• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 28 °C

DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?

DSİ 22. Bölge’de neler oluyor?
Trabzon’daki DSİ 22. Bölge Müdürlüğü ile ilgili şikâyetlerin, eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor.

Geçenlerde, DSİ 22. Bölge Müdürlüğünün Giresun’un kuş uçmaz kervan geçmez, tarım yapılmayan yaylalarına gölet yaptığını yazmıştık. Genel müdürlük, göletlerin ihtiyaca binaen yapıldığını açıklamıştı.

Trabzon’daki DSİ 22. Bölge’nin müdürü Giresunlu… DSİ Bölge müdürünün, Başbakan Yardımcısı ve AK Parti Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’den torpilli olduğu söyleniyor. Müdür beyin torpilli olup olmadığını bilmiyoruz. Bildiğimiz, DSİ 22. Bölge Müdürlüğü ile ilgili şikâyetler.

DSİ 22. Bölge’deki en büyük şikâyet ihalelerdeki uygulamalardan geliyor.

22. Bölge’nin alanı oldukça geniş. DSİ, bölgede çok sayıda gölet ile taşkın koruma işi ihale etmiş ve ediyor. Bazı müteahhitlerin iddiasına göre DSİ’nin bölge müdürü, ihaleleri AK Parti’ye yakın müteahhitlere veriyormuş.

Bölge müdürü veya ihale komisyonu, bir işi istediği firmaya verebilir mi, veremez mi, bilmiyoruz. Bilmediğimiz için yorum yapamıyoruz.

Ancak, müteahhit firmalar ihalelerin istenilen firmalara verildiğini iddia ediyorlar.  Şartnamelerin esnek olduğunu, ihaleye zarf atıldıktan sonra, sürenin uzun tutulduğunu ve bu uzun süre içerisinde ihaleyi kaybeden bazı firmaların ihaleden çekildiğini ve bu surette kazanan firmanın da değiştiğini öne sürüyorlar. Kimi müteahhit firmalar ise daha farklı konularda iddialarda bulunuyorlar.

Müteahhitlerin söylemlerine bakarak, DSİ 22. Bölge Müdürünü veya ihale komisyonunu suçlamak yanlış. Kimseyi suçlamıyoruz.

Ancak, diğer yandan bazı ihaleleri kazanmalarına rağmen, kendilerine işin verilmediğini öne süren müteahhitler feryat ediyor.

DSİ’de bu ihaleler neden şeffaf yapılmaz? İhale süreci neden uzun sürer?

 

Gürcistan’dan hamsi!

Makine Mühendisleri Odası’nda dün hamsi şöleni vardı. Makine Mühendisleri Odası başkanı Şaban Bülbül, birkaç gündür Karadeniz Ereğlisi’nden Gürcistan’a kadar hamsi aramış. Bülbül, hamsiyi denizde değil karada satıcısında aradı. Hamsi denizde olmayınca veya çok az olunca karadaki satıcıda da bulunmuyor. Bulunsa bile pahalı oluyor. Makine Mühendisleri Odasının hamsi şölenine katılan gazeteci Altuğ Atalay, Şaban Bülbül’ün Gürcistan’dan hamsi satın aldığını söyledi.

Bülbül, hamsiyi Gürcistan’dan mı yoksa Karadeniz Ereğli’sinden mi getirdi bilmiyoruz. Bildiğimiz Karadeniz’de hamsinin olmadığı. 

Geçenlerde Akgün Balıkçılığın patronu Vedat Akgün, hamsinin Romanya, Bulgaristan tarafından İstanbul Boğazı’nın açıklarına kadar gelip geri döndüğünü söylemişti.

Recep Denizeri ise, Gürcistan ve Rusya karasularında, Doğu Karadeniz’de,  Abhazya karasularında küçük-büyük demeden avlanma yapıldığını işaret ederek, “Türk hükümeti, hamsi avına bir kıstas getirdi. ‘Şu kadar şu kadar cm. büyüklüğündeki hamsiyi avlayabilirsin, daha küçüğünü avlayamazsın. Avlarsan cezan şudur’ dedi. Bizim balıkçılar bu kurala uydu. Karşı tarafta ise denizde ne varsa tutuluyor. Bu çok yanlış! Bu gidişle Karadeniz de hamsi kalmayacak” dedi.

 

Atatürk’ten İnönü’ye tarihi mektup!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı sonrası İsmet İnönü’ye tarihi bir mektup yazmıştı… Atatürk’ün, İnönü’ye yazdığı bu mektup gerçekten ibret alınacak, düşündürücü bir vesika. Mektupta ülkenin ne durumda olduğu belirtiliyor!

Dr. Rüştü Araz, dün sosyal medyada Atatürk’ün İnönü’ye yazdığı bu mektubu paylaştı… Okumayanlar okusun diye, ülkemiz o gün durumda olduğunu bilmeyenler bilsin diye bizde bu mektubu köşemize aldık.

İşte o mektup;

“Sevgili Paşam!.. Cumhuriyet'in ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum.

Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın.

Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Baş Delegesi olarak elbette biliyorsun.

Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın.

Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim.

Bize geri, borçlu ve hastalıklı bir vatan miras kaldı.

Yoksul bir köylü devletiyiz.

Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 kilometre kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin Kuzeyini Güneyine, Batısını Doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart.

Denizciliğimiz acınacak durumda.

Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olana bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.

Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de, insanlıkla da bağdaşmaz.

Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor.

Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz.

Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor.

Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136.

Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor.

Üç milyon insanımız trahomlu. (Gözleri kör eden bulaşıcı bir hastalık. EÇ.)

Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. (Cumhuriyet bunları yok etti. EÇ.)

Bit ciddi sorun.

Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60'ı geçiyor. Nüfusun % 80'i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe.

Telefon, motor, makine yok.

Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz.

Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir'in bazı semtlerinde var.

Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor.

Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı 400 bini geçecek.

İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız çok az.

Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitim sorunu hiç çözülmemiş.

Oysa Cumhuriyet'in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz.

Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var.

Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler.

Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz.

Hedefimiz milli iktisat. Bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı.

Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı.

Cumhuriyete uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney.

Ama yılmamak, ucuz ve geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak ve bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız.

Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız.

Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu.

Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun!

Gazi Mustafa Kemal.”

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yeni partinin Trabzon ayağı!13 Temmuz 2017 Perşembe 12:02
  • Şana’daki değişim!12 Temmuz 2017 Çarşamba 11:23
  • Şehir hastanesi ölü yatırımdır!10 Temmuz 2017 Pazartesi 12:41
  • Turan Yeşilbaş08 Temmuz 2017 Cumartesi 12:31
  • İşsizliğin panzehiri olacakmış!07 Temmuz 2017 Cuma 13:02
  • Trabzon yaylalarında etler Konya’dan Yozgat’tan!06 Temmuz 2017 Perşembe 12:15
  • Kızılay doktorunu uçurmadılar!05 Temmuz 2017 Çarşamba 09:37
  • Bu gidişle yeni parti kurulur!03 Temmuz 2017 Pazartesi 12:19
  • Bu bir Teoman Yılmaz haberidir!02 Temmuz 2017 Pazar 13:11
  • Kültür şehri mi, ‘Bedevi’ işgali mi?01 Temmuz 2017 Cumartesi 10:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.