• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Trabzon 13 °C

Doktor Şaban Hilmi’den insan nasıl yaşamalı!

Doktor Şaban Hilmi’den insan nasıl yaşamalı!
Hasan Kurt yazdı...

Cumartesi yazılarımız genelde nostaljidir. Bu hafta yine Trabzon Tabipler Odası yayını olan Hekim Dergisinden bir alıntı yapacağım. Bu arada Tabip Odası eski başkanlarından Dr. Aydın Aydın, hafta arası Mustafa Çulfaz’ın hazırladığı Anadolu’nun ilk Tıp gazetelerinin derlenen Hekim adlı eserden alıntı yaptığımızı ve kendilerinden bahsedilmediğini söyledi. Bu eseri yayına hazırlayan Tabipler Odasının o dönemki başkanı Aydın Aydın’a ve yönetimine teşekkür ediyoruz.

Doktor Şaban Hilmi, yüz küsur yıl önce ‘İnsan nasıl yaşamalı’ başlığı ile yemekler üzerine bir değerlendirme yapmış. Doktor Hilmi’nin, o günün şartlarında yaptığı tahlil şöyle;

Yemeklerimiz

Et: İnsanlara lazım olan yiyeceklerin en mühimi, en iyisi, en birincisi ettir. Pirzola veya ateş üzerinde köfte halinde yenmesi daha muvafıktır, daha lezizdir, daha kuvvetlidir. Veyahut eti suda sadece veya sebze ile iyi pişmiş bir halde yemelidir. Et bağırsaklarda nefhât hasıl eylemekte olduğundan günde bir defa yenmesi ve taze olması şerâit-i fenniyedendir.

Bahusus balık etlerini daima ızgara halinde yiyiniz. Etin muhtelif nevileri var ise de koyun eti hepsine müreccahtır.

Yumurta: Yemeklerin en hafifi, en ucuzu, en basiti, en kuvvetlisi yumurtadır. Yumurtanın bu hassası rafadan olmasına vabestedir. Bir yumurtayı rafadan haline getirmek için su fıkır fıkır kaynamakta olduğu halde içerisine bıraktıktan sonra üç dakika beklemeli bade almalıdır. Dibini kırıp biraz dövülmüş tuz ilave edip yenmelidir. Her halde yumurta taze olmalıdır. Bazen yumurta taze yağda çok pişirilmemek şartıyla yenebilir. Gerçi hazmı rafadan yumurtaya nispetle biraz ağır ise de hazmedenler için mükemmel bir gıdadır. Çünkü bir taraftan yumurtanın mevadd-ı azotiyesi, bir taraftan da yağın mevadd-ı karboniyesi vücudumuzu layıkıyla besler. Bu halde günde dört beş yumurta yense bir defalık yemek yerini tutar.

Süt: İnsanların ilk yemeği!.. Kuvve-i halîkanın, akl-ı beşere hayret verir ne hikmetleri vardır!.. İnsan ve buna mümasil memeli hayvanların doğuracakları yavrular süt ile beslenir. Bundan daha kuvvetli vücudu besleyici bir yemek olabilir mi? Bir bardak süt, sabahleyin yumurta ile beraber yenirse mükemmel bir kahvaltıdır.

Yoğurt ve Ayran (Osmanlı birası): Mide için en muvafık yemek budur. Bahusus hastalar için sütten ziyade yoğurt fayda verir. Fenn-i tıbbın terakkiyât-ı müte- vâliyyesi bunun hasse-i nâfiâsım meydana çıkarmıştır. Yalnız hastalar bunu yemekle beraber yemelidir. Vücuda serinlik verir, midenin hararetini alır, kolay hazmolur, vücudu besler. İptida Osmanlı memleketlerinde icat edilen ve köylülerimizin hemen hepsinin yegane yemeği demek olan yoğurt, dünyanın her tarafında büyük bir şöhret almıştır. Ayran ise hemen her vakit ve bahusus mevsim-i sayfda harareti keser, mükemmel bir içkidir. Onun için buna “Osmanlı birası” dense layıktır.

Çorba: Çorbanın muhtelif nevileri vardır. Şâriyye, pirinç, mercimek, fasulye, tarhana, lahana çorbalarıdır. En iyisi tarhana, şariyye, pirinç çorbalarıdır ve hazımları nispeten hafif olup daima yemeklerden evvel yenmelidir.

Sebzeler: Kuru sebzelerin iyileri intihap edilmek şartıyla hemen et kadar vücuda fayda verirler. Yeşil sebzeler, vücudun o derece beslenmesine yardım etmezler. Bunlar ancak etin fevâid-i mugaddisini muâraza ve temin ederler. Onun için bunları et ile beraber pişirmelidir. Sebze hemen her yemekte bulunmalıdır. Bunlar etin bağırsaklarda nefirine mani olurlar ve tabiatı daima yumuşak tutarlar. Ispanak, ısırgan, semizotu gibi sebzelerin hazımları daha kolay olur. Kereviz, lahana, kamâbît gibi sebzelerin mideleri zayıf olanlar için hazımlar daha güçtür.

