• BIST 105.380
  • Altın 270,856
  • Dolar 5,7403
  • Euro 6,3404
  • Trabzon 15 °C

DÜŞ KUR

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

   Düşüncelerinin özgürlüğü, dış dünyanın, zekası ile bütünleşmesi, duygularının iç dünyası ile harmanlanıp o derin kelimelerle okuyucuya aktarılması bende hep farklı pencereler açmış çok derin ve kıymetli filozof, yazar, düşünür, ressam Halil Cibran’ı yazacağım bugün. 
Deli, Vadinin Perileri, Gezgin ve en çok sevdiğim başucumdan hiç eksik etmediğim Ermiş kitabı. Tüm bu kitaplar onun zengin bilgi ve düşünce kaynağının aklımda yer eden bilgeliğidir. Kelimelerin sihirbazı bu adamı hep sevdim.
“Geçen gece mabedin kaymaktaşından yapılmış merdivenleri üzerinde iki adamın arasında oturmuş bir kadın gördüm. Kadının yüzünün bir yanı soluk, bir yanı kızarmıştı.” DELİ (Mabedin merdivenlerinde)
Burada soluk ve kızarmış yüzle, kadının hem renksiz hem renkli belki de utanmış hali belirtilmektedir.
Sanki her zaman utanması ve çekinmesi gereken kadınmış gibi. Üstelik erkeğin yerine bile… 
Evlilik üzerine Ermiş kitabında “ Sevin birbirinizi ama aşka dair mecbur kalıcı anlaşmalar yapmayın. Birbirinize ekmeğinizi verin ama aynı lokmayı ısırmaya kalkmayın. Gönüllerinizi verin, fakat himayesine değil.”der ve devam eder. Evliliği, kadın- erkek ilişkisinin ahengini, bütünlüğünü ve birbirini tamamlayan unsurlarını o müthiş cümleleriyle nakş eder gönlümüze.
İki gün sonra Dünya Emekçi Kadınlar günü.
Bugünün anlamını bile kadınları basitleştirmek adına “kadınlar günü” olarak değiştiren kapitalizmin eli, günün anlamını kadınlara hediye alma günü olarak empoze etmiştir.
Sanki kadınlar bir iki güzel söz ve janjanlı bir paketle her şeyi unuturmuşçasına. 
Oysa 8 Mart gün olarak özgürlüklerin, eşitliklerin konuşulacağı gündür. 
Günün ortaya çıkma hikayesi ise; Amerika’da çok ağır şartlarda ve çok düşük ücretlerle dokuma fabrikasında çalışan kadınlar, koşulların her geçen gün daha da ağırlaşması ile eşit iş, eşit ücret isterler. 8 MART tarihinde bir yangın ve grevle başlayan kadın dayanışması bugün kapitalizmin dayattığı süslü hediye gününe yerini bırakmıştır. 
Yani anlam ve mana şaşmıştır
Oysa özgürlük yine Cibran’a göre” zincirin en sağlamıdır. Halkaları güneşte parıldasa ve gözlerimizi kamaştırsa bile. Özgür olabilmemiz için, kendi benliğimizin görüntülerinden uzaklaşmamız gerekir.  Ne zaman ki bir gölge soluklaşıp silinir, geride ki ışıklardan biri öne çıkar ve bir başka gölgeye ışık olur.”
 İşte o zaman bağımsızlığınızı ilan etmiş olursunuz.
Kadınların özgürlüğüne, sözlerine, eşitliğine, şartlarına dokunanlar 8 Martı bile kendilerinin konuşup, yorumladığı bir gün olarak belirlemiş.
Kadını sürekli topallayarak, aksak bir biçimde bırakanlar ve onu tedavi etmeye çalışanlar, kadının sırtına hep bir yük ekliyor. Sonrada dünya kadınlar gününde gül yada karanfille bir gün özgür bırakıyor.
Kadın derin bir belirsizlik içinde çaresizce bekliyor.
Araf’ta bekliyor.
Ne ileriye gidiyor, ne sağa, ne sola gidebiliyor.
Kaderi erkeğin elinde, sıkışmış ve çaresiz. Araf’ta kalmış bekliyor.
Yani hep bekletiliyor.
Cibran kendi gelişimini kadına bağlar.
Aşk mektupları kitabında “Eğer bugün benim herhangi bir önemim varsa, bunu kadına borçluyum. Kadın benim gözlerimi ve kalp kapılarımı açmıştır. Eğer anne, kız kardeş ve kadın dost olmasaydı.  Ben tatlı rüyalarda horlayan ve etrafındakilerin huzurunu kaçıran biri olurdum” 
Oysa kadınlar bugün birilerinin koyduğu kurallara itaat eder oldu.
Hayal kurma, düşlerin olmasın dendi.
Haydi! 8 Martta düş kur.
Ne görüyorsun?

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.