• BIST 86.072
  • Altın 251,269
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • Trabzon 19 °C

EMPERYALİST GÜÇLERİN SANAL PROJESİ: KÜRDİSTAN

Dr. Hasan AKYÜZ

   Bir konu hakkında konuşmadan önce en azından asgari derecede bilgi sahibi olmak hem hitap ettiğiniz topluluğa hem de kendinize saygı duymak açısından ilk şart olmalıdır, hele de etkili ve yetkili bir konumdaysanız.
     Son zamanlarda konuşabilen herkes bir Kürdistan tanımı yapıyor. Kimine göre Suriye’nin kuzeyi, kimine göre Irak’ın kuzeyi, biraz yüz bulabilen şımarık entellere göre ise Türkiye’nin güneyini kapsayan bir bölge. Peki gerçekte var mı ve varsa nerede bu Kürdistan? Konu hakkında bilgi sahibi olup konuşabilmek için tarihe ve yazılı kaynaklara objektif olarak bakmak gerekiyor. 
     XV. Yüzyıla baktığımızda Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da birbiriyle mücadele eden iki Türkmen Devleti, Karakoyunlu ve Akkoyunlular görülmektedir. Türkmen Karakoyunlu devletini yine Türkmen olan Uzun Hasan’ın Akkoyunlu devleti sona erdirmiştir. Bu dönemde Kürdistan adı ne coğrafi ve ne de idari birim olarak söz konusu değildir, böyle bir oluşumun en ufak bir izi yoktur. Daha sonraki yıllarda tarihsel değeri olan vesikalara baktığımızda 1526 yılında Yavuz Sultan Selim'in Kral Fransuva’ya yazdığı fermanında Kürdistan ifadesinin geçtiğini görüyoruz. Fermanda geçen ''Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rum-eli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Vilayet'İ Zülkadriye'nin ve Diyarbekir'in ve Kürdistan'ın ve Azerbaycan'ın ve Acem'in ve Şam'ın Ve Haleb'in ve Mısır'ın'' diye ifade edilen bölgeleri incelediğimizde bu gün siyasi Kürtçülerin Kürdistan sınırları içinde saydıkları pek çok yerin bu ve benzeri birkaç fermanda Kürdistan'dan ayrı olarak sayıldığını görmekteyiz. Tarihçiler bu durumda Kullanılan Kürdistan teriminin genel anlamda doğunun dağlık bölgeleri için kullanılmış olabileceği, fermanlarda zikredilen Akdeniz, Karadeniz ne kadar izafi bir terimse, Kürdistan’ında bu şekilde izafi bir terim olabileceğini vurgulamaktadırlar. XVI. yüzyılda Evliya Çelebinin notlarında da Kürdistan terimi görülmektedir. Bu günkü Mezopotamya bölgesinden bahsederken Kürdistan-ı Şengistan, Diyarbakır bölgesinden bahsederken de Kürdistan- ı Türkmenistan terimlerini kullanmaktadır. Araştırmacı Martin M.Van Bruinessen Evliya Çelebi’nin kullandığı terimleri yorumlarken ''Evliya, Kürtlerin olduğu bütün bölgelere küçük bir azınlık oldukları durumda bile, Kürdistan demektedir'' yorumunu yapmaktadır. 
       XVII ve XVIII. Yüzyıllarda da Osmanlı ülkesinde 34 eyalet ve 320 sancak mevcut olup Kürdistan adlı bir eyalet veya sancak yoktur, ta ki XIX. Yüzyıla kadar.  XIX. yüzyılda Tanzimat sonrasında Avrupalı uzmanların etkili yönlendirmesi ve Mustafa Reşit Paşa'nın gafletiyle 1846 yılında Kürdistan vilayeti ve 1850 yılında Lazistan sancağı kanunla kurulmuş, 1864 yılında yanlıştan dönülmüş ve vilayetler ılga edilmiştir. Siyasi Kürtçülerin her fırsatta dile getirdiği ve öne sürdüğü Kürdistan vilayeti topu topu 20 yıl sürmüş zorlama bir kanun ile kurulmuş ve oynanan oyunun fark edilmesi ile yine bir kanun ile kaldırılmıştır, tamamen yapay bir oluşumdur. Bu gün gelinen noktada maalesef bazı emperyalist güçler tarafından Karakoyunlu Türkmenlerin bölgesi olan Musul-van bölgesi, Akkoyunlu Türkmenlerin bölgesi olan Diyarbakır-Erzincan bölgesi Zorla Kürdistan yapılmaya çalışılmaktadır. 
