• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Trabzon 4 °C

DUMAN DUMAN

Ali Rıza Keskinalemdar

Bir hafta önce, Seyrantepe’deki bir arkadaşın evine, iş arkadaşlarıyla yapacağımız taziye ziyareti için tarih ve zaman kararlaştırdığımızda, CHP’nin o gün, o saatlerde, o güzergâhta bir açılış gerçekleştireceğini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bu açılışa geleceğini, doğrusu bilmiyordum.  

Bildiğim tek şey, o gün Trabzonspor’un saat 16:00’da Avni Aker’de Antalyaspor ile maç yapacağıydı. Bu nedenle 14:00’de olan toplanma saatimizi 13:00’e aldıran da bendim. Maçtan yarım saat önce izin alarak kalkacak, sözde iş günlerine göre daha açık olacağını düşündüğüm yollardan hızla geçerek eve dönecek ve her zaman olduğu gibi yeğenimle birlikte maçı izleyecektim.

Saat 13:00 olmadan çok akıcı olan ikinci köprüyü kullanarak eşimle birlikte 4. Levent’e varmıştık varmasına ama çevre yolunun bitiminde, Sabancı Center’ın olduğu yerde trafik tıkanmıştı. Otomobiller, minibüsler, midibüsler, otobüsler ve yayalar ellerinde CHP bayrakları, Kılıçdaroğlu dövizleri, sarı renkte Sarıgül temalı bayraklar, flamalar ve dövizlerle trafiği tıkamıştı. İçlerinde kravatlısından şık giysililere, kasketlisinden şalvarlısına başörtülüsünden şallısına kadar her çeşit insan sanki bir Türkiye gerçeği olarak geçit yapıyorlardı önümüzden.

Biraz ileride, 4. Levent’i Maslak’a bağlayan alt geçidin üzerinde açılışı yapılacak CHP İl Başkanlığı binasına doğru akıyordu kitleler. Dura kalka alt geçide geldiğimizde geçidin sağından girip sola dönerek Seyrantepe’ye gitmemizin olanağının olmadığını anlayacaktık. Çünkü, o bölgeler tamamen araç ve insanlarla doluydu.

 

SEÇENEK YOLLARI DENEMEK

Maslak’a doğru yol alıp TT Arena’nın önünden geçip TEM’e u dönüşü yaparak bu kez ters yönden girmeyi deneyecektik. Yönümüz doğruydu ama yol tıkanmıştı yine. Uzunca bir bekleme süresi yaşadıktan sonra Seyrantepe yönünün tamamen tıkanması nedeniyle sağdan yeniden Maslak yönüne dönmek durumunda kaldık.

Maslak’a varmadan sağa, Cendere Yolu’na saptık. Vadiye inip buradan yukarı çıkacaktık. Bu yol akıcıydı. Hiçbir tıkanıklık yaşamadan gideceğimiz evin bulunduğu sitenin önüne geldiğimizde saat 14:10’du. 1-2 kilometrelik yolu 1 saat 10 dakikada alabilmiştik.

İçeri girdiğimizde Halk Televizyonu’ndan saat 12:00’de Atatürk Havalimanı’ndan hareket eden CHP konvoyunun İncirli-Merter arasında bir yerlerde olduğu anlaşılıyordu. Nabız ölçmek için “Bu ne rezalet kardeşim, nedir bu açılışlardan çektiğimiz, pazar günü bir yere gidemeyecek miyiz, trafik tıkalıydı” dediğimde hemen itirazlar geldi: “Hep onlar mı tıkayacaklar trafiği?”

Çocuklar hariç 10 kişiydik; hepsi oyları götürüp CHP’ye atacaklardı. Örneklemeye bakılırsa oran bayağı yüksekti! Tepkilerinden belli olan buydu da, benim sızlanmama biraz dudak büker haldeydiler. Niye bu tip şeylere katlanmadığımı sorgulamışlar mıydı kafalarında, orasını bilmiyordum doğrusu.

 

AKIN AKIN İNSAN, DİZİ DİZİ ARAÇ

Trafik akmadığı için araçlardan inip yürüyen insanların yüzlerinden, kıyafetlerinden; ülkenin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, kentlerinden köylerine kadar her türlü örneğine rastlamak mümkün, dedirtiyordu. Yol kenarlarında ellerinde parti amblemli ya da lider fotoğraflı bayraklarıyla yürüyen, başları bağlı “nineler” de vardı; tıpkı iktidardaki partinin mitinglerinde olduğu ve “Bilmem kimin, bilmem neresinin gılıyık” diyen “ninelere” benzeyenlerden… Aramızda “acaba içlerinde aynı yakıştırmayı Kılıçdaroğlu için yapacak olanlar da çıkar mı” diyerek, gülüştük.

Çevre yolları ve TEM kenarları otopark haline gelmiş; yol kenarları kaldırıma dönmüştü neredeyse...

Akın akın insan, dizi dizi araçtı her yer.

 

DÖNERKEN

Eve dönüş yolculuğumuzun başında radyodan Trabzonspor-Antalyaspor maçını anlatan kanalı bulduğumda, Emre Güral, Aykut Akgün’ün yerine oyuna giriyordu ve 55. dakikada maç 1-1 devam ediyordu.

