• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Trabzon 13 °C

DURUŞ

Gürsel ÖZGÜR

Duruş tanım olarak; değişik durumlara karşı tavır sergilemek ve tutarlı davranmaktır. Duruş, aslında güvenirlilik göstergesidir ve ahlaklı bir davranış şeklidir.
Bazı insanlar hafif bir yapıya sahip olan servi ağacı gibi olunmasını ve rüzgâra karşı hiç direnmemeyi ve eğilip bükülmeyi tercih eder ve o doğrultuda hayatını şekillendirir. Belli bir çizgileri yoktur, durumlara göre topaç gibi fırıl fırıl dönerler. O insanların, ne yapacaklarını çok kestiremezsiniz, ama genelde çıkarlarına göre tavır alırlar.
Bazıları ise ilkelidir, rüzgâra karşı direnen ağaçlar gibidirler, rüzgâra, kar bora fırtınaya, kökleri sökülene kadar direnirler, kaybedeceklerini bile bile, eğemezler, eğilmezler. Ama kendi yüreklerinde ve asil yüreklerde yer alırlar ve bu onlara yeter. Kökünden söküp attık diye sevinen zavallılar vicdan ve ahlak muhasebesinde derin yara alır.
Eğitim ve ahlak ne kadar yozlaşır ve kalite düşerse öğretilerde o derece anlamsızlaşıyor. Duruşu en çok siyaset sahnesinde görmek mümkün, aslında görmemek demeli… Ülkemizde ahlaki öğretinin dip yaptığı ve bireysel çıkar ilişkileri çerçevesinde şekillenen siyaset arenasında duruşu görmenin de olanaksız olması aslında çok doğaldır. Ahlak ve eğitimin üst seviyede olduğu Kuzey Avrupa ve gelenekçi Japonya gibi ülkelerde siyasetin ahlakla at başı olduğunu gördükçe ülkemiz adına üzülmemek ve endişe duymamak mümkün değil. Ekonomik geri kalmışlık ve liyakatin sözde dikkate alınması da tuzu biberidir siyasi ahlaksızlığın. Bir de en çok ben emek verdim diyerek kendini Kaf dağının üzerinde gören kifayetsiz bir kısmın siyasete çöreklenmesi de ayrı bir menfi durumdur.
Siyasetin içinde olan bazıları kitap, tüzük, yönetmelik ve hatta resimli roman bile okumaz. Ama hal böyleyken, onlar, siyasetin şekillendirilmesini kendilerinde hak görürler. Yazılı ve evrensel doğrulardan ziyade kendi çıkar ve doğruları vardır. Mahalle’nin, İlçe’nin, İl’in sahibi ve banisidirler, hem de her daim ve ahir zamana kadar, mümkün olsa kıyametten sonra bile sahipliği sürdürmek isterler.
Cenevre Sözleşmesine göre harp esirlerinin bile haklarının olduğu ve bu kurallara uymayanlar savaş suçlusu olarak cezalandırılırken, bazı parti yöneticileri tarafından yazılı kuralların hiçe sayılması ve adeta yok sayılması da parti suçudur ve onların inayetine, ihmaline ve korumasına bırakılması da basit tanımıyla aymazlıktır. İhmal ve yetkiyi kötü kullanma gibi sorunların, halının altına süpürülmesini görüp müdahil olmayanlar da şüphesiz en kısa zamanda halının altına süpürülecektir. Esasında; suç işleyenleri görmezden gelmek ve korumak ta yetkinin kötüye kullanılmasıdır. Örneğin askerlikte her üst gördüğü disiplinsizliğe müdahale etme hakkına sahiptir, etmezse suçludur. Onun için Atatürk’ün Ordusu dünyanın titrediği Ordu olmuş ve bu niteliğinden dolayı hedef seçilmiştir, iç ve dış mihraklar tarafından.
Hukuk; devlet ve vatandaş için olmazsa olmazdır, çiğnendiğinde nefes bile alınamaz. Bugün siz alamazken yarın öbürleri alamayabilir. O yüzden hak, hukuk, adalet yürüyüşünü inanarak yapmak ve buna katılmak siyasi bir hareketten ziyade bir felsefeyi kabul etmek ve ona uygun davranma sözünü vermektir adeta.  Bu yolda çürük elmaları da ayıklamak da boyun borcu olmalı ve oy kaygısı değil ahlak saikıyla(güdü) ile hareket edilmelidir.
Aslında siyaset özel şirket mantığı ile yönetilmeli. Nasıl ki; çalışıyormuş gibi yapanları şirket kendi dinamiği içinde öğütüp atıyorsa siyasette de öyle olmalı, yoksa ben bugün hastayım, bugün yastayım, bugün uykusuzum mazeretlerini gönlünü verdiğini söyleyen insanlardan çok duyarsınız. Bu insanlar sonra ‘’en çok benim hakkım’’ diyerek gürültü de koparırlar. Ayrıca ekip işidir, öyle her şeyi başkana bırakıp yan gelip yatamazsınız.
Siyaset gönül işi olduğu için boş verilmemeli gönül verilmeli ve en verimli çalışma temposu ile ve görev bilinci ile çalışılmalıdır. Vakit geçirmek isteyenler çeşitli kurslara gidebilir ama gönül veren görevin hakkını da vermelidir. Atatürk’ün dediği “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’’ sözü düstur edinilerek, inanılan ilkeler doğrultusunda ve hizmet anlayışı ile sorumluluklar yerine getirilmelidir.
Sevgi ve saygının egemenleştiği, farklı düşünmenin düşmanlık olmadığının kabul edildiği, kapalı kapılar arkasında kendini üyeler adına hâkim irade görerek anlaşma yapanların olmadığı, ahlakın, hukukun, adaletin hüküm sürdüğü, siyasetin zenginleşme aracı olarak değil de halka hizmet hakka hizmettir anlayışıyla sürdürüldüğü, bir felsefenin oluşturulmasına çalışmak ortak görev ve borcumuzdur.
Bir duruşu olmalı insanın, maddi ve manevi çıkar karşılığında değişmeyen, işte bu ahlaktır.
‘’Ya duruşunuzu korur yalnızlaşsanız da saygınlaşırsınız,
Ya da döner durur, topaç gibi yalpalayarak yaşarsınız.’’
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.