• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Trabzon 13 °C

"ENFORMATİK, CEHALET, DEZENFORMASYON: HEMŞİN GERÇEKLERİ"

Prof. Kemal Üçüncü

Hep söylemiş yazmışımdır, Türkiye’nin ana akım medya mecralarında dile getirilen görüş ve düşünceleri yaygın bir yabancı dile çevirerek dünya kamuoyuna arz etsek alay konusu oluruz. Ne hazindir ki Türkiye’de kamuoyu bu mecraların sunduğu haber ve yorumlarla kanaatini oluşturuyor. Günlük gazeteleri okuyup ortalamasını alıp görüş oluşturan pek çok politikacı ve üst düzey kamu görevlisi tanıdım.

Durum vahimdir. Enformatik cehalet dehlizlerinde boğuluyoruz.

Bir konuda eleştiri yapabilmeniz için karşınızda belli kavramlarla ve mantık silsilesi ile oluşturulmuş bir “metin” olması gerekir. Yoksa mugalatada boğulup kalırsınız.

Evet, büyük medyadaki yaygın köşe yazarlarını ve haber yorumları okuduğunuzda ciddi bir literatür eksikliği, bilimsel yetersizlik görürsünüz. Maşallah! bu arkadaşlar sertleşmeden, spora, teröre, ekonomiye kadar her konuda “görüş” yazarlar.

Partilerin tartışmacı, görüş açıklama kadrolarında da buna benzer bir yapılanma var.

Maşallah!

En son örneği Atlas Dergisi Eylül sayısında görüyoruz. Dergi Rize ilimizin nadide ilçelerinden biri Hemşin coğrafyasının kültürel peyzajını dosya konusu olarak değerlendirmeye aldı.

Hiçbir kaynağa referans vermeden oldukça iddialı bir biçimde hiç gereği ve anlamı yokken yöre halkının etnik geçmişi ile ilgili bir takım hezeyanları gündeme taşıdı. Türkiye’nin ana akım yaygın mecralarında çok büyük bir kalitesizlik söz konusu. İletişim fakültelerinin artık rastgele açılması birden bire artan medya mecraları mesleki bir deformasyonu da beraberinde getirdi.

Peşrev faslından sonra beyimiz ağız büzmesinden Ömer diyeceği belli hemen çıhış ediyor. Sabırla göz atalım:

…“Peki, nereden gelmişler? Bu konuda birçok varsayım var. En iyisi bu çetrefil hikâyeyi genel hatlarıyla özetleyelim: Araplar 7. yüzyıl ortasında Ermenistan’ı istila etmiş ve Kuzey Kafkasya’ya doğru yayılmıştı. Ermenistan’daki Arap valisi 8. yüzyıl sonuna doğru, baskıcı ve şedid politikalarına zaten ağır olan vergi yükünü daha da arttırmayı ekleyince, Prens Shapuh Amatuni ve oğlu Hamam önderliğindeki kalabalık bir grup Ermeni, 789-90’da Aragatsotn kantonundaki yurtları Oshakan’dan göçüyor. (Bunların 12 bin kişi oldukları rivayet ediliyor ama gerçek tarihçiler bu sayının, istatistiki bir veri olmadığını, göçen nüfusun çokluğunu belirtmek için sembolik bir anlam taşıdığını söylüyor.) Bugünkü Ardahan’ın ilçesi Göle’ye geliyorlar ama Arap birlikleri de peşlerinde. Bunun üzerine Bizans hâkimiyetindeki Pontus bölgesine yöneliyorlar. Bizans İmparatoru VI. Konstantin, onları Fırtına Havzası diyebileceğimiz bölgeye yerleştiriyor”..

Küresel Emperyalizmin Etnisiteleri, Dinleri, Mezhepleri Siyasallaştırma Oyunu

Bilindiği üzere Küresel emperyalizmin yeni stratejisi hedef ülkeleri ve coğrafyaları din, mezhep, etnik mensubiyetler temelinde siyasallaştırarak milli çerçeveyi dağıtarak açık amele pazarı haline getirmek ve her anlamda sömürü ve tahakküme açık bir hale getirmektir. Uzun yıllardır yazıp anlatıyoruz lakin duyacak kulaklar nerede? Bu mücadeleden bizim coğrafyamıza düşecek olan pay aşağıdaki gibidir. Kültür coğrafyamızın insanlarını birbirine düşürmek için böylesi oyunlara başvuranları teşhir ediyorum en yüksek perdeden kınıyorum, insanlıklarını sorguluyorum. Tarih ciddi bir konudur ve mümkünse amatörlerin bırakın tarih yazmayı okumaları bile mahzurludur diyerek büyük tarih felsefecimiz Şahin Uçar hocanın kulaklarını çınlatalım. Suriye ve Irak dinler ve ırklar mezhepler aşiretler çatışmasından aşağıdaki tabloya erişti. Büyük sermayemizin parlak ciltli lümpen ebleh dergileri “bilerek veya bilmeyerek” bu misyona su taşımaktadırlar.