Hubûbât: Pirinç, buğday, arpa, yulaf, mercimek, nohut, fasulye, bulgur, mısır gibi şeylerdir.

Memâlik-i Osmaniye’nin bir çok yerlerinde buğday ekmeği yerine mısır ekmeği kullanılır. Mısırın kuvveti buğdaya nispetle zayıf ise de ekmek yerine kabil-i istimaldir. Ancak ince tabaka halinde yoğrularak pişirilmelidir. Çiğ olursa hazmı ağırdır.

Pirincin karbonat maddesi ziyadedir. Vücuda şişmanlık verir. Lapa halinde olursa daha iyi vücudu besler. Hele yoğurt ile beraber yenirse mükemmel bir taamdır. Hatta Japonya ahalisi hemen bununla geçinmektedir.

Arpa ve yulaftan mükemmel bulamaçlar yapılır. Bunlar da vücudu besler. Nohuttan yemek yapılır. Fasulye mideleri zayıf olanlar için muzırdır. Midede ve bağırsaklarda ziyadece gaz yapar.

Mercimek, terkibinde çelik bulunduğundan kansız olanlara fevkalade fayda verir. Hele et ile pişirilse faydası daha ziyade artar.

Buğday unundan fabrikalarda yapılan makaronlar pilav kadar vücuda faidebahş- tırlar. Fakat iyi pişmesi şarttır. İtalya ahalisinin hemen hepsi makaron ile tayîş etmektedir.

Ekmeğin esmeri, beyazından iyidir. Çünkü kuvve-i gıdaiyesi daha ziyade ve hazmı daha kolaydır. Ekmek daima iyi pişmiş olmalı, bayat ve iyi kızarmış bir halde bulunmalıdır.

Meyveler: Meyveler daima yetişmiş, kemale gelmiş bir halde olmalıdır. Elma, armut gibi meyveler ateşte pişirilse daha kolay hazmolur.

Meyveler iki nevidir. Birisi sulu, diğeri kurudur. Dut, kiraz, armut, elma, çilek, üzüm, kavun, karpuz mevsim-i sayfda, yemeklerle beraber yenmelidir. Mevsim-i şitâda ise ceviz, fındık, kuru üzüm, badem, kestane gibi nişâlı meyveler yenmelidir. Bunlarda karbon ve az miktarda azot bulunduğundan vücudu soğuktan muhafaza ederler. Vücudu daima sıcak bir halde tutarlar.

Mutfakta: Ateşte kızarmış bir şiş et ne kadar lezzetlidir. Ete hiçbir vakit salça koymamalıdır. Tuzunu az koyunuz. Tuz, tetkikât-ı ahire-i fenniye ile anlaşıldı ki böbreklere fena tesir ediyor. Binaenaleyh tuzlu et yemekten sakınınız. Yemeklerle beraber biber kullanmayınız. Az miktarda olsa bile iştahı celp için hardal kullanmayınız. Az miktarda sirkenin ziyanı yoktur. Tarçın, bahar, karanfil gibi şeyleri yemeklere koymayınız. Sebzeleri haşlamak için su taze ve temiz olmalıdır. Mutfağın her tarafı temiz tutulmalı, kapların yıkanmasına mahsus musluklar, bulaşık şeylerin dökülmesine mahsus yerler, yemek ve sebze bakayasının döküleceği kaplar daima temiz bulunmalıdır.

 

 

 

 

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
  • Kaşüstü’nde yapılacak Kavşak sorunu çözmez!21 Ocak 2016 Perşembe 06:47
  • Türkiye’de muhalefet iktidara çalışıyor!20 Ocak 2016 Çarşamba 06:47
  • Asım Aykan’ın reçetesi!19 Ocak 2016 Salı 06:47
  • Yeni Cumhuriyet yeni rejim!18 Ocak 2016 Pazartesi 06:46
  • Devlet Bahçeli nereye koşuyor?02 Aralık 2015 Çarşamba 06:47
  • İşgal yılları Trabzon S.P.Mintslov’un günlüğü! (1916-17)26 Eylül 2015 Cumartesi 14:58
  • Trabzon-Maçka'da Bir Prometeus: İlyas Karagöz19 Eylül 2015 Cumartesi 09:54
  • Kral Sarayından Kızlar Manastırına!16 Eylül 2015 Çarşamba 13:35
  • Efsaneler kenti Trabzon!08 Eylül 2015 Salı 14:17
  • Tarihi doğru okumak ve Trabzon’un Hatunları!03 Eylül 2015 Perşembe 09:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.