• BIST 93.279
  • Altın 211,031
  • Dolar 5,4552
  • Euro 6,1672
  • Trabzon 9 °C

DOLANDIRICILIKTA KAYBOLAN ESTETİK

Dr. Hasan AKYÜZ

                                                Eskiden Türkiye’de dolandırıcılık bir estetik içinde ve kıvrak bir zeka ile yapılırdı. 
         Dolandırıcı kendine saygı duyar, dolandırılan ise hakkını aramakla birlikte kendini dolandıran   yeteneğe şapka çıkarırdı. Yapılan dolandırıcılıktaki akıl ve zeka ölçüsünde toplumda gizli bir hayran kitlesi oluşurdu. Günümüz dolandırıcıları ise akıl zeka ve estetik yönünden çok irtifa kaybetmiş görünüyor, çıtayı hayli düşürdüler.
          Sülün Osman Beyoğlundaki tramvayı, İstanbul Üniversitesinin bahçesi dahil bir çok devlet malını satarken uğraşmış, planlar yapmış, söylemler geliştirmiş, insan tiplerini analiz etmiş, ter dökmüştür. Hatta cezaevinde “alın teri ile ”adlı konferanslar vermiştir. Sülün Osmana gelipte  “Senin adına bir vakıf kuralım, Devlete ait kupon arazileri kiralama adı altında sana peşkeş çekelim, bizde avantamızı alalım ” deseler Sülün Osman “Bu kadar basitlik bana yakışmaz” der ve reddederdi herhalde…
        Güney Zobu ( Raki ) genellikle yasa dışı işler yapanları dolandırdığı için polise pek şikayet edilemezdi. Mesela döviz bulundurmanın yasak olduğu zamanlarda Alman veya Amerikalı kılığında  yüklü miktarlarda döviz satacağını söyleyerek bir çok para babasını dolandırmıştır ve doğal olarak şikayet edilememiştir. Nasıl bir kurgu, beceri, yabancı dil bilgisi olduğunu düşünebiliyormusunuz ? Birileri gelip Raki’ye her yapılan ihaleden birlikte avanta almalarını  ve bu rüşvetlerin Rakinin evinde ayakkabı kutularında Dolar ve Euro olarak saklamalarını , yakalanırlarsa “Biz bu paralarla İmam Hatip yaptıracaktık” diyeceklerini söylese herhalde Rakinin bile yüzü kızarır ve “Yok artık, bu kadarda yüzsüz olunmaz ki kardeşim” derdi sanırım.
       Tansu Çillerin Başbakanlığı döneminde Selçuk Parsadan, emekli Orgeneral Necdet Öztorun’un adını kullanarak örtülü ödenekten 5.5 milyar lira para alarak farklı bir dolandırıcılığa imza atmıştı. Dolandırıcılığın ne kadar aşağılık bir hareket olduğunu söylemeye gerek yok fakat ne kadar ince ve o kadar da yalın bir planla yapıldığını düşünüp hayret etmemek elde değil. Parsadan’a “ seninle bir ithalat şirketi kuralım, Güney Amerikadan Gemilerle Mısır ithal edelim, Gemiler Akdenize girdiğinde ithal Mısırdan alınan vergiyi neredeyse sıfıra düşürüp voleyi vuralım” dese, Parsadan bu kadar basitliği kendi kurnazlığına  yediremez, olmaz deyip teklifi geri çevirirdi herhalde.
      Eyüplü Halit bilinen en eski dolandırıcılardan. 1935 yılında İstanbul’da hapse düştüğünde hapiste tanıştığı İtalyan bir kasa hırsızını kafaya almış ve onun aracılığıyla Mussoliniye bir mektup yazmış. Mektupta Mussolini’nin büyük bir hayranı olduğunu, Antalya’nın kendilerinin hakkı olduğunu savunduğu için hapse atıldığını ve yardımına ihtiyacı olduğunu yazmış. Mektuptan bir ay sonra İtalyan büyükelçisi hapishanede ziyaretine gelmiş ve ona yüklüce bir miktar para vermiş. Fıkra gibi değil mi ?  Eyüplü Halit gibi dolandırıcılıkta idol olmuş birine “ Sana rüşvet olarak milyonlarca dolarlık saat vereceğiz, yakalanırsan  peçete kağıdına karalanmış bir yazıyı fatura diye kameraların önünde sallarsın olur biter” deseler, Halit bu kadar yüzsüz ve basit bir teklifi kendine ve sanatına hakaret sayar ve onları kürekle kovalardı diye düşünüyorum.
        Son günlerde Halkbank’ın web sayfasında döviz alış ve satış seviyelerinde 20 dakika süreyle bir oynama olmuş ve şüphe o ki birileri bankayı iyice tokatlamış. Halkbank Genel Müdürü’nün açıklaması mealen “ Bir yanlışlık olmuş, biz olayı hallettik, fazla araştırmaya gerek yok, lüzumsuz şamata yapmayın” şeklinde olmuştur. Dünyanın herhangi bir ülkesinde benzeri bir olay olsa sorumlu olan kişiler istifa eder, hukuk harekete geçer ve hatta sivil toplum örgütleri kamu vicdanını tatmin etmek için soruşturmaya dahil edilerek takip etmeleri sağlanır. Ama bizim ülkemizde olaydan birinci derecede sorumlu tutulması gereken yetkili çıkıyor, üzerine hiçbir sorumluluk almadan “ yok bir şey kardeşim, herkes işine gücüne dönsün, biz hallediyoruz” diyor o kadar… Şayet bu olay yeterince araştırılmadan bu şekilde bırakılırsa, bırakın dolandırıcı duayenlerin yaptıklarıyla kıyaslamayı zekamızla alay eden, çok basit ve ülkemizin yüz karası  bir tokatlama olarak tarihe geçecektir.
         

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.