• BIST 116.593
  • Altın 162,639
  • Dolar 3,8063
  • Euro 4,6601
  • Trabzon 11 °C

DÜRÜSTLÜK ÇİÇEĞİ

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Dünyada bulunma sebebimiz nedir?
Kendini tanıma olabilir mi?
Kim olduğumuzu öğrenmek ya da birlikte yaşayabilme kültürünü hatta farklılıklarının dilini anlayabilmek olabilir mi?
Yaşadığınız dünyadan memnun musunuz? Daha iyi bir dünya için ne yapıyorsunuz?
Kaybettiğiniz yolunuzu bulmak için ne yapıyorsunuz? İyiyi görüp, iyiyi söyleyip, iyi olanı yapıyor musunuz?
İnsanları bir olarak bir bütün olarak görebiliyor musunuz?
Belki de bu saydıklarım yapılmış olsaydı bugün kirlenmiş bir dünyada iyiyi arayıp bulmaya çalışmazdık. Zaten iyilik daim olurdu.
Dürüstlük çiçeğinin hikâyesini bilir misiniz? Hani bir Çin prensinin tahta çıkmak için kendine eş seçmek istemesini anlatır. Prens eş olarak seçeceği kız için ülkedeki tüm kızları huzuruna çağırıp kendisi için bir saksı çiçek yetiştirmelerini ister. Kızlara da çiçek tohumları verir. Sonunda saksısı hiç çiçek açmamış bir hizmetçiyi tercih eder. Saksıları çiçek dolu olan ve şaşkına dönen kızlara da dönüp der ki; “Bu çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Sizlere verdiğim tohumların hepsi sahteydi ve çiçek açmaları olanaksızdı. Hepimiz böyle çiçekler ekelim ve çiçeklerimizi soldurmayalım”.
Evet sahte sözler, sahte vaatler, sahte gelecekler sunuluyor bizlere. Her taraf güllük gülistanlıkmış gibi gösteriliyor. Ama hiç “dürüstlük çiçeği” eken yok.  Aslında biz geleceğimizi kaybettik.
Hani o meşhur nasihat değildir bizi kurtaracak. “Kaderde ne varsa o çıkar karşına”…
Kaderimizi ve geleceğimizi bizler oyluyoruz.
Bu yüzden de korkularım hep çoğalıyor hiç azalmadan. En çok da neden biliyor musunuz; “Ben” duygusundan çıkıp “biz”e ulaşmak artık çok zorda ondan.
Bizler biriktirmeyi unuttuk. Dost biriktirmeyi, para biriktirmeyi, saygı biriktirmeyi, sevgi biriktirmeyi, mutluluk biriktirmeyi… Ve daha nicelerini hep unuttuk.
16 Nisanda gerçekleşecek seçimde bile neyi oylayacağımızı tam olarak bilmeden benim partim, senin partin diyerek hatta inadına diyerek sandık başına gideceğiz.
Oysa geleceğimizi oyluyoruz;  Bu seçim gençlerin seçimi.
İleride neler yaşayacaklarını bilmeyen gençlerin seçimi.
Daha gelmemiş zamanı oyluyoruz.
Bu hak bizim değil gençlerin.
Düşünün on beş yıl sonra neler olabilecek bu ülkede.
Bu oyu kullanma hakkı Elli yaş altınındır. Üstü bu oyu kullanmamalıdır. Gençlerin geleceğini yaşını başını almış insanlar oylayamaz. Tabii ki herkes gidip oyunu kullanmalı ama bu eğer gençlerin geleceği ise bu hak onlarındır.
Çoğu seçimlerimiz maalesef şartlanmalar sonucu yapıldığından zaman zaman can sıkıntısı ile sonuçlanıyor.
Yönümüzü bilemez ve olacakların anlamını anlamaz haldeyiz.
Gençlerimize sorunların çözümü doğrultusunda gelecek ufku sunmayan siyasiler bugün vaatlerle rengini belirle diyorlar.
Gençlerin hangi mesajını dinlemişler acaba? Durma noktasına gelen eğitim problemleri halledildi mi? Barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana yeni bir söylem var mı? Hayır ve evet diyen gençler el ele tutuşabilir mi? Korku ve güvensizlik ortamı için gençlere geleceğe yönelik ne tür vaatlerde bulunulmuş acaba? Üniversiteyi bitiren gençler taraf olmadan her yerde iş sahibi olabilecek mi? Çözümsüzlük, adaletsizlik, eşitsizlik gibi kavramlar ne olacak? Onca cinayete ve tecavüze kurban giden gençlerimizin hesabını kim verecek? Şehit düşen fidanlarımızın, okuyamayan gençlerimizin, çocuk işçilerin hesabını kim verecek? Ve daha nicelerinin… 
Ne istediğini seçmekte zorlanan (seçenek azlığından) günümüz insanı, genellikle ya çoğunluğun yaptığını yapıyor ya ailesinin dediğini ya da üst sistemlerin taleplerine boyun eğiyor. Çok azdır sorgulayan ve gücü tercih etmeyen.
Maalesef ortada proje insanlar topluluğu var.
Başkalarının değil, kendimiz olalım.
Bizler ya maziye ya da istikbale mahkûm olan seçmenleriz. Politikacı hiç bugünü konuşmaz. Geçmişi suçlar. Gelecek için ise vaatlerde bulunur. 
Umarım ülkem için en güzeli, en hayırlısı çıkar sandıktan. Unutmayın!  Çocuklarımızın istikbalini oyluyoruz…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.