• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Trabzon 24 °C

DURUM HİÇ DE İYİ DEĞİL…

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Günahları ve sevabıyla 13 yıldan fazla bir süredir iktidarda olanların belirleyiciliğinde bugün gelmiş olduğumuz noktada durumumuz hiç de iyi değil. “Durum” deyince işin içine giren birçok konuyu ve özellikle toplumsal barışı kastediyorum. Gündemi belirleyen terör saldırıları ve Suriye’de yaşanmakta olan gelişmeler, endişe eşiğini çoktan aşmış ve acı bir yaşam biçimi olarak içimize işlemeye başlamıştır.

Birçok konuda iktidar partisi tarafından yapılmış olan hataların sonuçları toplumun üzerine bir kâbus gibi çökmeye başlamıştır. Bu noktada iktidarın açığını yakalayan muhalefetin yaptığı gibi siyasi bir bakış açısı ile konuya yaklaşmak niyetinde değilim. Bunu yapmakta olan belirli bir kesim zaten fazlasıyla bu görevini yapmaya devam ediyor. Bence konuya belki de Deniz Baykal’ın anlatmaya çalıştığı düzlemde yaklaşmak en akılcı olan bakış açısıdır.

Deniz Baykal ki; CHP içerisinde yaşanmış olan pek çok kırılmanın ve ayrışmanın baş sorumlusudur, ancak bütün siyasi birikimini riske ederek Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu aşmaya yönelik ciddi bir öneride bulunmuştur. Evet, Deniz Baykal; “hizipçiliğin” önemli bir örneğidir, sol bir çatı altında olamayacak kadar “bencildir”, bir genel başkana yakışmayacak bir durumda “yakalanmıştır” ve 6 Haziran seçimleri sonrasında yaşlılık sendromuna kapılarak Meclis Başkanlığı havucuna uzanmış, Türkiye’nin yakalamış olduğu tarihi fırsatın kaçmasında önemli rol oynamıştır. Bu örneklerin onlarcası daha verilebilir.

Gündem yaratan son televizyon programındaki güncel durumlara ilişkin tespitlerini büyük bir dikkatle izledim. İnsanların zihinlerinde yer etmiş olan kalıpların dışına çıkabilmesi, karşı tarafı anlayabilmesi ve gerektiğinde hak vermesinin zor olduğu bilinen bir gerçektir. CHP’nin klasikleşmiş ve bir kangren haline dönüşmüş yönetim anlayışının vermiş olduğu tepkileri ciddiye almanın bir anlamı yoktur. Zira kendisi de zaten açıkça hiçbir yönetim beklentisi içerisinde olmadığını net bir şekilde dile getirmiştir. Ayrıca ısrarla vurgulamıştır ki; halen yaşanmakta olan çatışma süreci iktidarın yanlış politikalarının bir sonucudur ve iktidar bu konuda baş sorumludur.  

O halde Baykal’ın Türkiye’nin gidişi üzerinde partiler üstü bir refleks ortaya koymanın gerekliliği yönündeki tespitinin pratiği nedir ve nasıl uygulanabilirdir? Halen muhalefet partilerinin yürütmekte olduğu “Saraya Hakaret Muhalefeti” ya da iktidara karşı yürütülmekte olan “yıkıcı” muhalefetin halk üzerinde hiçbir karşılığı yoktur. Zira Türkiye halen bir “yıkım” tehlikesini zaten yaşamaktadır. Türkiye’deki sol taban ve bunun dışındaki birçok kesim; arkasını yaslayabileceği ve güvenebileceği bir siyasi güç aramaktadır. Toplumun, iktidarın alternatifi olarak görebileceği bir siyasi duruş arayışı içten içe yaygınlaşmaktadır. İçi tamamen boşaltılmış “lahana çorbası kıvamında” bir CHP ve günü kurtarma peşinde olan MHP yönetimi, halkın taleplerini anlamak ve siyasi bir destek sağlamaktan çok uzak durumdadır. Açıkçası, halkın önemli bir kesimi mevcut atmosferi iyi algılayacak, iç ve dış politikada yeni bir dil kullanabilecek, kapsayıcı bir anlayış beklemektedir. Bunu en iyi gören ve kavrayanlar da halen iktidar partisi içerisinde yer alan dışlanmışlardır. Önümüzdeki dönemde bu konu çok daha net olarak görülecektir.

Baykal’ın genel olarak çizdiği temelde yapılması gerekenleri anlayabilmenin yolu öncelikle iktidara ve saraya hakaret üslubunun terkedilmesinden geçmektedir. Elbette muhalefet, hep yaptığı gibi iktidarı eleştirmeye devam edecektir ve etmelidir. Ancak ülkenin içerisine düştüğü durum; farklı bir misyonu da beraberinde getirmektedir. Bu misyon; uluslararası dengeleri irdeleyen, bölgemizin çıkarlarını komşuları ile müzakere edebilecek düzeyde bağımsız ve milli olabilen bir kapsamda olmalıdır. Yani ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin CHP,  MHP ve HDP’ye vermiş olduğu “iç ve dış politika yol haritasının” dışına çıkarak, hem Batı hem ABD’ye karşı açık bir dille bölge çıkarlarının yanında yer alınmalıdır. Ama bu muhalefetin bunu yapması da mümkün değildir.

Toplum üzerinde güven yaratabilmek, sığınacak yer arayan milyonlara kucak açabilmek, toplumsal muhalefeti örgütleyebilmek sadece iktidar karşıtlığı üzerinden politika yapmakla olmadı ve olmuyor. İşin çözüm yolu maalesef sokağa ve meydanlara doğru gidiyor.      

  • Yorumlar 1
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.