• BIST 101.447
  • Altın 275,219
  • Dolar 5,6965
  • Euro 6,2970
  • Trabzon 20 °C

Diyarbakır, Mardin ve Van kayyum atamaları üzerine...

AYDIN EROL

  Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk geçtiğimiz günlerde görevden uzaklaştırıldı ve kayyum atamaları gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise, "Belediyeleri ülkemizin diğer bölgelerinden ayrı bir yönetim modelinin parçası haline getirmeye çalışarak Anayasamızın 3. maddesinde açıkça tanımlanan, ülkemizin devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kasteden bir araç olarak kullanmışlardır" denildi.
*
   Bu görevden almalar ve kayyum atamalarını demokratik değerler ve hukuk devleti açısından bir analize tabi tutmaya çalışalım.
  Bugün demokratik olduğunu kabul ettiğimiz ülkelerde devletin kontrolünü amaçlayan siyasi rekabetin özel bir şablona oturduğu görülür. Demokrasilerde çok sayıda örgütlü siyasi parti halk topluluklarının desteğini kazanmak için seçimlerde yarışır, amaçları devletin temel kurumlarının kontrolünü eline almak, örneğin başkanlığı kazanmak, yasama organında çoğunluğu sağlamaktır. HDP de bu kapsamda hem ülke yönetiminde hem de belediyelerde seçimleri kazanarak devlet kurumlarının kontrolünü sağlamaya çalışan siyasi partilerden biridir. Her ne kadar PKK'nın siyasi uzantısı olsa da arkasındaki büyük seçmen desteği parti kapatmanın bir çözüm olmadığını ortaya koyuyor.
Siyasi rekabetin demokratik biçiminin önemli bir özelliği ise iktidar yarışına katılmanın önündeki giriş engellerinin az olmasıdır. Devleti yöneten siyasi grup veya parti devletin gücünün uygun kullanım yöntemleri hakkında farklı düşüncelere sahip partilerin ortaya çıkmasını, örgütlenmesini, seçimi kazanmasını engelleme imkanları çok sınırlıdır. Siyaset Bilimci Adam Przeworski demokrasileri, "Partilerin rakiplerinin seçim kazanmasını sistematik bir biçimde engelleyemeyecekleri için seçim kaybettiği siyasal sistemler" olarak tanımlar.
Bu açıdan HDP Türkiye'nin demokratik bir ülke olmasının bütün imkanlarını sonuna kadar kullanmaktadır, yerelde seçimler kazanmaktadır ancak bunu istismar ederek teröre açık destek vermektedir.
HDP'nin teröre örtülü ve yeri geldiğinde açık destek vermesine rağmen şu da unutulmamalı ki yapılan kayyum atamalarının meşru olabilmesi için öncelikle belediye başkanlarının bakanlığın ortaya koyduğu suçlarının yargı kararıyla kesinleşmiş olması gerekir. Aksi durum demokratik teamüller ve hukuk devleti ilkeleri açısından kabul edilemez. Bir diğer dikkat edilmesi gereken durum da Ahmet Türk'ün geçtiğimiz dönem benzer gerekçelerle görevden alınmasıdır. Madem terörle yakından ilişkili suçlar içerisindeydi Türk, neden tekrar seçimlere girmesine izin verildi?
*
   Öte yandan bütün bunlardan bağımsız olarak asıl kavranması gereken bizce HDP'ye olan halk desteğinin partinin terör suçlarına açık olarak bulaşıyor olmasına rağmen sürmesidir. HDP'li belediye başkanlarına oy veren seçmen bu partinin ve başkanların PKK'ya destek verdiğini bile bile kasıtlı olarak oy vermeye devam ediyor. Devlet ise, bölge halkının tamamına terörist diyemeyeceği için bu tür pansuman tedbirlerle yol almaya çalışıyor. Oysa problem kronikleşti çözümü de pek mümkün gözükmüyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.