun parası ile bir kişiye o da mutluluk getireceği şüpheli bir ikramiye çıktı. Diğerlerimiz hava aldık. Hem de önünde milli yani millete özgü, ulusal, şerefli olan, yani bence böyle nitelendiren piyangodan olmuyor be, yazık yazık. Bence artık bu piyangonun başındaki hepimizin kutsalı bu milli kelimesinin kaldırılma zamanı gelmiştir. Milli marşımız (Ulusal Marşımız), milli takımımız gibi ulusal (milli) piyangomuz uymuyor gibi sayın büyüklerimiz... Bunu bir gözden geçirirseniz... Yani buna yalnız piyango desek veya başına şans oyununa yakışan uygun bir kelime getirsek, milli kelimesini sulandırmasak olmaz mı?!

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.