     Peki Tarihte gerçek anlamda Kürdistan adında bir toprak parçası hiç olmamış mıdır? Evet olmuştur, ama nerede? Bazı yazılı belgelerde Kürdistan adına ilk defa Büyük Selçuklu Sultanı Sançar zamanında (1117-1157) rastlandığını, Kürdistan’dan bahseden ilk önemli tarihsel tanımlamanın Hamdullah Mustafa Kazvini’nin Nüzhet'ül Kulub adlı eserinde (1340 yılında yazılmıştır) geçtiği görülmektedir. Bu eserde Anadolu ve çevre Ortadoğu toprakları idari olarak 4’e ayrılmış ve Kürdistan bölgesi 16 kasabadan oluşan, İran'da küçük bir bölge olarak gösterilmektedir. Kürdistan denilen yerin tarihte kapladığı alan sadece bu kadardır. Bu günkü emperyalist ve siyasi Kürtçülerin inşa etmeye çalıştıkları hayali Kürdistan’ın oturtulmak istendiği coğrafya ile hiçbir alakası yoktur. Olayı daha iyi kavrayabilmek için dayatmacı emperyalist güçlerin kendi tarihsel belgelerinden de yararlanabiliriz. XIV. Yüzyıl’dan XIX. Yüzyıl başlarına kadar Avrupa’daki bütün haritalarda Anadolu’nun güneyi ve Doğusunun “Türkomanıa“ ( Türkmen Ülkesi ) olarak tanımlandığı görülmektedir. (Elinizdeki akıllı telefon ile google’a “Türkomanıa” yazıp sorgulamanız bilginin doğruluğunu teyit etmeniz için yeterli olacaktır ). 
      Bugünkü siyasi Kürtçüler ve destekleyicileri, neden XIV. Yüzyılda ilk olarak Marco Polo’nun kullandığı ve Anadolu’nun doğusunu kapsayan Türkomania ( Türkmen Ülkesi ) teriminin XIX. Yüzyıl başlarına kadar Avrupa’daki haritalarda kullanılırken XIX. Yüzyılın sonlarında bu terim yerine Kürdistan ve Lazistan’ın kullanılmaya başlandığını, neden zorla oluşturmaya çalıştıkları farklı bir Kürt uygarlığına ait Dünyanın hiçbir yerinde, bir müzede bir tane bile arkeolojik kalıntı, bir çömlek parçası, bir parça mozaik bulunmadığını açıklamalıdırlar. Bence cevap sadece Büyük Selçuklu coğrafyasında bulunan Kürtlerin Orta Asya’daki Bengü taşlara kazınmış olduğu şekilde Türk Milletinin bir parçası olduğu ve aynı medeniyeti paylaşmış olmalarında saklıdır. Bu nedenle farklı bir arkeolojik izleri yoktur. Ayrıca bütün emperyalist güçlerin neden bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak için çalıştıklarını ve ayrılıkçı Kürtçülere tam destek verdiklerini sorgulamak gerekir. Bağımsız Kürdistan hayali kuran siyasi Kürtçü enteller unutmasınlar ki “Tilkiler her zaman tavukların özgürlüğünü savunur”.
Not: Emperyalizmin bu günkü Kürdistan projesini anlayabilmek için ciddi kaynaklardan okuyup bilgi sahibi olmak gerekir. Benim bu konuya ilgi duyanlara acizane önerim ana kaynak olarak Prof Dr Abdulhaluk Çay’ın “Kürt Dosyası” kitabını ve üzerine Erdal Sarızeybek’in “Büyük Suikast”  kitabını okumalarıdır.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.