1313.jpg

Mütevaffa tarihçimiz Fahrettin Kırzioğlu konula ilgili kadim kaynak ve kroniklere vukufla değerlendirerek meseleyi açıklıkla ortaya koymuştur…

Mesele açıktır, Türk tarih yazımına hakim olan Sünni, İslam perspektifi Türklere asla ve asla Hristiyan olmak gibi bir “günahı”! konduramadığı için mesele anlaşılamamaktadır. Karadeniz Bölgesinde ve Karadeniz’in karşı yakasında [Gagavuzlardan çok önce]  bir Hristiyan Türkler gerçeği vardır. Arşaklılar idaresinde ve Kafkasya’da bin yıllarca iç içe yaşamış Türkler ve Ermeniler söz varlığı ve sentaks düzeyinde birbiri dillerini kültürlerini etkilemişlerdir.[i]

Hemşin’deki durum budur. Komşuları Lazların tabiri ile onlar “SİMEKHİ”[=ÜÇOK]  boyundandırlar.

Son yıllarda Ermenistan’da yapılan genetik araştırmalar da Oğuz /Kıpçak genetiği ile hay kavminin genetiğinin ne kadar yüksek oranda yan yana bulunduğunu göstermiştir.

Benzer bir durum Karadeniz’in kuzeyindeki Gregoryen Kıpçaklar için de söz konusudur. Bu Türk boyu da uzun yıllar Batılı Türkologlar tarafından armeno- kıpchak olarak tavsif edilmişleridir. Konuyla ilgili eserinde Prof. Dr. Erdoğan Altınkaynak “Gregoryanlar arasında 12 hayvanlı Türk takviminin kullanılması ve Karay-Kırımçaklarda olduğu gibi İslam öncesi gün adlarından bazılarının kullanılması dikkat çekicidir. Palkanov’a göre insanlar herşeyi değiştirebilirler ancak takvimlerini çok zor değiştirirler. Sıçhan yılı, Buğa yılı, Bars yılı, Koyan (tavşan) yılı, Balık yılı, Yılan yılı, At yılı, Koy (koyun) yılı, Maymun yılı, Tavukyılı, İt yılı, Tonguz yılı, Gregoryanların kullandığı takvimin yıllarıydı. Haftanın, Kiçiaynakün, Aynakün, Şabatkün, Bayramkün, Ayaskün, Kankün, Çubuhvurşgankün, gibi günlerinin olması da Gregoryanların Kıpçak Türkçesini sonradan değil, en eskiden beri bildiklerini göstermektedir.[ii] Moğol istilasıyla Kafkaslardan Kırım’a göç eden Ermeniler orada mukim bulunan Gregoryen Türklerle karıştıkları açıktır. Bu durum Gürcü/ Kıpçak ilişkilerinde de söz konusudur. Gürcistan’daki Kıpçakların tamamı Hristiyanlaşmıştır.

Hemşin yöresinde var olan geleneksel halk mimarisi incelendiği zaman yöre evlerinin klasik Türk mimarisinin bütün özelliklerini gösterdiği görülmektedir. Ayrıca yöre insanının gündelik hayatında kullandığı ve genellikle ağaçtan ve bakırdan yaptığı mutfak eşyaları, tarım aletleri ve hayvancılıkta kullandığı alet edevatın yapım teknikleri Trabzon, Giresun gibi diğer illerde yaptığımız derlemeler esnasında karşılaştığımız tekniklerle bire bir örtüşmektedir. (Yöre etnografyası hakkındaki makaleler için bkz: Uluslararası Karadeniz Havzası Halk Bilimi Araştırmaları Dergisi 2. Sayısı (Haziran 2015 sayısı)) Bu konuda yapmış olduğumuz monografi çalışması tamamlandığı zaman her şey daha net bir şekilde görülebilecektir.

 

 

 
 
 
 
 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.