• BIST 110.377
  • Altın 155,810
  • Dolar 3,8543
  • Euro 4,5433
  • Trabzon 23 °C

Eğitim S.O.S. Veriyor

Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu

Malum gündem konularımızdan bir tanesi olan TEOG’un kaldırılması üzerine artık tartışma bile yapılamaz bir noktaya kadar geldik. Toplumsal kanıksama (benimseme) hızla yaygınlaşıyor, sonu belirsiz bir türbülansın içinde savrulmaya devam ediyoruz. Eğitim-öğretim konusunda siyasi ve ideolojik kalıpların dışına çıkan, taraflı tarafsız her kesimin zihnine düşen soru; “çocuğum iyi bir eğitim alacak mıdır?” sorusudur.

Bilindiği gibi Trabzon özelinde geçen yıldan itibaren anormal bir özel okullaşma furyası yaşandı. Adını bile bilmediğimiz özel eğitim kurumları kentin her bir yanında mantar gibi türeyerek billboardlarda reklam yarışına girdi. Zira yavrularımızın geleceği gibi hassas bir konuyu iyi yakalayan eğitim tüccarları, işi paraya çevirme peşine düşerek görsel kandırmacaları büyük bir iştahla kullandılar. Bu hengâme içerisinde öne çıkan ana temalar iyi bir yabancı dil, deneysel ve buluşçu fen eğitimi, nitelikli sosyal faaliyetler ve kişisel gelişim olmuştur. Dikkat edilirse bu temalar içerisinde “inançlı” ya da “maneviyatı yüksek” bir nesil kesinlikle yer almamıştır. İşin en kritik noktası da budur.

Konuyu biraz daha açalım. İş eğitim gibi ailelerin can damarı bir noktaya geldiğinde herkesin beklentisi, çocukların geleceklerini garanti altına alabilecek bir donanımla yetiştirilebilecekleri okul ortamı bulmaya dönüşmektedir. Örneğin Trabzon’da iktidara mensup üst düzey siyasetçiler, belediye başkanları çocuklarını hangi okullara teslim etmişlerdir, merak ediyor musunuz? Söyleyeyim; Atatürk’ün talimatıyla 1928’de kurulan özel bir eğitim kurumuna… Niye biliyor musunuz? Çünkü onlar da biliyorlar ki, çocuklarımızın geleceğini kurtarmak akılcı, pozitif, laik, sorgulayan, düşünen, eleştiren, sosyalleşmeyi önemseyen, kültür veren bir eğitim sistemi ile mümkündür. Peki, yeni müfredatımızın içine giren evrensel değerlerden uzak “arabesk unsurlar” için bu sayın yerel yöneticilerimizin bir tepkisi var mıdır? Asla… Çünkü onlar tehlikeyi sadece makam kaybetmede görmektedir. Nasılsa Atatürkçüler bu ülkeyi gerici yapılanmaya karşı koruyacaktır. Ben günümü kurtarmalıyım diyen bu “metal yorgunlarına” tavsiyem; ikiyüzlülüğe son verip çocuklarını bir an önce Atatürkçü okullardan alarak bedava eğitim veren iyi bir imam hatip okuluna yazdırmalarıdır.

Milli eğitimin yıllardan bu yana süregelen pratik sorunlarının aşılması için yapılması gerekenler çok açık bir şekilde bellidir. “Nitelikli eğitim” için donanımlı öğretmenler, çağdaş mekânlar, modern laboratuvarlar ve en önemlisi “yazmayı öğreten” bir sistemdir. Çağdaş ülkelerde herhangi bir gencin düzeyini sorgulamak için başvurulan tek yol ona “yazı” yazdırmaktır. Oralarda herhangi bir başvuruda sizden istenen şey, belirli bir konuda ifade etme yeteneğinizi, zihinsel altyapınızı, dünyayı algılama düzeyinizi ölçebilecek şekilde bir yazı yazmanızdır. O yazıda kurulan cümleler ve anlam bütünlüğü kişi ile ilgili bütün sırları ve yetenekleri ortaya döker ve açığa çıkarır. Bütün bilgi birikiminiz, analiz/sentez yapma yeteneğiniz anında ortaya çıkar. Çağdaş normlar içerisinde yerini almış olan bu uygulama ile bizim mevcut sistemimiz ne kadar bağdaşmaktadır? Takdir sizlerindir.

Ülkede devam eden yozlaşmanın en yıkıcı etkisi eğitim sistemine kurban edilen yavrularımız üzerinde olacaktır. Bu ülkede evrensel değerlerden uzak tutulmaya çalışılan müfredat ile PISA testlerinde sıfır çekmekten asla kurtulma şansımız yoktur. Adına “manevi değer” denilen saçma sapan öğretilerin esas amacı, bilim yerine hurafe ile donatılan beyinler yetiştirmek, bu sayede cehaleti kutsamak ve bütün siyasi tercihlerde vekâlet verecek bireyler yetiştirmektir. Bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük bizatihi devlet eliyle, hem de acımasızca yapılmaktadır.

Eğitim düzeyi düşük ailelerimizin elinden türlü kandırmacalar ile alınarak imam hatip kurumlarına teslim edilen yavrularımız adına derin endişe duyuyorum. Bunu dünyayı iyi bilen sade bir bilim insanı olarak dile getirmek çok acı verici…


PROF. DR. HARUN TERZİ’YE…

19 Eylül’de KTÜ İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Harun Terzi’yi maalesef ebediyete uğurladık. Uzun yıllardır verdiği sağlık mücadelesini kaybetti. Allahtan kendisini en yüksek makamında ağırlamasını diliyorum.

Çok yakın bir arkadaşlığımız olmadı, ama çok güçlü bir duygudaşlığımız vardı. İlkeli, dürüst, işini iyi yapan, mert birisiydi. Akademik camiada yaygın olan yalakalık, ikiyüzlülük gibi yakışıksız kişiliklerle hiç işi olmadı. Hep doğru bildiğini söyledi ve savundu, asla korkmadı, çekinmedi, tam bir Karadeniz delikanlısı gibi davrandı.

Bütün samimiyetimle itiraf ediyorum ki; siyasi görüşünü hiç bilmedim. Hala da bilmiyorum. Ama o kadar güvenilir bir liman gibiydi ki, bunu merak etmenize hiç gerek kalmazdı. Doğru, dürüst, ahlaklı bir bilim insanı olmanın verdiği özgüvenle konuşur, bunu da hiç çekinmeden yapardı. Tam bir bilim insanıydı yani.

Sosyal medya üzerinden yaptığım umarsız, çıkarsız paylaşımlarının altına çekinmeden imzasını atar, hep destek olurdu. Yaşama aynı gözle baktığımız hissini bende derinden uyandırırdı. Sağlığını kaybettiği dönemlerde onu görme cesaretini kendimde hiç bulamadım. Aynı çileyi ben çekiyormuşum gibi hep dua ettim. 19 Eylül’e kadar dayanabildi.

Eşine, yavrularına ve tüm sevenlerine onurlu, asil bir miras bıraktı. Ölüm ona yakışmadı ama bizlere ve tüm sevenlerine ilkeli olmayı, dik durmayı, dürüst olmayı bir kez daha öğreterek gitti… Mekânın cennet olsun kardeşim, seni asla unutmayacağım.
   


           

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.