• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Trabzon 8 °C

DİP

Gürsel ÖZGÜR

Mustafa Kemal’in Kahraman Türk Milleti ile üstün cesaret ve feragatle yürüttüğü milli mücadele sonrasında küllerinden doğarak, kısa zamanda da yapılan devrimler sayesinde medeni dünyadaki saygın yerini süratle alan Türkiye Cumhuriyeti kritik ve önemli bir dönemden geçerken aynı zamanda imtihanda veriyor ve vermeye de devam edecektir. Özellikle 2018 ve 2019 yıllarında vereceği çok önemli bir imtihan daha var. Güvensizlik, umutsuzluk ve karamsarlığın her alanda süratle arttığı ve hatta hâkim olduğu bir dönemde geleneklerinden uzaklaşarak, toplumun önemli hasletlerini de kaybetmesiyle adeta dibe vurduk. Dip aslında başarının da başlangıcıdır ve vurgun yemeden çıkacağımıza gönülden inanıyorum.  Seth Godin’in ‘’Dip’’ adlı kitabında ‘’dip başarının gerçekleştiği yerdir’’ diyor, ben de öyle inanıyorum ki dipteyiz ve çıkmaya başlayacağız.
Türk İnsanında var olan ve Köy Enstitüleri ile de daha gelişen imece usulünün kaybolmaya yüz tuttuğu ve dolayısı ile birlik,  beraberliğin sağladığı güven ortamından uzaklaşarak bireyselleşen ve yalnızlaşan nesile doğru gidişin olması, üzerinde durularak sosyolojik açıdan incelenmesi ve tedbir alınması gerekli önemli bir sorundur, çözümlenmelidir.
Çifte vatandaş olan Hüseyin ağabeye ‘’İngilizler neden soğuk?’’ diye sorduğumda şöyle cevapladı: Biz Türkler tanışır tanışmaz çok samimi olup hemen 100 puan verip kısa sürede sıfırı tüketiyoruz, İngilizlerde ise 0 ile başlar ve zamanla 100’e doğru gider, o yüzden soğuk görünürler ilk anlarda. Düşününce hak verdim kendisine.          ( Kemoterapi görüyor şu an, Allah’ım şifasını versin)
Millet olarak övündüğümüz değerlerimiz vardı, samimiyet, yardımseverlik, misafirperverlik, sevecenlik, güvenmek gibi… Son yıllarda bu niteliklerimizin kaybolmaya yüz tuttuğunu ve özellikle güven duygusundan eser kalmadığını görüyoruz. Artık; asabi, umutsuz, kaba, içine kapanık, toplumsal olaylara duyarsız ve karamsarız.
***
Ortak değerler azaldıkça birlik ve beraberliğin azalması ve olumsuzlukların olması da doğal değil mi? Niye birbirimizden uzaklaşıyoruz?
Cumhuriyet sayesinde kadının toplumsal hayatta yer alması ile adeta uçağın levyesinin çekilerek süratle havalara çıkması gibi her alanda gelişme sağlanırken engellemeye çalışan dış ve iç şer odaklarının olması şaşırtıcı olmazdı. Hemşerimiz yazar Mustafa Önsel’in dediği gibi Milli Mücadelede savaşanların torunları ile savaştan kaçanların torunlarının savaşı hiç bitmeyecek gibi…
Cepheden kaçanlar aydınlıktan korktuklarından olsa gerek, Menemen’de Derviş Mehmet, Dicle’de Şeyh Sait, Tunceli’de Seyit Rıza kisvesi altında ortaya çıkmışlar ancak, güneşin balçıkla sıvanmayacağını anlamış ve yok edilerek tarihin tozlu sayfalarında layık oldukları biçimde yer almışlardır.
Ayaklanmalar biçimsel olarak bitse de farklı boyut alarak sürdürülebilmektedir. Cumhuriyet karşıtları farklı giysilerle ve aldatmacalarla her dönem baş gösterecektir. Cumhuriyetin değerini ve kazanımlarını çok basit şekilde anlamak için Arap Toplumlarına bakmak yeterlidir.
Bir kesimin ‘’İki ayyaş’’ gibi alçaltıcı tanımlamalardan vazgeçerek Atatürk’ü yüceltici sözlere başlaması taktiksel değilse sevindiricidir. Ancak, sorumlu yöneticilerden ‘’kandırıldık, yanılmışız, Trabzon, İstanbul şehrini mahvetmişiz’’ gibi lafları sanki bu işlerin sorumlusu değilmiş gibi duymak, sizleri de rahatsız etmiyor mu?
‘’Cumhuriyet fazilettir, faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir’’, diye 1925 yılında söyleyen M. Kemal ülkenin temellerini namuslu insanlarla ilim ve fen harcıyla kararak, attığından hala dimdik ayakta kalabilmektedir.
***
Geçenlerde İzmir’de görülen Balyoz davasının hâkimi Ömer Diken’in yargılandığı davaya seyirci olarak katıldım. 1 numaralı sanık Org. Çetin Doğan, Tümg. Ahmet Yavuz, Org. Ergin Saygun ve birçok Subayın, davadan zarar gördüklerini ileri sürerek müdahil olma talepleri, Diken’in görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmasından ötürü mahkemece reddedildi. Zarar gören ve yıllarca sahte delillerle hapis yatan Türk Ordusunun güzide subayları, zaman zaman sertleşince bu utanmaz adam ‘’masumiyet karinesi var’’ diyerek kendini savunmaya kalktı, sanki oradaki insanlara en ağır hakaretleri yapan ‘’Peki’’ lakaplı kendisi değilmiş gibi. FETÖ’cüler devleti nasıl ele geçirmiş diye düşününce, buna fırsat tanıyarak, koruyup kollanmaları sayesinde gelişmesini sağlayarak ve sonrasında kandırıldık diyenlere daha da kızıyoruz.
Ülkemin her ferdinin huzur içinde mutlu olduğu, birbiriyle barışık, geleneksel değerlerin korunduğu ve ortak değerlerin her daim arttığı günlere erişmek umuduyla tüm okurların yeni yılını kutluyorum.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 2
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.