• BIST 104.486
  • Altın 230,409
  • Dolar 5,4751
  • Euro 6,2155
  • Trabzon 10 °C

EĞİTİM SİSTEMİMİZDEKİ BAŞARISIZLIK NEDENLERİNİ BİRAZ DAHA YAKINDAN GÖREL

Rasim EFENDİOĞLU

ULUSLARARASI ARAŞTIRMA SONUÇLARI

Yurt içinde nasıl değerlendirme yapıyoruz. Kuşkusuz başta sınav sonuçlarına göre. Peki, bu sınavlar eğitimdeki başarıyı ölçüyor mu? Bu sınavlarda çok başarılı olanları izleyin bakın yaşamda başarılı mı? Hayır, sınav sonuçları başarıyı ölçmeye yetmiyor. Belki bir ölçüde bir sonuç veriyor ancak yeterli değil.

Sınav sonuçlarına göre bir yere giriyor, okuyor bir diploma alıyor. Sonra ne oluyor? Önemli olan bu. Çok başarılı bir hekim, çok başarılı bir mühendis, usta bir araştırmacı yazar, bilim adamı. Böyle bir sonuç çıkıyor mu? Bu durum salt bizim sistem için geçerli değil. Dünyadaki birçok sistemde durum böyle. Ünlü bilginlerin, sanatçıların, buluşlar icatlar yapanların yaşam öyküsüne bakın okul yaşamları hiç de başarılı değil. Hatta kimi okuldan bile kovulmuş. Geri zekalı denmiş ve bu adamlar insanlığa yön vermiş, yaşamı kolaylaştıran buluşlar yapmış.

O halde sınav sonuçları ya da egemenlerin kurduğu eğitim sistemleri başarılı insan yetiştirmiyor. Belki çok yetenekli insanları destek yerine köstekliyor. O halde eğitim insana göre olmalı. İnsanın gereksinimlerini karşılamaya yönelik olmalı.

Araştırma sonuçlarına göre yıllardır Türk Eğitim sistemi başarısız görülüyor. Ülkeler arası sıralamada bize yakışan bir basamakta değiliz.

ARAŞTIRMA SONUÇLARINA GÖRE NE YÖNDE BAŞARISIZLIK?

Türk Eğitim sisteminde öğrenci okuduğunu anlamıyor, anladığını anlatamıyor. Okuma alışkanlığı çok zayıf. Okumaktan sıkılıyor, uzun metinleri okuyamıyor, anlayamıyor. Ev et hastalığa tanı koyulmuş. Teşhis mi diyelim kimileri daha iyi anlasın diye. Nasıl sağaltacağız, tedavi edeceğiz? Hep yanlış ilaç veriliyor, yanlış tedavi uygulanıyor ve bu nedenle hastalık iyileşmiyor, daha da artıyor yayılıyor.

Bir hastalık daha var. Matematiği öğrenci sevmiyor, matematikten korkuyor. Dil ve matematik. Eğitimin iki ana öğesi. Bu iki arıza olunca sistem işlemiyor. Fen bilimlerinde de öyle, sosyal bilimlerde de öyle. Ha kurslarda, özel öğretmenlerde öğrenci zorlanıyor, sınava hazırlanıyor sınavda kazanıyor ancak yaşamda sınıfta kalıyor. Edebiyatı çok iyi olan bir öğrenci sevdiğine iki satır mektup yazamaz, dileğini bir dilekçe ile anlatamaz. Fiziği çok iyi bir öğrenci çok basit bir kaldıracın ne işe yaradığını bile anlamaz. Kimyası iyi ise asit nedir, baz nedir ne işe yarar bilmez. Ancak bunlardan çıkan soruları çözer.

Başarısızlığın nerde olduğu görülür ancak başarısızlık giderilemez

BİZDE NE YAPILIYOR?

Eğitimi kim planlıyor, kim uyguluyor? Programları kim yapar, kim değiştirir? Her yazımda söylüyorum. Eğitimle uğraşanlar eğitimciler değil, politikacılar. Politikacılarda eğitimci yok mu? Var var olmasına da onlar politikacı olunca o özellikleri yok olur. Seçmeni nasıl kandırırım, seçimi nasıl kazanırım onu düşünür.

