• BIST 93.225
  • Altın 359,483
  • Dolar 6,7680
  • Euro 7,3464
  • Trabzon 10 °C

El Ele Büyüttük Sevgiyi

Havva  LAKUTOĞLU

  Önceden bir gazetenin ölüm ilanlarına bile bakamazdım. Çok üzülür ve korkardım. Oysa yaş aldıkça ölümün kaçınılmaz ve kesin olduğunu anlıyorsun. 
Ölüm yaşamın sona ermesidir. 
Hiç son noktadan geriye dönen, birini görüp ya da tanıdınız mı?
Kim bilir! Rahşan Ecevit, Bülent’ini görmek için ne kadar çok dua etmiştir?
Ölünce yaşam noktalanıyor mu? Yoksa başka bir yaşama göç edip orada devam mı ediyorsun bilmiyorum? Ama belki de diğer yaşamda insanlar sevdikleriyle yine karşılaşır kim bilir!
Ben bugün aramızdan ayrılan Rahşan Ecevit Hanımefendiye son görevimi yerine getirmek için düşüncelerimi yazacağım. 
Rahşan Ecevit imzası, başarı, hırs ve sevginin imzasıdır. Hiçbir zaman yaşamında düz bir çizgi olmamış olan bu boyu kısa ama yüreği kocaman kadın, erkeğine her zaman destek olmuş ve sevgisiyle onu yüreklendirmiştir.
Kim bilir! Son dönemde ki yalnızlığına ne çok şey saklamıştır. Bulutunda sakladığı biriktirdiği yağmurları kim bilir! Yüreğinden kaç kere yağdırdı yanaklarına.
Kimlikler yüzünden yaşadığımız onca kalp kırıklıklarına bugün Rahşan Hanımın ardından söylenen bazı kötü kelimeleri duyunca diyorum ki yeter artık! Muaf olalım bu kimliklerden. ışıklar bu yüzden çok fazla sönmedi mi?  Kalplerde ki aydınlık bu yüzden kararmadı mı? Kimse kimsenin değildir. Neden illa bu kimlik arayışı? Rahmetle demek neden zor ki?
Rahşan Hanımla karşılaşmamız toplamda beş defa oldu. Kendi evinde beni üç defa ağırladı. Yaptığı tablolardan tutunda, yine yaptığı kurabiyelere kadar gerek hayata dair, gerek kadın olmaya dair, gerek başarıya dair her şeyi konuştuk… 
Çok zarif, hanımefendi ve sevgi dolu bir kadındı.
2006 yılında kendisiyle yaptığım bir röportajda;
- Birkaç yıl önce laiklik elden gidiyor. Bugün din elden gidiyor diyorsunuz. Bu söylem değişikliği neden kaynaklanıyor?
- Laiklik elden gidiyor dediğimiz dönemde yeni muhafazakar partiler kuruluyordu. Ve o partiler zaman içerisinde halkımızın dini görüşlerini sömürmeye başladı. Kendilerine göre düzen kurma hazırlığı içerisindeler. Bir insan hem dindar, hem laik olabilir. Ben istediğim kadar dindar olayım ama devletin işleri dinden uzak olmalıdır. Esas mesele nedir biliyor musunuz? Güçlü devletlerin Türkiye üzerinde oynanan ve oynamak istedikleri oyunlardır. Batı Türkiye sevdası yüzünden misyonerlik faaliyetleri  ile Türkiye’yi bölüşüp, parçalara bölmeye çalışıyor. Mezhep diyor, Sunni diyor, Alevi diyor… Din özgürlüğü diye bir ibare çıkardılar. İşte bu yüzden de ortada saldırgan tavırlar arttı. Endişelerim çok fazla Havva hanım.
                                            *******
 
 Laiklik ilkesi Rahşan Hanımın olmazsa olmazıydı. Müslüman olarak tüm dinlere saygılı olduğunu söyleyen Rahşan Hanım. Din ve devlet işlerinin mutlaka ayrı olması gerektiğini yoksa bir din devleti inşa edileceğini. “işte bu yüzden de  hiçbir şey olmuyormuş gibi davranamam” diyordu. 
Bülent Beyle adeta eldiven gibiydiler. Hiçbir zaman eşi bulunmayan eldiven değil. Hep çifti hazır olan eldiven misali. Kendilerini de ısıtan kalpleri de ısıtan. Onlar hep çift olmayı başarmış bir sevda türküsüydü.
Birlikte öğrendik seninle 
Avucumuzda yüreğİ çarpan, kuşu sevgiyi
El ele duyduk kumsalda denizin
Milyon yılda yonttuğu taşa sevgiyi
Dizelerinde “el ele büyüttük sevgiyi” isimli şiiriyle Bülent Bey, Rahşan Hanıma sevgisini anlatmıştı.
- Rahşan  Hanım başarılı bir kadınsınız. Her zaman Bülent Beyin yanında oldunuz. Takdir görüyorsunuz. Sizin Allah kadını cesur yarattı söyleminizden yola çıkarak bugün Türkiye’de Kadın hakları ne durumda acaba?
Havva Hanım hassasiyetlerimiz aynı. Kadınların hayatı erkeklerin hayatının yanında biraz zor. Özellikle AKP Hükümeti ile daha da zorlaştı. Birçok kadın işten çıkarıldı aynı zamanda tercihende kadınlar işe alınmamaya başlandı. Hesap sorulduğunda ise “Ne yapalım bu iş erkek işi” deniliyor. Allah aşkına erkek işi ne demek? Kadın haklarının ihlali burada başlıyor zaten.
Rahşan Hanım okuyan, yorumlayan, sorgulayan bir Cumhuriyet Kadınıydı.Karaoğlan efsanesinde bütünleyici unsurdu. Üstelik hiçbir algı söz konusu olmaksızın eşine giydirdiği mavinin tonuyla “Ecevit Mavisi” diye bir tanıma vesile olmuş bir hanımefendi.
-Rahşan Hanım hep merak etmişimdir, nereden çıktı bu Ecevit Mavisi?
-Gülümseyerek mitinglerde eskiden otobüsümüz yoktu.. Havva Hanım ilk otobüsümüzü de ben buldum biliyor muydunuz?  Otobüsümüzün olmadığı zamanlarda tahtadan kürsü yapılır Bülent Beyde onun üstüne çıkıp konuşma yapardı.  Bazen de kamyonun arkasına çıkıp konuşma yapardı. Etrafı hep kalabalık olurdu. Bir gün bir adam “bunlardan hangisi  Ecevit” söylenince bende “Şu mavi gömlekli” dedim. O günden sonra da Bülent  Beye hep mavi gömlek giydirdim ki tanınsın, bilinsin diye. Adı da Ecevit mavisi oldu.
Ben Rahşan Hanım için sayfalar dolusu kelime yazabilirim ama bu yazımı yine onun çok sevdiği Paul Gouguin’in Tahiti tablosundaki “Kimiz,nerden geliyoruz, nereye gidiyoruz” sorusuna cevabı ile bitireceğim.
Hepimiz Allah’ın kullarıyız. Ondan geldik ona gidiyoruz.
Rahmetle 
 

 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.