• BIST 110.376
  • Altın 155,645
  • Dolar 3,8434
  • Euro 4,5320
  • Trabzon 18 °C

ESKR

Gürsel ÖZGÜR

AKP iktidarı döneminde her fırsat kullanılarak ve yalan senaryolarla yıpratılmaya ve toplumun gözünden düşürülmeye çalışılan Askerin kelime anlamından yola çıkarak bazı tespitleri vurgulayacağım. Asker kelimesinin kökeni ESKR olup her harfin anlamı vardır ve şöyledir:
E; Ulviyet-i ruhiye: askerin yüksek bir ruh yapısına sahip olmasıdır. Kendini aynı amaca adamış kişilerin ruhları şan, şeref, namus, vatan, millet sevgisi gibi yüksek duygularla bütünleştirilir.
S; Selamet-i fikriye: doğru ve sağlam bir fikre sahip olmaktır.
K; Keramet-i tabiye: taktik buluculuk ve sezinleme anlamındadır. Her şart altında öngörme yeteneğidir.
R; Riyazet-i bedeniye: askerin beden yapısının her türlü doğa şartlarına, yokluk ve zorluklara alışmış olmasıdır.  
Bu anlamın ruhuna layık olma adına eğitim alan asker, her ortamda örnek olmak bilinci ile hareket etmeye dikkat eder. Türkiye Cumhuriyeti’nin korunma ve kollanmasında görevli olmanın idraki ile ‘’vatanını en çok seven görevini en iyi yapar’’ felsefesi doğrultusunda sadakatle ve fedakârca milletine hizmete devam etmiştir, devam da etmelidir. Bu anlayış ile görev yapan askeri uydurma davalarla adeta sarsan AKP iktidarı şimdi aynı(!) Ordudan medet umuyor ve siyaseten kullanmaya çalışıyor.
Eski Genelkurmay Başkanı, Yarbay Mehmet Alkan’a yazdığı mektubunda ‘’Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’’ sloganından bile rahatsız olan bir iktidar ile çalışmak zorunda kaldığını vurgulamış ve serzenişte bulunmuş. Peki, Yarbay’da cevaben ‘’Kozmik odayı açtırmama dirayetini gösterseydiniz keşke!’’ diye yazar mıydı acaba? ‘’Evladı olmayanlar anlamaz’’şeklindeki saçma söze karşılık verirmişçesine, Yarbay’ımız feryat ederken anlıyoruz ki kaybettiği kardeşi kendi çocuğu olmadığından evladı gibiymiş. Yani evladı olmayanlar da sevgisiz, sorumsuz yaşamıyor; aslında bunun bir ölçümü de yok, ama zihniyet her olayda ayrıştırma olunca ayrıştırma işi üzerlerine işliyor.
“Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir’’ diyerek askerini taçlandıran M.K.Atatürk askere bir anlamda daha fazla sorumluluk yüklemiştir. Kemalist Asker de Atatürk’e layık olmak adına hata yapmama gayreti ve azminde olur. Asker tanımlaması aslında yalnızca üniformalılar için değil. Zira toplumumuzun çoğunluğunun bu tarife uyduğu da çok açık görülmektedir.
***
‘’Şehit anne, babası olmak tıpkı şehit olmak gibi insanı iki cihanda aziz kılacak kutsal bir payedir’’ dedi Cumhurbaşkanının eşi. Şahadet konusu istismar ediliyor sanki. Kuran-ı Kerime bakalım. ‘’Allah yolunda öldürülenler için ‘ölüler’ demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.’’(Bakara suresi 154) Şehitlik devletin dağıttığı unvan haline gelmiş gibi. Din tüccarlığı üzerinden kazananlar gerçekten inançlı iseler, aslında dini yönden fazlası ile kaybetmektedir. İşte bu yüzden laiklik çok önemli bir ilkedir, din ile devlet işlerini karıştırmamak gereklidir ki dini kullananlar da olmasın. Dağlıca olayında gördük ki hala konu istismar için kullanılıyor. Bu acılı günde dahi ‘’400 milletvekili olsaydı(AKP’nin) denebiliyorsa istismarın geldiği çirkin boyutları gösterir. O zaman bunun sorumluluğu kimde diye Millet sormaz mı? Askerler hukuksuzca katledilirken seyret, destekle sonra Paralelle aranızda güç mücadelesi başlayınca ‘’Pardon yanlış yapmışız, Paralelciler bizi kandırmışlar’’ demediniz mi, bu arada ölen, hapiste çürüyen askerlerin hesabı ne olacak? Oslo’da, Dolmabahçe’de görüştüğünüz PKK ile yeniden çatışma başlayınca yine bizi kandırmışlar diyeceksiniz. Yeni Türkiye’ciler, devlet yönetimi ciddiyet ister, öyle pardonlarla yönetilemez.
Türkiye Partisi olma iddiasında olan HDP ise yalancı ateşkes çağrıları ile ırkçı milliyetçi tutumunda devam etmesiyle birlikte PKK’nın siyasi kanadı olduğu gerçeği artık çok açık görülmüştür.
    ***            
Alman ordularının Polonya`yı işgal ettiği ve 2’nci Dünya Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilen 1 Eylül 1939 gününe atfen tüm dünyada kutlanan Dünya Barış Günü esasında Emperyalist Ülkelerin uydurmasıdır yani tribüne oynamasıdır, kandırmacadır. Sömürgeci Batı hiçbir zaman barış istememiştir, istemeyecektir de zaten tek güne sığan barış mı olur. Bu konuyu en fazla önemseyen ve uygulayan ise yüzyılın lideri Mustafa Kemal’dir. ‘’Yurtta Barış Dünya’da Barış” diyerek hem niyetini ortaya koymuş hem de uygulamıştır. İronik de olsa ‘’Dünya Barış Günü’’kutlu olsun, umarım cinayetler artık olmaz ve savaşlara son verilir.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Kuzey Ekspres | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.