Hava kararmıştı ve sanırım Kılıçdaroğlu da konuşmasına yeni başlamıştı. Çünkü arkadaşın evinden çıkarken gözüme iliştiği kadarıyla Halk Televizyonu, “Kılıçdaroğlu 5 saatte ancak ulaşabildi” şeklinde alt yazılar geçmekteydi. Miting alanının yanındaki alt geçitten ilerlerken birkaç yere yerleştirilmiş dev boyuttaki ekranlara verilen görüntülerden Kılıçdaroğlu’nu anlık olarak izlerken, İstanbul’a ilişkin değerlendirmeler yaptığını da işitiyorduk. Miting yerine kadar sıkışık olan trafik, bu noktadan sonra artık rahatlamıştı.

4. Levent’ten ikinci köprü yoluna girerek karşı yakaya geçip Kavacık’ı geride bıraktığımız sıralarda maç da devam ediyor, Henrique’nin yerine oyuna Adrian giriyor ve anladığım kadarıyla bir kısım taraftar da Henrique’yi “protesto ediyordu”.

Yol akıcıydı. Trabzonspor da akınlarını sıklaştırmıştı. Tam E-5’den Bostancı sapağına döndüğüm sırada maçın 81. dakikasında Trabzonspor Emre Güral ile galibiyet sayısına ulaşıyordu. Şükürler olsundu! Yoksa ne facialar kapıdaydı!  Eve geldiğimizde maçın 84. dakikası oynanıyordu ve sahada dumandan göz gözü görmüyordu.

 

MİTİNGLER TRABZON’UN HAVASINI TEMİZLEYEBİLECEK Mİ?

Yine Halk Televizyonu’ndan anlaşıldığı kadarıyla partilerin liderleri bir yerlerde “tam gaz” konuşmaktaydı; Başbakan Erdoğan Akhisar’da, Kılıçdaroğlu İstanbul’da, Bahçeli ise İzmir’deydi. Ancak aramızdaki sohbet nedeniyle televizyonun sesi kapalı tutulduğundan, liderlerin ne söylediğini duyamıyorduk.

Yeni bir şey söyleniyor muydu, doğrusu hiç sanmıyordum. Birileri hayatımızdan bir şeyleri “yürütüyor”; bir şekilde farkında olunca da gözlerimiz fal taşı kadar açılıyor, sonra yeniden kapanıyor, eski haline dönüyordu. Bizlere de biçilen rol, birilerinin mutlaka peşine takılarak, takım tutar gibi parti tutmak ve onların her yaptıklarını onaylamaktı! Demokrasi bu kadar basitti işte!

Sanki hiç bir şey hiç olmamış gibi hayatımız kaldığı yerden devam ediyordu, dağılıyor ve işimize bakıyorduk; tıpkı izlenen filmi dondurup arada bir şeyler yapıp,sonra yeniden izlemeye başlamak gibiydi!

Mustafa Sarıgül, seçildiğinde “İstanbul’un trafik sorununu çözeceğini” ilan ediyordu ama daha önce gelenler de hep aynı şeyleri söylediğinden olsa gerek, şimdilik “eyvallah” diyerek yutkunmak kalıyordu geriye.

Peki ya daha önceki seçimlerde de gündeme gelen ama soba ve kalorifer kazanlarında yakılan kömürün çıkardığı dumanlar nedeniyle her geçen gün daha da kirlenen Trabzon’un havasını 90 gün sonra belediyenin makam koltuğuna oturan zat temizleyebilecek miydi acaba?

Ben televizyonun karşısında bu kirli havadan bunalıyordum; Avni Aker’deki taraftarlar ve futbolcuların etkilenmiyor olması mümkün müydü?

 

AVNİ AKER’DEKİLERİN HOŞUNA GİTMEYECEK AMA GALİBA YOLSUZLUK DA VAR

Avni Aker tribünleri bu kez önceki maçlara oranla daha doluydu, zehir soludukları bir akşama rağmen… Rakipleri Fenerbahçe’nin taraftarları iki saat kadar sonra Şükrü Saraçoğlu’nda “Her yer rüşvet, her yer yolsuzluk” ve “Hırsız var” diye mevcut iktidarı “protesto” ediyor olacakken, Trabzonspor taraftarları Avni Aker’de gol atma becerisi gösteremeyen Henrique’yi, “hırsızlık suçunu sabit görmelerinden” olsa gerek, 73. dakikada oyundan alınırken neredeyse linç edecekti!

Avni Aker’deki Trabzonsporlu taraftarların pek hoşuna gitmeyecek ama bu ülkede hırsızlığın ve yolsuzluğun olduğu tek alan futbol değildi…

Avni Aker’in üzerindeki uyuşturucu etkisi olduğu anlaşılan kirli hava tabakası kalktığında farklı düşünebilme yeteneğinin de gelişeceğini ummaktan başka bir etkimizin bu aşamada olmadığı görmek zor olmasa gerek...

Gerçek olan şu… Ateş olmayan yerden duman çıkmazmış; hem de en kirlisi çıkıyorsa, durup düşünmek lazım, “galiba yolsuzluk da, hırsızlık da var” diye!  

 

***

 

2014’ün güzelliklerle dolu bir yıl olması dileğimle… Yeni yılınız kutlu olsun!

 

Yazarın Diğer Yazıları
YERİN KULAĞI
  • AKP’li vekillerin dal-çık bayramı!
  • Balta'nın pantolonu yırtıldı mı?
  • Usta’nın en iyi transferi Yanal’ı göndermektir!
  • Utku ve Hasan Bozoğlu!
  • Soylu’ya BJK forması!
  • Altuntaş’ın torpili!
  • ASKF’de kutlama!
  • Konsey toplantısı!
  • Sizi bu hale nasıl getirdiler?
  • MHP sürpriz yapabilir!
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.