Eğitimde temel öğe nedir? İyi ve doğru düşünmek. İnsanı insan yapan öğe bu. Peki, politikacı olaya nasıl bakıyor? Özgür düşünceden yana mı, egemen düşünceden yana mı? Öğretmenlik yıllarımda sınıfın duvarına şu özlü sözü asardım. “Öğrenciye neyi düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğretmeli”.  Bu özlü söz özgür düşünceyi getirir.  Öğrenci doğru düşünebilsin o yeter. Sizin gibi düşünmesini isterseniz o dolap beygiri gibi olur bir yönü görür. Belli sesleri işitir ve elbette eğitim ona yaşamı öğretmez.

Bizim eğitim sistemimiz yıllardır bu esas üzerine kurulu ve bu nedenle başarısız. Bir iktidar gelir kendince değiştirir, öbürü gelir kendince değiştirir ve sonuç ortada. Öğrenci şaşırır kalır. Biri gelir eğitimde dinsel sistem ağırlıklı olmalı. Okullar hep imam hatip olmalı der. Oysa İmam Hatip adı üzerinde bir meslek okulu. Peki bizim sistemde bu okullar meslek okulu mu? Hayır, imanlı bir nesil yetiştirmek amaç. Oysa bu sistem değil imanlı gençlik yetiştirmeyi aksine imansız gençlik yetiştiriyor. Niçin mi? Bizim dinimiz öncelikle doğru düşünmeyi, iyiyi kötüyü, güzeli çirkini kendi kendine bulmayı emreder. Düşünemeyen akıllı olmayan insanı sorumlu tutmaz. Bizim dinsel eğitim insanı doğru düşünceye sevk etmez. Dini kıssalarla, dinler tarihi ile dini öğretir. Oysa dinler tarihinde dine zarar veren birçok olay var. Bu yoldan bu din sağlıklı öğretilmez. Bir de buna dini siyasete araç yapmak var ki böylece iyice dinden çıkar.

Eğitim sistemimiz bundan dolayı sürekli tökezliyor, geri gidiyor. Dünya bilim tarihine katkı sağlayamıyoruz. Yarınlarda bu günleri okuyanlar, “Bu Türkler ne yapıyordu ki eğitimleri bu denli geri” diyecekler.

EN ÖNEMLİ ÖĞE ÖĞRETMENLİK

Evet, öğretmen de öğretmeni nasıl yetiştiriyoruz ve özgür çalışmasına olanak tanıyor muyuz? Evet, eğitim fakültelerimiz bol. Her üniversitenin bu fakültesi var. Eğitim süresi yeterli. Ancak nasıl bir eğitim alıyorlar. Nasıl donanıyorlar. Öğrencinin karşısına geçince öğrenci “Elinde ışığı ile olana elini uzatmış bir rehber mi görüyor. Yoksa formaliteleri yerine getiren bir görevli mi? Öğrenci öğretmeni görünce mutlu olmalı. Kafasındaki karanlıkları aydınlatmalı. Öğrenci öğretmeninden neleri düşüneceğini değil, nasıl düşüneceğini öğrenmeli. Öğrenci öğretmenini de aşarak öğretmenine de öğretmeli. Gerçek eğitim bu.

Öğretmen yürüyen kütüphane değildir. Öğretmen, bilgi hamalı değildir. Öğretmen cevherin nerde olduğunu bilen onu araştıran bir rehberdir. Öğretmen öğretirken öğrenir. Öğretmen her şeyi bilmez. Ancak bilgiye nasıl ulaşılacağını bilir.

SONUÇ

Bu konuda çok yazdım, çok konuştum. Belki bıktırdım da. Ancak sorun çok önemli. En önemli zenginlik kaynağımız elden gidiyor. Altınınız, kromunuz, boraksınız, petrolünüz varsın kalsın toprak altında. İnsanınıza sahip çıkın. Bu zenginlik kaynağı heba olmasın. Bir kuşak heba olmasın. Gelecek kuşaklar da zarar görür. Ne olur biz de, biri öbürü nasıl düşünüyorsa öyle düşünmeyelim kendi özgün düşüncemizi üretelim. Eğitim sorunlarının çözümü için ilgilileri ve yetkilileri zorlayalım. Güzel ve aydınlık yarınlar için. Bu insanlık borcumuzdur.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.